Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Yeniçeri zihniyeti’, işte bu!
Salı, 06 Haziran 2006 - (11:48)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir ‘avukat’ bir cinayet işledi diye, elbette ki, ‘bütün avukatlar kaatildir’, ya da, ‘birkaç subay bir takım karanlık eylemlerin içinden çıktı’ veya ‘birkaç general darbe yaptı..’ diye ‘bütün askerler de öyledir..’ genellemesine gidilemez.

Ama, birkaç kişinin yaptığı eylemleri, bütün topluma maletmek şeklindeki bir yaygın suçlama geleneğini, ‘laik-kemalist’ rejim, 80 yıldır ve bir ‘sosyal cinnet krizi’ halinde, hep uygulamadı mı; Menemen’den bu yana.. Ki, bunu toplumumuz ‘28 Şubat’ zorbalığı günlerinden sonra da en çarpıcı örnekleriyle yaşadı.

Şimdi, çark tersine dönünce, bazı çevreler şoke oldular..

Halbuki, ‘Danıştay Saldırısı’nda ölen kişinin cenaze töreninde, ‘devletin yargıcı’na karşı girişilen bir saldırıya tepki vermek adına toplanan ‘beyaz yakalı’ların, laik/kemalistlerin, cinayetle hiçbir ilgisi olmayan ve sadece, öldürülen yargıcın ‘cenaze namazı’na katılmak için camie gelen ‘devlet’in ‘bakan’larına, adeta linç etmek ister gibi bir ‘cinnet krizi’yle ve ‘Kaatil Başbakan!’ diye televizyonlardan bütün topluma yansıyan en haksız suçlamalarla saldırmaları ne kadar coşkuluydu.. Ve, Gen.Kur. Başkanı, o cenaze merasiminde sergilenen o laik çılgınlıkları, -tıpkı Baykal ve fiilî muhalefet lideri Sezer gibi- tasvib ediyormuşcasına, ‘halkın bir defaya mahsus olarak kalmayıp, tepkisinin devam etmesi’ yönünde temennilerini dile getirmiş ve Başbakan Tayyîb Erdoğan’dan ‘sorumluluk makamında bulunan her sözün bir bedeli vardır..’ diye ağır bir eleştiri-cevabı almıştı.. (Ki, ‘terör uzmanı’ olarak takdim olunan ve tv. proğramlarında önemli makamlar adına konuşuyormuş gibi bir etki uyandırmaya dikkat eden Ercan Çitlioğlu, dünkü ‘Bugün’de, ‘Türkiye’nin bu kadar kritik bir süreçten geçtiği bir anda Sayın Başbakan’ın Genel Kurmay Başkanı’na yönelik ağır bir eleştiride bulunması karşısında, Sayın Başbakan’ın elinde kendisini ileride haklı çıkarabilecek çok önemli bilgi ve belgelerin olabileceğini düşündüm. İşte bu “Atabey” gibi, yavaş yavaş çıkmaya başlıyor.’ diyordu..)

Evet, toplumu belli noktalarda şartlandırmaya çalışan çevreler, bombanın kendi ellerinde patlaması üzerine, derin bir suskunluğa gömüldüler, ya da, yaygın bir ‘dezenformation’ (çarpıtma) ile karşı karşıya gelindiği iddiasına sarıldılar.

Günlerdir, birçok asker kişinin adının karıştığı ‘suikasd ve bombalama eylemleri’nin üzerine, Genelkurmay, evvelki gün nihayet bir açıklama yaptı.. Ama, bu daha çok da bir yakınma şeklindeydi.. Gen. Kur. Bşk.lığı, ‘Atabey’ isimli örgütle ilgili olarak ‘Biz de gazetelerden öğrendik..’ diye bir dolaylı sızlanma cümlesini ekliyordu. Ancak, bu açıklamada, ‘o asker ve sivillerin ordu malzemesi silahlarla, Eryaman'daki evde ne aradıkları ve ne yapmaya çalıştıkları sorusuna henüz yanıt vermedikleri, soruşturmanın sürdüğü’ne de değiniliyordu..

