Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Müslüman’lar, bu kadar ‘safdil’ olursa; Şeyh Hans’lar da olur..
Salı, 13 Haziran 2006 - (15:04)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Geçenlerde, İslamî içerikli bazı programlarda sergilenen bazı sahnelerin İslam’ın özüne zarar verebileceğine dair düşüncelerimi yazdığımda, bazıları kendilerinin hedef alındığını zannettiler, alındılar. Halbuki, ben Kur’an okunurken, okunan Kur’an’ın mânasını düşünmeye çalışmak yerine, gazel çekercesine tegannî ile okuyanlar karşısında adetâ vecde gelmişcesine, çılgınca feryadlar koparan, nârâ atan, bağıran, ıslıklar çalan dinleyicileri ve onlar karşısında mest olan bazı ‘qaarî’ tiplerinin kendilerini ‘ses san’atkarı’ durumuna düşüren bir şekilde sahnede alkışlara kendinden geçmişcesine karşılık verişlerindeki tuhaflığı ve ‘Kur’an’la kandıranlarla, kandırılanların veya kandırılmayı kabullenenlerin’ durumunu ifade etmeye çalışmıştım da; konuyla ilgisi olmayan bazıları bile alınmışlardı.

Sahi, bu gibi durumlara karşı bir tedbirimiz hiç olmayacak ve biz hep böyle baka-kalacak mıyız?

Mesela.. Tv. programlarında, hem de en mubtezel sahnelerin hemen arkasından, reklam olarak defalarca yayınlanan ‘Ezân-ı Muhammedi’nin ilk planda, ilgi odağı olmasından dolayı memnun ve mest olabiliriz, ama, bu yöntemle onun mehabet ve qadasetinin/ kudsiyetinin günlük hayatın dağdağası arasında bir ‘müzikal’ parça ve hattâ ‘rant kapısı’ haline getirileceğinden hiç endişe etmez miyiz, etmeli değil miyiz? Ki, bu durum, bir günde, çeşitli tv. kanallarındakilere toplanırsa, hergün, 30-40 kez tekrarlanıyor.. Bunlar dikkatli ‘müslüman’ı yormaz; ama, Müslümanları, ‘bunun altında bir bit yeniği yok mu?’ diye de düşündürmeli değil midir?

İllâ da, bu gibi, ‘normali zorlayan’ durumları karşıtlarımız mı dile getirmeli ve biz de onlara cevab yetiştirmekle mi vakit geçirmeliyiz?

Son günlerde, kendilerini ‘Proteston İslam’ diye tanıtan birilerinin tutuklandıkları açıklandı.. Kişinin inandığı değerleri propaganda etmesinden rahatsız olunmamalı.. Bir propagandaya hemen kapılıp, o tarafına meyledecek kadar ‘safdil’ tipler varsa, bizim safımızda olsalar ne olur..

Son günlerde, ‘Kendisine ‘Müslüman olmuş Batılı bir bilim adamı’ süsü veren ve Alman Prof. Hans Von Aiberg’ diye tanıtarak dinî duyguları istismar ettiği, banka hesapına yurt içi ve yurt dışından 100 kişinin her ay düzenli olarak para aktardığı ve ‘İslam dinini istismar ederek nitelikli dolandırıcılık yapmak üzere teşekkül oluşturmak’ ithamıyla tutuklandığı’ bildirilen ‘modern şeyh’ de bu cümleden..

Ben ‘Hans Efendi’yi bir kitabı dolayısıyla 5 yıl kadar öncelerde tanımıştım.. Bir kurum, çocukların eğitiminde istifade etmek için, onun bir kitabından yüzlerce aded almayı düşünüyordu. Görüşümü sormuşlardı.. Kitaba şöyle bir bakınca oyun hemen seziliyordu.. Sonra, güvenilir bir arkadaşa sorduğumda, tam da kitabında yazdıklarıyla paralel şekilde, ilginç bilgiler edinmiştim... Bazı iç badanaların döküldüğü bir durum sözkonusuydu..

