Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘İİC / USA ilişkileri’, kopma veya yeniden kurulma eşiğinde
Cumartesi, 03 Haziran 2006 - (14:47)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Amerikan emperyalizmi, İslamî İran’a karşı takınacağı tavırda, sona doğru gelmekte.. Bunun sonunda, akl-ı selîm /sağduyu mu gaalib gelecektir; yoksa bir çılgınlık dönemi mi ortaya çıkacaktır, bunu kestirmek zor.. Çünkü, Washington’da, akl-ı selîm sahiblerinin çok da etkili olduklarını söylemek, neredeyse mümkün değil.. Çünkü, Bush, etrafını kuşatan ‘neo-con’ (yeni muhafazakâr)’ların etkisi altındadır ve ‘neo-con’lar da, Protestanlığın ‘Evangelic’ yorumuna göre geliştirilmiş bir ‘judo-chrétien’ (yahudi/hristiyan) anlayışa göre hareket etmekte...

Bu taife, Hz. Îsâ Mesîh (as)’ın dünyaya yeniden dönebilmesi için, önce, siyonist İsrail rejiminin ideal sınırlarına ulaşması gerekliliğine inanmaktadır. Böylesine ‘inanç’ motifli, ‘religio-politik’ (inanç siyaseti) merkezli bir anlayışa bağlı bir kadro.. Emperyalizmin Müslüman coğrafyasının kalbi sayılan Ortadoğu’ya sistematik saldırısı da o inanç hedeflerinin neticesi idi..

İran’da Şahlık rejiminin devrilip İslam Cumhuriyeti kurulmasından bu yana geçen son 27 yıl boyunca, Amerikan emperyalizminin ‘İslam Cumhûriyeti’yle bu kadar uğraşmasının temelinde, bu ‘inanç merkezli siyasî hedefler’in karşısına dikilen başka bir ‘inanç hareketi’nin çıkmış olması yatmaktadır.

Tabiat boşluk kabul etmez, her şeyin bir zıddı vardır, ‘mukevvenat’ta (evren’de)..

Amerikan emperyalizmi, maddî güçlere sahib olmak bakımından bugün kendisini karşı konulamaz bir güç, ikinci bir ‘Roma İmparatorluğu’ olarak görürken, karşısına da mukabil bir güç tabiatiyle çıkacaktı.

Ve, İslamî direniş hareketlerinin yeniden yükselişi de, yine bu döneme rastlar..

Hele de, İran’da ‘İslam İnkılabı Hareketi’nin başarıya ulaşması, bu hedeflerin uygulama kabiliyetine sahib olma kanaatini kitlelere daha bir telkın etti.. Nitekim, bugün, sadece İran’da değil, hemen her yerde, emperyalist güç odaklarını derinden derine düşündüren ‘İslamî direniş hareketleri’ giderek güçleniyor..

Bunun içindir ki, USA Dışbakanı Condolezza Rice, ‘nükleer teknolojiden elçekse bile, İran’ın diğer direniş hareketlerini yüreklendirmesi açısından tehdid oluşturmaya devam edeceğini ve bu yüzden, ona baskıların süreceğini’ de vurguluyor..

Ama, ‘Amerikan emperyalizmi ve Bush, doğrudur ki, girdikleri her yeri maddî açıdan yakıp yıkmaktaki ‘maharet’lerini sergilemekte çağdaş bir ‘Moğol İstilâsı ve Hulâgû’ örneği oluşturuyor, ama, kalbleri fethedemiyor. Ve, bu vahşiliklere karşı Müslüman halklar da, giderek direniş ruhuyla, daha bir dikiliyorlar..

Bu durumda, Amerikan emperyalizmi, İslamî İran’a ‘nükleer teknolojiden vazgeç, sana ekonomik imkanlar sunayım.’ diyor; Batı’lı diğer bazı devletleri de yanına alarak.. Ancak, İİC, bu ‘şartlı teklif’i reddediyor; ‘şartsız olarak görüşmek istersen, olabilir..’ diyor. Bu bile, USA emperyalizminin 27 yıldır görmediği bir gelişme... Çünkü, İİC geçmişte, Amerika’nın görüşme taleblerine şart koşan taraf’ idi.. ‘Amerika’nın, geçmişte İran’ın içişlerine karıştığı için özür dilemesini, gelecekte de müdahaleye kalkışmayacağına dair söz vermesini ve bloke ettiği on milyarlarca dolarlık serveti ve mal varlığını iade etmesi’ni ‘şart koşuyor’du..

