Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Ruh kanseri’ne delalet eden bir san’atçı sıra-dışılığı!
Perşembe, 01 Haziran 2006 - (12:47)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

San’atçıların illâ da aykırı düşünce ve tavırlar sergilemeleri mi gerekir? Ya da, kişiler aykırı şeyler yaparak mı san’atçı sayılırlar? Veya san’atçı sayılmak için mi, aykırı şeyler yaparlar? Türkiye’deki ‘laik san’atçıların bayrakdarı’ kabul edilen B. B.’nin hele de geçenlerde yaptığı bir açıklama, ‘absurd’ /saçmalık deyimiyle bile anlatılamıyacak bir ahlâksızlık iken, onun san’atçı kişiliğine hamlediliverdi..

Mustafa Kutlu dün Yeni Şafak’ta, ‘Sanat da, tıpkı hayat gibi sonunda gelir bir ‘ahlâk problemi’ olarak karşınıza dikilir. Ahlâk, insan olmanın gereği, hiçbir ferdin gözardı edemeyeceği bir meseledir. (…) Kendi hikmet-i vücudunu kavrayamayan insan sanatçı olamaz..‘ diyordu..

İtalyan Oriana Fallaci, röportajcılığı bir san’at haline getirmiş, dünya çapında ünlü bir kadın.. Röportajlarında, muhatabıyla adetâ savaşıyormuş gibi şaşırtıcı bir görüntü verirdi. Özellikle, Yâsir Arafat ve İmam Khomeynî ile yaptığı röportajlarda sergilediği aykırı tavırlar hâlâ zihinlerdedir. (Ki, İmam Khomeynî karşısında bir anda başındaki örtüyü atmış ve ‘Ben şimdi ahlâksız mı oldum?’ demiş; ‘Ben Vietnam’da Amerikan askerleriyle aynı koğuşta yattım, ben o zaman fah…. mi oldum?’ diye sorabilmişti.)

Bu tavırları, onun ‘sınır tanımaz özgürlükçü’ kişiliğine verilirdi.

Fallaci uzuuun yıllardır, kanserle boğuşuyor ve hattâ hayatta olup olmadığı bile bilinmiyordu.. Ama, o, bedeni kanseri yenmiş olsa bile, ruhunun daha bir iflah olmaz kanserli durumuna geldiğini dünyaya duyurmak için yine bir sıradışılık sergiledi.. Şimdi, onun nasıl bir ‘despot ve dar kafalı’ olduğu ortaya çıkıyor..

Dünya medyasına 31 Mayıs günü yansıdığına göre, Amerikan ‘New Yorker’ dergisine konuşan Fallaci, İslam’ı ‘yeni Nazi dehşeti’ne benzeterek, ‘Ben Müslüman ülkelerde haç takamıyorum, onlar benim ülkemde istedikleri gibi hareket edip bizleri tehdid bile edebiliyorlar!’ demiş.. Ki, ‘Müslüman ülkelerde haç takamadığı’ iddiasının doğru olmadığını kendisi de bilir ve bu bakımdan Fallaci, bu konuda açıkça yalan söylüyor. Keza, kendisi de bilir ki, müslüman coğrafyasında kiliseler, câmilerin Batı’da ancak sanayi bölgelerinde, izbe yerlerde, derme-çatma binalar halinde yapılabildiği gibi değil, en görkemli yapılar halinde ve şehirlerin en mutena yerlerinde yükselir.. İstanbul, Kahire, Şam, Tahran, İsfahan, Lahor, Peşaver vs. bu konuda yığınla örnekle doludur. (Ki, Müslümanların elinde 300 yıldan fazla kalan Belgrad, Atina ve Bükreş gibi Balkan şehirlerinde yüzlerce kilise asırlarca aynen korunmuşken; bugün o şehirlerde bir tane mescid bile kalmamıştır; kalanlar da harabe halindedir..)

Şimdi Fallaci, Floransa’daki evine yakın bir yerde İslam Kültür Merkezi adı altında câmi inşa edileceğini duymuş ve sigortaları atmış, ‘Ben, Da Vinci’lerin, Rafaello ve Mikelanj’ların, Giotto’ların muhteşem eserleri arasında bir minare görmek istemiyorum. İlk işim, bomba koyarak kendi ellerimle onu havaya uçurmak olacaktır!.’ diyebiliyor.. Ne kadar ‘özgürlükçü bir kafa’, değil mi?

