Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Sisleri delen bakışlar
Çarşamba, 07 Haziran 2006 - (22:54)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Türkiye'nin düzlüğe çıkabilmesinin tek yolu var: İslâm'a karşı konulan ambargonun kaldırılması. Siyasî, kültürel, toplumsal ve entelektüel hayattan İslâm'ın uzaklaştırılmasının, Türkiye'nin tarihten uzaklaştırılması ve zamanla kişiliksizleşrek tarihten silinmesi anlamına geldiğinin artık fark edilmesi.


Müslümanlar, tarihlerinin en bunalımlı dönemlerinden birini yaşıyorlar. İki asırdır yaşadığımız medeniyet buhranı, bizi büyük uçurumların eşiğine fırlatıyor.

İslâm medeniyeti sürmediği, kendi kavramlarını ve kurumlarını üretemediği için, karşı karşıya kaldığımız uçurumlar, her geçen gün daha da derinleşiyor. O yüzden, tarihe kapatılmış durumdayız; ve tarih bizim dışımızda cereyan ediyor, tarihte tatilde olduğumuzu bile fark edebilmiş bir entelijansiya yok ülkede.

Tarih, ancak tarihin farkında ve bilincinde olan toplumlar tarafından yapılır. Bizim gibi tarihte tatile çıkmış toplumlarda, tarih bilinci de yok demektir. Bu toplumların, bırakınız tarih yapabilmelerini, bağımsız olduklarından bile sözedebilmek gülünçtür. Bu toplumlar, siyasî olarak da, kültürel olarak da, entelektüel olarak da gerçek anlamda bağımsızlıklarını yitirmişlerdir; her bakımdan başkalarına bağımlıdırlar. O yüzden de, dışardan gelebilecek her tür müdahaleye açıktırlar.

Türkiye'nin toparlanması gerekiyor. Tarihe müdahale edebilecek bir özgüvene ve donanıma sahip olması, bunun için gerekli hazırlıkları yapması gerekiyor.

Türkiye gibi köklü bir kültür, tarih ve medeniyet tecrübesine sahip bir ülkenin, toparlanabilmesi, hem kolaydır; hem de zordur. Kolaydır; çünkü güçlü, derinlikli ve köklü bir kolektif hafızaya sahiptir; bu hafızayı harekete geçirerek yenileyebilmesi, her ân mümkündür. Zordur; çünkü Türkiye gibi tarihin yapılmasında kilit rol oynamış bir medeniyetin çocuklarının yeniden tarihe müdahale edebilecek bir güce, konuma ulaşmalarının, mevcut küresel ve bölgesel dengelerin alt üst olmasına yol açacağı apaşikar ortadadır.

O yüzden, küresel aktörler, Türkiye'nin yeni bir medeniyet iddiasıyla tarih sahnesine çıkmasına izin vermemek ve böylesi bir şeyi önlemek için ellerinden geleni yapıyorlar ve bizi laiklik masalıyla oyalıyor, uyuşturuyor ve durduruyorlar. Bu da, onlar açısından son derece doğal. Ama bizim açımızdan aslâ doğal değil; çünkü son derece anormal durumlar doğuruyor, sürekli anormalliklerle boğuşturuyor bizi; rahat nefes alabilecek bir düzlüğe çıkabilmemizi önlüyor.

Türkiye'nin düzlüğe çıkabilmesinin tek yolu var: İslâm'a karşı konulan ambargonun kaldırılması. Siyasî, kültürel, toplumsal ve entelektüel hayattan İslâm'ın uzaklaştırılmasının, Türkiye'nin tarihten uzaklaştırılması ve zamanla kişiliksizleşrek tarihten silinmesi anlamına geldiğinin artık fark edilmesi. Batılıların yapmak istediği şey bu. Böyle bir şeyi bir ülke kendi kendine niçin yapar, anlayabilmek çok zor gerçekten!

Dün, tarihin yapılmasında kilit rol oynayabilmemizi, İslâm'a borçluyuz. Tarihin yapılmasında yeniden kilit rol oynayabilmemizin yolu, Türkiye'nin İslâm'ı bir medeniyet iddiasına ve rüyasına dönüştürecek bir güç olarak hayata ve harekete geçirmesinden geçiyor.

Vakit geçiyor; etrafımızdaki çember de, hareket alanımız da daralıyor.

Daralan çemberi yarabilmenin, hareket alanımızı genişletebilmenin iki yolu var: Birincisi, bizi oraya buraya savuran, büyük uçurumların eşiğine fırlatan esaslı bir medeniyet buhranı yaşadığımız gerçeğini kavramak. İkincisi de bu buhranın nasıl aşılabileceği meselesi üzerinde kafa yormak.

Cemil Meriç, "şuur, uçurumların önünde uyanır. Düşünce, buhranların çocuğu," der. İbn Haldun, İslâm medeniyetinin birinci büyük buhranını yaşadığı bir zaman diliminde çıkmış ve bu tür çaplı buhranların nasıl aşılabileceğine ilişkin önümüze, Cemil Meriç üstadımızın deyişiyle, "bakışları sisleri delen" özgün bir tarih felsefesi ve imajinatif bir medeniyet tasavvuru koymuştu.

Bu hafta sonu, İSAM (İslâm Araştırmaları Merkezi), genç, mütevazi ama "yeni düşünür tipi"nin parlak örneklerinden Recep Şentürk'ün girişimiyle vefatının 600. yıldönümü dolayısıyla güzel bir uluslararası İbn Haldun Sempozyumu düzenledi.

Artık bizim de, bakışları sisleri delen, tarihin akışına müdahale edebilecek İbn Haldun gibi büyük öncüler yetiştirmenin ve sis perdelerini aralayabilecek kalıcı ve büyük işlere imza atmanın yollarını araştırmamız gerekiyor.

Cuma günkü yazıda, buhran zamanlarının, şuurun ve düşüncenin nasıl daha imajinatif şekillerde üretilmesine zemin hazırladığını gösteren mütevazi ve örnek çalışmalara imza atan İSAM'ı ve İbn Haldun sempozyumunu anlatacağım.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.