Halbuki, Emn. Gn. Md.lüğü sözcüsü, kimlik tesbiti yapıldıktan hemen sonra Gen. Kur. Bşk.lığı’nın da bilgilendirildiğini söylüyordu.. Demek ki, kimlik tesbiti uzun sürmüş.. Ayrıca, polisin veya askerin, çeşitli gerekçelerle, kendi mensublarını veya bazı sanıkları kurtarmak için nasıl raporlar düzenledikleri bilinmez değil..

Sözkonusu ‘Çete’nin bazı gazetelere ayrıntılı bilgi vermeyi, Genelkurmay önünde randevulaşarak gerçekleştirilmesi de ayrı bir konu..

Ayrıca, kendi işlerine gelmeyen sorgu ifadelerinin gazetelere bazı polisler aracığılıyla sızdırıldığı iddialarını yapanlardan birisi olan ‘Hürriyet’, başkaları için caiz görmediğini kendisine bir gazetecilik hakkı olarak gördü ve dün, Yzb. Murad Eren’in ifadelerini -ele geçirdiği iddiasıyla- yayınladı.

Bu ifadeler doğru ise, ‘Özel Kuvvetler K.lığı’nda vazifeli olan Yzb. Eren, ilginç itiraflarda bulunmuş ve ‘Son dönemde TSK’ya, özellikle komutanlarımıza yapılan haksız ithamlar beni üzdü. Bu ithamları sindiremiyordum. Ülke için bir şeyler yapılabilir mi duygusuna kapıldım.’ demiş ve eklemiş: ‘Tamamen vatanını, milletini seven ve bu konuda kendi inisiyatifiyle birşeyler yapmak isteyen, şu anki düşünceme göre biraz da maceraya dönük bir hareket olduğunu belirtmeliyim. Türkiye’nin yönetiliş biçimini ve götürülmek istendiği noktayı çok aydınlık görmüyorum. Ancak söylenmek değil, elimi taşın altına sokmak istiyordum.’

‘Başbakan’a yakınlık duymadığını’ da söylemiş, bu Yüzbaşı.. Ve benzer kaygılarını paylaşan başka subay ve astsubaylar da bulmuş.. Üstçvş. Erkut Taş, ‘Ben malzemeleri bulurum..’ demiş.. Pilot üstğm. Yakub YaylaBen de varım..’ diye memleketi kurtarmaya hazır olduğunu bildirmiş.. Yzb. Eren, ele geçen silahlarla ilgili olarak da ilginç şeyler söylüyor: Bunların bir kısmı operasyonlar sırasında görev nedeniyle verilen; bir kısmı da operasyonlarda ele geçirilip teslim edilmeyen malzemelerdi. Bombalar hazırlandı, ama, insanlara zarar vereceği düşüncesiyle yılbaşında bombayı koymaktan vazgeçtik. Kişisel bir hedef arayışına girdik!’ Ve daha sonra, arkadaşı Yunis Akkaya’nın tanıdığı Merzifon Emn. Md. Râşid Çavdar’a gidip, fikirlerini ona açıklamışlar.. Yzb. Eren, ayrıca, bu konularda üst komutanlardan hiç bir emir almadığını da ekliyor.. Belki, kendisine de ‘Şemdinli Hadisesi’ndeki Ali Kaya örneğinde olduğu üzere, ‘İyi çocuktur..’ diye sahib çıkan birisi çıkar düşüncesiyle..

Onun dediğine göre, Çavdar, ‘İyi olur..’ demiş.. Ancak, ‘Bizim niyetimizin ciddî olduğunu anladıkça biraz tedirgin oldu. ‘Bu işlerde dikkatli olmak lazım. Biraz daha düşünmek lâzım’ diyerek geri adım attı.. Bu konuyu bir de Çorum’daki Celal Müdür’le görüşmemizi söyledi. Biz de Çorum’a giderek Celal Müdür ile görüştük. Ona da, her şeyi anlatmadık, sadece vatan-millet için bir şeyler yapmayı planladığımızdan bahsettik. O da çekimser kaldı.’

Bütün bunlar ne zaman mı oluyor? 2006’nın Ocak-Şubat ayları içersinde.. Yani, ‘Danıştay Saldırısı’ndan aylarca önce.. Kimbilir, bu gibi daha nice oluşumlar vardır..

Evet, neredesiniz, ey hayâlet taşlayıcıları! ‘Yeniçeri zihniyeti’ bu değilse, nedir?

Ve bu zihniyetin tedavisi için, daha ne kadar beklenecek?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.