Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslâm tehlikesi mi, laik Batı tehlikesi mi?
Cumartesi, 03 Haziran 2006 - (00:49)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Müslümanlığını ciddiye alan insanları, grupları ve cemaatleri, "radikal Müslümanlar"; Müslümanlığı ciddiye almayan ve İslâm'a mesafeli duran, hatta İslâm'dan nefret eden sözümona Müslümanları da, "ılımlı Müslümanlar" diye tarif edip; ılımlı ve radikal diye yaftaladıkları veya icat ettikleri Müslümanları birbirlerine düşman etmeye, birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar.


Bütün insanlığın, birincisi, Batı'ya yakalandığı; ikincisi de, seküler Batı kültürünün ve sivilizasyonunun saldırısına maruz kaldığı kaotik bir çağın tam ortasına fırlatılmış durumdayız. Yani?

Yanisi şu: Seküler Batı kültürü ve sivilizasyonunun, geliştirdiği kavram ve kurumların, sadece Batı'da değil, bütün dünyada yaygınlaşması, hâkim olması, tahakküm kurması; dolayısıyla, diğer kültürlere varolma ve hayat hakkı tanımaması; Batı kültürü dışındaki kültürleri ya düzleştirmesi ve hadım edilmesi ya da fiilen yok etmesi gibi bir küresel tehditle karşı karşıya bütün insanlık.

Evet, bütün insanlığın başındaki en büyük belâ, Batı tehdidi veya Batı tehlikesidir.

Eğer seküler Batı tehdidi ve tehlikesi durdurulmazsa, insanlığın karşı karşıya kaldığı hayatî sorunlar, en temel varoluş sorunları da aslâ durdurulamaz, hâl yoluna konulamaz. Artık bu, anlaşılmış olmalı.

Ama biz, bunu henüz anlayamadık; Batılılar bunu çok iyi anladıkları için, bütün enerjilerini, kaynaklarını, stratejilerini Batı'ya yakalanma'ya ve Batı saldırısına maruz kalma'ya direnen, itiraz eden yegâne aktör olan İslâm'ın durdurulması çabasına teksif etmiş durumdalar ve bu uğurda, her tür yola başvurmayı mübah sayıyorlar ve İslâm'la savaşıyorlar.

İslâm'la iki cephede/n savaşıyorlar: Birincisi, hoşlarına gitmeyen (kendilerine itaat etmeyen) ülkeleri, terör tehdidi tezgâhı ve silahıyla ya işgal ederek, ya da karıştırarak; bu ülkelerin liderlerini, kendilerine itiraz eden hareketleri, ya "devşirerek" ya da fiilen yok ederek.

İkincisi de, "İslâm'a karşı İslâm" stratejisine başvurarak. Bunun için, Müslüman toplumların, İslâm'la sahih ve doğrudan ilişkiler kurmalarını engelleyecek, İslâm'ı bireysel bir inanç meselesi hâline getirmelerini sağlayacak şekilde İslâm'ı, İslâm'ın olmazsa olmaz ilkelerini, simgelerini kamusal, siyasî, iktisadî, kültürel ve entelektüel hayattan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

İslâm dünyasındaki laik karikatürleri ve uzantıları da bu işi "irticayla savaş" stratejisi olarak kabul ediyorlar ve (üstün, ileri, gelişmiş [!]) Batılı efendilerinin kendilerinden bekledikleri laiklik misyonerliğini, üstelik de Batılıların bile uygulamaya cesaret edemeyecekleri şiddet, yıldırma, aşağılama, ayrımcılık, tezgâh yöntemlerine başvurarak kraldan çok kralcı (laik Batılılardan çok laikçi) geçinerek, laikliği din katına yükselterek yapıyorlar.

Meselâ, Müslümanlığını ciddiye alan insanları, grupları ve cemaatleri, "radikal Müslümanlar"; Müslümanlığı ciddiye almayan ve İslâm'a mesafeli duran, hatta İslâm'dan nefret eden sözümona Müslümanları da, "ılımlı Müslümanlar" diye tarif edip; ılımlı ve radikal diye yaftaladıkları veya icat ettikleri Müslümanları birbirlerine düşman etmeye, birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. Show TV'de gösterilen, "Hacı" dizisi, bunun en ürkütücü habercilerinden biridir.

Biz de, bu "zoka"yı yutuyoruz! Ve Müslüman bir toplumun ruhunu, dinamizmini, varoluş gerekçesini, özgürlüğünün ve bağımsızlaşmasının yegane dayanağını ve kaynağını oluşturan İslâm'ı hayatımızdan uzaklaştırmak için olmadık akrobasiler yapıyor, olmadık numaralar çeviriyoruz. Pes doğrusu!

Ne yazık ki, Batı'ya yakalandığımızı ve Batı'nın saldırısına maruz kaldığımızı göremediğimiz için, bu yakalanma ve saldırının bizi yok edecek bir süreci tetiklediğini, bunun zeminini oluşturduğunu, bu milleti ikiye böldüğünü; laiklik misyonerliğinin daha çocuk yaştaki insanlarımızı, annelerini babalarını ve arkadaşlarını yoktan yere öldürecek kadar vahşîleştiridiğini; uyuşturucuyu, cinsel sapıklıkları, bencil ilişki biçimlerini zıvanadan çıkacak kadar hızla yaygınlaştırdığını göremiyoruz; ya da bu yakıcı gerçekleri görmek işimize gelmiyor!

O yüzden, hem bizim, hem de dünyanın önündeki en büyük sorunun, İslâm tehlikesi değil, insanı, insanlığından eden, vahşîleştiren, barbarlaştıran, hayvanlaştıran; insanlığın, tüm dünyanın sorunlarına karşı duyarsızlaştıran, yabancılaştıran; kişiliksizleştiren, bencilleştiren seküler Batı kültürünün geliştirdiği küresel saldırı sorunu olduğunu artık biz de görmek ve aklımızı başımıza devşirmek; bunun için de İslâm'ın kardeşliğe, yardımlaşmaya, dayanışmaya, paylaşmaya, hakkaniyete, diğergâmlığa, adalete ve hakkaniyete dayalı mükemmel bir insan tipi önerdiği gerçeğini kavramak zorundayız. Yoksa, kendi kendini sömürgeleştiren ve kendi kendine intihar eden bir ülke olarak tarihin çöp tenekesini boylayan ilk, tek ve son ülke olarak tarihteki şerefli (!) yerimizi almaktan kurtulamayacağız, Allah muhafaza.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.