Şimdi ise, İİC, Amerika’ya ‘şartsız olarak gelirsen, görüşebiliriz..’ diyor.. Buna rağmen, şu anda ‘psikolojik üstünlük’, İslamî İran tarafında olduğu görülüyor.

Esasen, (rahmetli) İmam Khomeynî de, İslam ve müslümanların şerefinin korunması için bu ‘psikolojik üstünlüğün korunması’na dikkat edilmesini istiyordu.

- 17. Vefat yıldönümünde, İmam Khomeynî..-

İsmi Rûhullah, genelde sanıldığı gibi, lâkabı değildi.. Nûrullah, Emrullah gibi bir isim.. Cedleri, 200 yıl öncelerde Arabistan’dan İslamî tebligat için Keşmir’e gitmiş.. Babası ise, Keşmir’den İran’ın ‘Khomeyn’ şehrine gelip yerleşmiş ve İslamî tedris/ öğretim faaliyetlerine devam etmiş..

Burada miladî-1900’de dünyaya gelen ‘Rûhullah’, İslamî eğitim merkezlerinde eğitim görecek ve doğruluğuna inandığı değerlerin hayata hâkim olması ve dünyayı o doğrulara göre şekillendirmek için ömrü boyunca çetin ve fırtınalı mücadeleler verecek ve özellikle de, ‘Şiî-İslam uleması hiyerarşisi’ içinde en büyük ‘merce-i taqlîd’lerinden birisi durumuna geldikten sonra, ilki 5 Haziran 1963’de patlak veren büyük bir halk ayaklanmasına liderlik edecekti..

Binlerce insanın can verdiği o Panzdeh Khordad’ (5 Haziran) Qıyâmıdan sonra, Türkiye’ye sürüldü ve 11 ay Bursa’da mecburî ikamete tâbi tutulduktan sonra, Irak- Necef’e gönderildi. Orada da 15 yıl kaldı ve 1977 yazında, Şahlık rejimi aleyhinde başlayan büyük İslamî Qıyâm’ı yurt dışından yönetti.

Şah, onu, Saddam’a baskı yaparak Irak’dan çıkarttı, Kuveyt Havaalanı’na bırakıldı. Halkı müslüman hiçbir ülke onu kabul etmeyince, Fransa kabul etti, Paris’e gitti. 4 ay sonra, 1 Şubat 1979’da Tahran’a döndüğünde, Şah İran’dan kaçmıştı.. Milyonlar ‘Allah’u Ekber’ sadâlarıyla karşılarken, dünya adetâ yıkılıyordu..

1979 Şubatı’ndan dünyaya vedâ ettiği 3 Haziran 1989’a kadar 10 yıl boyunca dünya siyasetini derinden etkileyen bir şahsiyet oldu..

Birilerinin ‘kendisini sevmediği‘ gammazlandığında, ‘Beni sevmek, meğer, vâcibât-ı şer’î’den (şeriatin gereklerinden) mi?’ diyebilen; kendisini öven devlet adamlarını veya ulemayı bile canlı yayınlarda eleştirip susturan… ‘Biz İslam’ın emrinde olan güçlü bir İran istiyoruz; İslam’ın emrinde olmayacak güçlü bir İran’dan bize ne? Onu isteyenler Şah’larını geri getirsinler!’ diyebilen..

‘İran-Irak Savaşı’nda halkı dirayetle etrafında toplayabilen, ‘askerî bir savaş’ı, bir ‘değerler savaşı’na dönüştüren ve ‘İslam Konferansı Teşkilatı’ adına kendisini ziyaret eden liderlere, ‘Saldırgan ve hatalı olan biz isek, bize karşı Saddam’ın yanında yer alınız..’ diyecek kadar net ve ‘Bize düşman olanlar şiî veya sünnî olduğumuz için değil, Müslüman olduğumuz için düşmandırlar..’ diyen seçkin bir şahsiyet..

Vefatının 17. yıldönümünde de rahmetler diliyorum..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.