Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Süleymannâme’den ‘Ecevitnâme’ye
Salı, 30 Mayıs 2006 - (12:39)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Dünyamızdan ayrılışının 23. yıldönümü vesilesiyle bugünlerde tekrar andığımız rahmetli Necîb Fâzıl’ın 70’li yılların başında Demirel için yazdığı ‘Süleymannâme’ isimli hicviye (yergi)si, Demirel’in 40 yıldır sergilediği tutarsızlıkları, siyasî manevraları ve laf canbazlıkları dolayısıyla tekrar hatırlandı.. Demirel, inancının gereği olarak örtünen müslüman kızların üniversitelerde okuyamayışı hakkındaki görüşleri sorulduğunda, henüz 1 ay önce, ‘Okuyabilecekleri yerlere, Arabistan’a vs.’ye gitsinler..’ gibi laflar etmişken; şimdilerde, ‘Benim öyle söylediğimi iddia etmek namussuzluktur..’ gibi, mantıkî ve ahlâkî açıdan hangi noktaya ulaştığını gösteren ölçüsüz laflar edebiliyor..

Ülkeye ve halka verebileceği hayırlı bir hizmeti kalmamışken, kendisini umut gibi göstermeye kalkışanların pohpohlamasıyla ‘muhalefet liderliği’ne heveslenen ve bu ‘entrikacı lider’ tipinin en tipiklerinden olan Demirel’in de, ondan çare umanların da düştüğü durum gerçekte, komikliğin çok ötesinde, ‘İsmail Dümbüllü’lük bir durum..

*

Benzer bir çaba, Ecevit için de sergilenmeye çalışılıyordu.. Hele, üzerinde etkisini ve mührünü hep hissettirmiş olan eşi Rahşan’ın Ecevit’i bir ‘idol’ haline getirip, laik siyasete yön vermeye çalışmaktan el çekmemesi; Danıştay Saldırısı’ndan sonraki cenaze törenine, onun adetâ sürüklenerek getirilmesi bunun içindi.. Milliyet’ten F. Bila, onu henüz hayattayken, ‘devrim şehidi’ ilan etmişti.. ‘..Çünkü, o cenaze törenine, demokratik, laik Cumhuriyet için, onu korumak için, halkı uyarmak için gitti. Görev bildiği için gitti. İstediği gibi uykuya daldı..’ diyordu, Bila..

Ecevit şimdi, ‘Gülhane Askerî Tıb Akademesi’ ‘GATAda 10 günü aşan bir zamandır süren koma halinde.. Ama, hakkında söylenip yazılanlara bakınca; nasıl da ‘şehlâ (süzgün) bakışlı ‘ olduğunu hatırlamak elde olmuyor.. Hele, ‘Türkiye Ecevit’siz olamaz!’ gibi pankartları tv.’lerden gösterenlerin, gerçekleri kavramamakta, Ecevit gibi hayâl âleminde olduklarını ve hâlâ nerelerde dolaştıklarını görmek ilginç..

Ve şimdi Ecevit, belki de -Ariel Sharoon’unki gibi- uzuuuun sürebilecek bir son ‘derin uyku’ dönemini geçiriyor, bu dünyada..

Ölümün eşiğinde olan bir kişi için, bir şeyler yazmak zor.. (Kaldı ki, ölümün eşiğinde olmayan kim vardır?) Ama, ona genelde anlaşılan mânasıyla ‘şifâ’ dilemek de komik olabilir.. Çünkü, onun için ‘şifâ’, geldiği son tören sırasındaki hâli de değildir..

Onun ve herkesin daima muhtaç olduğu ‘manevî şifâ’ bahsine gelirsek.. Öyle bir ‘şifâ’ dileğimiz herkes için de geçerlidir. Ama, Ecevit’ler o sahaya çok uzak idiler..

‘İnsanlar uykudadırlar, öldüklerinde uyanırlar..’ meâlindeki ‘hadîs’ rivayeti onun hakkında da geçerli olacağına göre, ‘uyandığı’nda, ‘şifâ’lı bir noktada olacak mıdır?

Ecevit, fiilî siyasetten ayrıldığında, F. Gülen’in yayınladığı mesajı ve onu ‘örnek alınacak siyaset adamı ‘olarak göstermesine bakılarak, hadîste işaret olunan şekildeki ‘uyanması’ halinde kimlerin neler söyleyeceği tahmin edilebilir..

