Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Dinî referanslar
Pazartesi, 05 Haziran 2006 - (23:12)
Hüseyin Hatemi
Yeni Şafak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Lâikliğin yalnızca İslam'a karşı kullanılabilecek bir silâh olduğu görüşü, maalesef birçok Batılı'da ve Batı vurgunu yemiş "Garbzede"lerde ortak bir inanç haline gelmiştir.


"Dinî referanslı konular"dan söz etmeksizin yaşamanın imkânı var mıdır? Bir kimse sosyal adaletsizlikten veya -tabir caiz ise- siyasî adaletsizlikten mağdur olur da "yandım Allah!" diye bağırırsa, lâiklik ekseninden sapmış ve piyasanın huzurunu bozmuş, AB sürecini zayıflatmış mı olur? Dolayısı ile, iş adamları diplomatik dili ile Hükümet'e karşı sürekli "örtük endişeler" belirtmek ve iş adamları diplomasisi'nin gerektirdiği zamanlarda "gelişmeler sözlerimizin ardında yatan örtük endişeleri haklı çıkardı" demek, akıl erdiremediğimiz ve uyulması gerekli olan bir "iş adamı makyavelizmi" gereği midir?

TÜSİAD'ın doruğunda olan Zevât-ı Kirâm, yanlış hatırlamıyorsam, "ekümenlik patrikhane" ve "cemaat vakıflarının hakları" gibi konularda -benim de savunduğum gibi- din hürriyetini savunuyorlar. Şu halde aramızda şu fark mı var? : Onlar, AB sürecini zayıflatmamak için, din hürriyetini sadece Musevî ve Hristiyanlara mı lâyık görüyorlar? Bir tarafdan "nüfusunun hemen hemen tamamı müslüman olan Türkiye" dedikten sonra, "Laik, demokratik bir rejime sahip olduğumuzun, bulunduğumuz yerin kıymetini bilelim" demenin altında yoksa şu "örtük" anlam mı yatıyor? : -İslâm dini, lâik ve demokratik bir rejime müsait değildir. Biz, İslâm'a rağmen bunu başardık, ne var ki nüfusun hemen tamamı müslüman olduğu için tekrar kaybetmemiz tehlikesi var, aman dikkat! Hristiyan ve Musevîlerden gelen taleplere olumlu cevap verilmesi AB sürecini hızlandırır, Devlet adamlarının eşlerinin bikinili olacak yerde türbanlı olmaları ise pişmiş aşa soğuk su katmak demektir."

Hukuk Devleti'nde kahve falı üslûbuna yer olmamalıdır. Fincanı evire çevire "üç vakitte sana bir kısmet, dört vakitte de bir yol görünüyor, fakat yolun nereye olduğu çok açık değil, yükseklerdeki adamlarla başbaşa vermiş konuşuyorsum, nah işte burada, öğütlerine uyarsan önündeki yol açılacak, yoksa, nah işte şurada da bir sıkıntı var, yüreğin kabarmış, bu sıkıntın, şuracıktaki sakallı sarıklı heriflerle, başörtülü kadınlarla, konuşmandan ileri geliyor, sen de hangisine uysam diye sıkılıyorsun, nedir bilmem ama, feraha çıkaracak yol buradan geçmiyor, bak şurada bir (B) harfi var, bir de senin iyiliğini düşünen, senin için çırpınan bir (C) li, kahve renkli kadın var..." diyenler, insanı iyice şaşırtırlar. Hukuk Devleti'nin siyaseti, "örtük endişeler" kahve falı ile değil, apaçık ve mutlak temel ilkelerden ayrılmama azmi ve bundan sonra Allah'a tevekkül ile belirlenir.

Lâikliğin yalnızca İslam'a karşı kullanılabilecek bir silâh olduğu görüşü, maalesef birçok Batılı'da ve Batı vurgunu yemiş "Garbzede"lerde ortak bir inanç haline gelmiştir. Buna karşılık; İslâmı kurda-kuşa benzetmedikçe benimseyemeyen veya kökünden reddeden, böylece daha vahîm bir hastalığa tutulmuş olanlar da lâiklik ilkesini İslâm'ı kurda-kuşa benzetmek için ve aynı zamanda Müslüman olmayan vatandaşlarımızı korkutmak için kullanılabilecek bir "satır" olarak algılamaktadırlar. Oysa ittihat ve Terakkî satırı ile bağrımızda-böğrümüzde derin bir yara açılmasından önce, Tanzimat hikmetini temsil eden Namık Kemal ve Ziya Paşa Tabiî Hukuk'un doğru yolunu gösteriyorlardı: Her millet için bir düziye adlini âm et!/ Fikr-i gazab-ı Hazret-i Ma'bud-i Enâm et! (Ziya Paşa).

Tarihimizin "Andıçlar Devri"ni yaşıyoruz. Son olarak da TÜSİAD fincanı ve tabağı ile bakılan Koç-Sabancı kahve falı andıcını okuduk. Horozu çok olan yerde sabah geç olur. Andıç, yanıt-andıç, aslî müdahale andıçı, ber'i müdahale andıçı, mütekabil andıç derken ömr-i azîzin telef olduğundan gafil oluruz. Kimsenin kimseye kendi karîhasından veya işkembe-i kübrâsından andıç vermeye yetkisi yoktur. Aslî andıç, Evrensel Ahlâk ve Tabiî Hukuk'un andıçıdır. Şu halde ancak "emr bil-ma'ruf ve nehy an-il-münker" yapılabilir. Hükümet'e her vatandaşın vermeye hakkı olduğu, tek bir andıç içeriği vardır, "örtük endişeler" ilâvesine mahal yoktur. Bu içerik de şöyle özetlenir: Adalet (Hukuk) Devleti'ni sağla, adaletten sapma!

Andıçlar dizisine ben de bir andıç ekleyerek Yakın Çağ Tarihi'ne geçmek istedim, fakat manevî sorumluluğundan korkarak "vatandaş andıcı" ile yetindim. Esasen tuğralı fincanım yok ki "örtük endişeli"kahve falım dinlensin

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hüseyin Hatemi'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm'ın anlamı
   Balta sapları
   Sevgi ve akıl
   İyi ağaç
   Şerrin derin devleti
   Türkiye sırada mı?
   Kur'an
   Misyonerlik
   Kötünün kaynağı nerede?
   Fâsid daire
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.