Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ey kalpsiz kadın!
Çarşamba, 07 Haziran 2006 - (22:51)
Dücane Cündioğlu

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Özetleyecek olursak: Kalpsiz: vicdansız. acımasız. Gönülsüz: isteksiz. Yüreksiz: korkak, cesaretsiz.


Kalp... gönül... yürek... Bu üç sözcüğün üçünün de eş-anlamlı olduğu varsayılır.

Ne demekmiş 'kalp'? 'Kalp' Arapça kökenli bir sözcük olup Türkçe'de bu sözcüğün karşılığında 'gönül' veya 'yürek' sözcükleri kullanılır imiş...

Şimdi soralım o hâlde: "Ey kalpsiz kadın!" hitabında geçen 'kalpsiz'in yerine —anlamı bâki kalmak üzere— 'gönülsüz' veya 'yüreksiz' sözcükleri kullanılabilir mi? Hayır!

Peki bu kullanımında 'kalpsiz' sözcüğü ne anlama gelmektedir? Elbette, 'vicdansız', 'acımasız', vs...

Şimdi de şu misâli gözden geçirelim: "Bizim çocuk bu işte pek gönülsüz."; yani isteksiz... Çünkü "gönülsüz olmak", en nihayet isteksiz olmak, arzu duymamak demek.

Bir de şu misâle bir bakalım: "O mu? O, yüreksiz herifin biridir!" Bu misâlde geçen 'yüreksiz' sözcüğünün yerine hem de hiç tereddüt etmeden 'korkak', 'cesaretsiz' gibi sözcükleri yerleştirebilirsiniz.

Özetleyecek olursak: Kalpsiz: vicdansız. acımasız. Gönülsüz: isteksiz. Yüreksiz: korkak, cesaretsiz.

Türkçe 'gönül' sözcüğü "sevinmek, mutlu olmak, istemek, arzulamak" anlamında 'gönenmek'ten gelmekte olup ince duyguların hareketini ifade etmek bakımından "isteme, arzulama, sevinme yetisi" demektir. Klasik Psikoloji'nin terimleriyle ifade edecek olursak, bu sözcüğün kullanımları, umumiyetle 'kuvve-i şeheviye'nin fonksiyonları için geçerlidir.

Bu kuvve harekete geçtiğinde, gönlün kıpır kıpır etmemesi mümkün değildir. Gönlü sâkin, yani hareketsiz, yani isteksiz... Nitekim 'şehvet' ve 'iştah' sözcüklerinin aynı kökten geldiği unutulmadığı takdirde, 'gönül' sözcüğünün nasıl olup da 'mide' mânâsı taşıyor olduğunu açıklamak kolaylaşır. Türkçe'de "gönlü bulanmak" tabiriyle "midesi bulanmak" tabiri aynı anlama gelir ve "kusacak gibi olmak" demektir.

Bu arada 'istek' yerine eskiden 'irade' sözcüğünün kullanıldığı, irade'nin ise "bir şey yapmayı istemek" demek olduğu ve tabiatıyla irade'nin de ancak hareket eden canlılarda bulunduğu hatırlanacak olursa, "gönlü sâkin" veya 'gönülsüz' tabirlerinin nasıl olup da 'isteksiz' anlamına geldiği kolaylıkla anlaşılabilir sanırım.

Buna mukabil 'yürek' sözcüğü, "hareket etmek" anlamında 'yürmek'ten (yürümek) türemiş olup 'şecaat/cesaret yetisi' anlamına gelir. Yine Klasik Psikoloji'nin terimleriyle söyleyecek olursak, Türkçe'de bu sözcüğün kullanımı 'kuvve-i gazabiye'nin fonksiyonlarına tahsis edilmiştir. Nitekim gönül'e nisbetle daha erkeksi, daha sert vurgular taşımasının bir nedeni de budur; zira hiddetli ve şiddetli duygular sözkonusu olduğunda sert adımlara ihtiyaç olur. Duyguların sert adımlarla yürümesini mümkün kılan işbu yetiye 'yürek' adının verilmesi sebepsiz değildir.

Depresif, melankolik, içine kapalı kişilikler, yaptıklarını genellikle 'gönülsüz' olarak yaparlar. Kendilerinde 'gönül açıklığı'ndan, yani neşeden, ferahlıktan eser yoktur. Gönülleri kıpır kıpır etmediği için, böylelerinin "gönül darlığı" çekmeleri, iç sıkıntısına düşmeleri gayet tabiidir.

Yüreklilik, atılgan olmayı gerektirir ve cesaret ister. Meselâ "yüreği soğutmak" gerçekte öfke ateşini soğutmaktan ibarettir. Dehşet verici durumlar karşısında kalan bir kimse hakkında "âdeta kanı dondu" denir.

Biz de bu teşbihe bağlı kalarak soralım: Kanı donan kişi ne yapar?

Hiçbir şey yapmaz, hareket edemez, öylece kalakalır. Fakat kanı donmaz da deli deli akarsa, âdeta bir "deli-kanlı" gibi davranırsa, bu takdirde o kişi harekete geçer, bir şey yapar, bir tepki verir, cesaret göstermiş olur, vs.

Depresif kişiliklerin tam da aksine agresif kişilikler, kuvve-i gazabiyeleri faal kimseler arasından çıkarlar. Gazabiye ise, gazab'dan gelir ve tahmin edileceği üzere 'öfke' anlamı taşır. Modern Psikoloji'de, bilhassa Psikanaliz'de "saldırganlık dürtüsü" denilen şey, işbu kuvve-i gazabiyedir. Bugün "kuvve-i şeheviye" karşılığında "cinsellik dürtüsü" (libido) gibi terimler kullanılıyorsa da, gerçekte bu, insan nefsi hakkındaki bilgimizin zamanla genişlediğini değil, bilâkis daraldığını ispatlamaktan başka bir şeye delâlet etmez.

Duyguların hareketinin esasında kan dolaşımının hızıyla, yani kanın hareket hızıyla (!) alâkalı olduğu asırlardır bilinir.

O halde şimdi şu sorulara cevap verelim:

— Kanın hareketini (hareket hızını) hangi organımız düzenliyor veya etkiliyor; bir diğer tabirle, kanın hareketinden en çok hangi organımız etkileniyor?

— Kanımızın hareketi yavaşladığında, bizlerin birdenbire 'gönülsüz', 'yüreksiz' ve 'kalpsiz' kişiler haline geldiğimiz bir gerçek değil mi?

Gerçek bu değil mi?

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Dücane Cündioğlu'in Son 10 Yazısı
   Köşeyazarı şımarıklığı
   Kâse yoksa, bâde de yok!
   'ben'i bilen yine aynı 'ben' olursa...
   Asım'ın nesliymiş!
   Türkiye'nin Ruhu ve İslâmî Sol
   Türkçe, dile düştüğünde nasıl düşer?
   Kutsalın sesi
   Özgürlüğün kadıncası
   Sen sadece saçma konuşmuyorsun, saçma da düşünüyorsun!
   İslâm hem teşbih, hem tenzihtir!
   Gönül'ü tanımazlar ki gönlün kararına secde eden akl'ı tanısınlar!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.