1957’de Meclis’e giren Ecevit’in 50 yıla yaklaşan siyasî hayatına şöyle bir bakılacak olunursa, ortaya Süleymannâme’den sonra bir ‘Ecevitnâme’ de çıkabilir:

27 Mayıs Askerî Darbesi sonrasında, ihtilalcileri alkışlayan, devrilenleri en hırçın ifadelerle suçlayan yazıları../ 1965-71 arası, en hırçın ideolojik tartışma ve çatışmaları tahrik edenlerin başında yer alması,/ 12 Mart 1971 Askerî Darbesi’nin kendisinin iktidara gelmesi ihtimalini önlemek için yapıldığını söylemesi.. /İsmet İnönü’yü bertaraf edip, CHP Gn. Başk. olması.. / 1973 sonunda, Erbakan’la anlaşıp, CHP+MSP koalisyonunu kurması.. / Ancaaak, ‘1974-Kıbrıs Çıkarması’ sonrasında, hemen erken seçim gitmek niyetiyle, koalisyonu 9 ay sonra bozması; ama, erken seçimi de gerçekleştirememesi üzerine kapıldığı hırçınlıklar.. / 1975-80 arasında, ülkeyi adetâ bir ‘iç-savaş’a sürükleyen ve binlerce insanın birbirini öldürmesiyle sonuçlanan sağ-sol çatışmalarının içinde sol cebhenin lideri olarak, akıtılan her damla kanda, karşıtları olan Demirel ve Türkeş kadar olan sorumluluğu../ 1978 başında, ünlü ‘Güneş Motel’ pazarlıklarıyla Adâlet Partisi’nden 11 milletvekilini çalıp, onların herbirine Bakanlık vererek yeniden hükûmet olmasındaki çirkinlikler ve sonunda o hükûmetini de yitirmesi.. / Ve 1980 Askerî Darbesi, ve uzuuun bir yasaklılık dönemi.. /Sonra, bütün ömrünce içinde olduğu CHP’yi, ‘halkın değil egemen güçlerin partisi’ olarak niteleyip ‘redd-i mirâs’ eyliyerek terketmesi ve DSP’yi kurması../ 1998 sonunda, en küçük partinin lideri olduğu halde, Demirel tarafından Başbakanlığa getirilmesi.. / İslamî eğilimli Fazîlet Partisi’nin seçimi kazanmasının engellenmesi için, Öcalan’ın Amerika eliyle Türkiye’ye teslim edilmesiyle, nasyonalist duyguların galeyana getirilmesi ve Nisan-1999 seçimlerinde yüzde 22 ile, birinci parti olması.. / Seçimlerde 3. parti durumuna geriletilen Fazîlet’in hanım milletvekili Merve Kavakçı’nın Meclis’e İslamî örtüyle gelmesi üzerine, kürsüye fırlayıp, ‘Bu kadına haddini bildirin!.. Burası devlete meydan okuma yeri değildir!.’ diye haykırması../ Ve sonra, DSP, MHP ve ANAP arasında kurulan koalisyon döneminde, ‘Demirel beni başbakan yaptı, ben de onu tekrar C. Başkanı seçtireceğim..’ diye çırpınmaları../ Başarılı olamayınca, Anayasa Mah. Bşk. A. Necdet Sezer’i seçtirtmesi../ Ama, kısa süre sonra, Sezer’le arasında birbirleri üzerine anayasa broşürünün fırlatıldığı ünlü kavgayla patlak veren ve Türkiye’nin tarihinde yaşadığı belki de en büyük sosyo-ekonomik buhran../ Haklarını koruduğunu iddia ettiği işçi kesimi dahil, bütün bir milletin çaresizliği../ 3 Kasım 2002 seçiminde, yüzde 1 oy alarak dibe vurması.. /Ve son dönemlerde en ilginci, ‘Bizim haberimiz bile yokken, Öcalan’ı bize vermeyi Amerika kendiliğinden teklif etti.. Çünkü, ben Amerikalılara hiç yalan söylemedim..’ ve önceleri ‘kürd yok!’ derken, sonra, ‘kendisinin de kürd olduğu’nu açıklaması gibi yığınla şaşırtıcı açıklamaları..

‘Ecevitnâme’, onun şairliği ve devlet adamlığı iddiası gibi, işte böyle tadsız-tuzsuz!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.