Fallaci, ‘İslam’ın Türkiye sâyesinde Avrupa’yı istila edeceğini ve gelecekte kıt’ada Avrupalı kalmayacağını’ da öne sürerek, Türkiye’nin AB üyeliğine de karşı çıkıyor.

Bu hırçın ve saldırgan ifadelere bakarak, bütün Batılıların böyle olduğunu sanmak elbette yanlış olur.. Kaldı ki, Fallaci’nin hristiyan olup olmadığı bile tartışmalıdır. Şimdi ise, ‘Batı kültür ve medeniyetini savunmak’ adına İslam’a saldırmak ihtiyacını duyuyor ve hristiyan kültürünün motiflerinden istifade etmeye çalışıyor. Çünkü, ‘İslamofobi’ (İslam korkusu) onu da iyice kuşatmış.. ‘Gelecek asırda, tek bir Avrupalı kalmıyacak..’ diyerek, hristiyan kitleleri tahrik etmeye çalışıyor. Halbuki, bu gibiler düne kadar, dünyaya ‘barışçılık’ ve ‘hoşgörü’ gülücükleri saçıyorlardı..

Ama, onları da mâzur görebiliriz.. Çünkü, İslam’ın zayıf, ezilen kitleler için bir kurtuluş ümidi haline geleceğinden korkuyorlar.. Ve biliyorlar ki, hristiyanlık da izbelerdeki halkların kalblerini fethederek Roma İmparatorluğu’nun temellerini sarsan bir gelişme çizgisi takib etmiş, ezilen halkların umudu haline gelmişti.. Ve ancak, bu etki, Konstantin ve benzeri hükümdarlarla, Kilise Babaları arasındaki iktidar paylaşımı ile saptırılmış ve mazlûm kitlelerin kurtarıcısı olan ilahî mesaj, Sezar’ların ve güçlülerin iktidarlarının pekiştirilmesinde kullanılan bir harç haline dönüştürülmüştü..

Ancak, ilginçtir ki bugün Batı’da ‘İslamofobi’ hecmesine yakalanan ‘ateist’ tipler bile itirazlarını dile getirirken, Batı kültürünün temellerinden birini oluşturan ‘hristiyanlık kültürü’nün sözcüsü gibi konuşmak ihtiyacını duyuyorlar. Ki, bunların çoğunun, gerçek mânada hristiyanlık kültürünün temelleriyle de bir ilgisi yoktur.. Ama, alîl / hasta ruhlu tipler, kiliseleri birer-ikişer kapanırken, Avrupa merkezlerinde bir câmi yükselmesi halinde histeri krizine tutulmuşcasına saldırganlaşıyorlar. Köln’de, ‘Büyük Câmi yapımına hayır!’ yazılı almanca pankartların şehrin her tarafında sergilenişi üzerinden henüz bir yıl geçmedi.. ‘Avrupa kültür ve medeniyeti, hristiyanlık temelleri üzerinde yükselmiştir. AB’yle birleşmek isteyenler bu temeli kabullenmelidir.’ diyen Helmut Kohl gibi eski alman şansölyelerinin veya ‘Yönlendirici kültür ‘leit kultur’; yani, Bavyera’da câmiin minaresinin kabul edilemiyeceği mânasına gelir..’ diyen Bavyera’lı siyasetçilerin sözleri de zihinlerde hâlâ yankılanıyor.

Bizdeki laiklerin ve öteki ‘ateist’lerin pek çoğu, kendilerini topluma san’atçı olarak gösterirken, hiç değilse böyle bir müraîlikleri yok.. ‘İslam’ı sahibleniyor’ gibi bir görüntüden köşe-bucak kaçıyorlar.. Onlar sadece kendi ‘laik mâbed’lerini oluşturup tapınma ve yüceltme telaşındalar..

Ama, işbu TC tipi laiklerin ve hele onların san’atçı geçinenlerinin, içinden çıktıkları Müslüman halkın kültür ve medeniyetiyle hiçbir bağlarının olmayışını sergilemekteki davranışlarının milletimizin hayatının geleceği için arzettiği tehlike üzerinde de, daha bir düşünülmelidir..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.