Kitabının arka kapağında, ‘İskandinav asıllı alman bilim adamı’ ve ‘müslüman’ olmuş birisi olarak takdim ediliyordu.. Kuzeyliler gibi sarışın bir tip idi.. Kitabı, Uzay teknolojisinden, ‘enerji-insan’ gibi yarı felsefî ve yarı fizikî konulara, İslam kültüründen, ‘cin-şeytan’dan, ‘zikr’in mahiyeti ve tasavvuf’a; ‘Mehdilik’den Müceddidlik’e; ‘aykırı müminler’e kadar ilgili-ilgisiz bir çok konuları içeriyordu. Eserlerinin sevabını da, ‘sâyesinde Müslüman-Türk olduğu annesi Müfide hanım’ın ruhuna’ ithaf ediyordu.. Yani, en azından gırgır bir eser.. Nitekim, Hans Efendi’nin üzerinden ‘Elazığ’ nüfusuna kayıdlı olduğunu gösteren bir kimlik çıkmış..

Eskiden, ‘Çok hacılar gördük ki, ‘haç’ı çıktı, zîr-i bagal’den (koltuğu altından) denilirdi. Şimdi, AB’lileşmenin bereketi (!) ile, alman prof.ları (?), ‘El’Azîz’li çıkıyor!

Kendisi, ‘türk annesiyle Finlandiya’ya gittiği’nden söz ediyor, ‘çiçeği burnunda bir genç bilim adamıyken Amerikan Uzay Merkezi ‘NASA’da çalışmaya başladığını’ amma, ‘inancının emrinde çalışmak için’, Amerika’da kendisine sunulan lüks imkanları bir kenara itip, İstanbul’a geldiğini ve kendisini ‘Zig-Zag teorisinin sırları’nı açıklamaya adadığını söyleyen satırları, insana yeterli bilgiyi veriyor.. ‘Hans Efendi’ kitabında ayrıca, ‘gizlice Müslüman olduğunu’ ileri sürdüğü Max Planck’ın modern fizikin temel nazariyelerinden sayılan ‘Quantum teorisi’nden de söz ediyor, ‘Kafdağı manyetik fırtınaları’ndan dem vuruyordu. Ama bu arada, büyük harflerle, ‘İÇİNİZDEN BİRİYİM’ diye büyük bir ‘alçakgönüllülük’ (!) sergilemeyi de ihmal etmiyordu.. Gerisini artık siz tasavvur ediniz..

Son zamanlarda özellikle Avrupa’daki Müslüman cemaatlerdeki hele de ilk neslin karşısına ‘prof. filan..’ gibi cafcaflı unvanlarla dadanan tipler var. Bizim içimizde, 30 yıl öncelerde pek öyle prof. titri olan kimse olmazdı.. Ama, şimdi sürüsüne bereket.. Ama, Avrupa’daki ilk nesil, hâlâ, 40 yıl öncelerdeki o prof. yoksulluğu duygusunun pençesinde.. Ve, ‘açıkgöz prof.’lar da, bunu rant’a dönüştürüyorlar, tabiatiyle..

Şimdilerde, tıpkı bir ünlü ‘prof. şeyh’ gibi, Azerbaycan’ın yeni kuruluş yıllarındaki boşluktan istifade ederek, Azerbaycan üniversitelerinden hangi yollarla alındığı şüpheli akademik unvanlarla ‘Prof. filanî..’ diye hava atan ve halkın anlamasa da merakını cezbeden, ‘ekoloji, enerji ve insan bedeninin iç enerjisi’ gibi konulardaki kitabları müslüman cemaatlere; ‘Bana, ... Hoca, yanımda, senin gibi 5 prof. olsaydı, dünyayı yerinden oynatırdım.. dedi..’ gibi dandik takdim usûlleriyle sunan birileri de çıkıyor ve aynen Hans Efendi’nin kitablarındaki gibi, isbatı zor konulardaki ekolojik ve fizyolojik bilgileri ahaliye sunuyorlar ve kitabları da ıspanak-pırasa gibi satılıyor.. Yani, karşımıza illâ da, Kalkancı veya Fadime Ş… gibi tipler çıkmıyor.. Birileri de kendisini ‘yeryüzüne inmiş Hz. Îsâ‘ diye tanıtıp, birkaç tane ‘çağdaş’ ‘havarî’ (!) de toplamamış mıydı?

Bu gibi şarlatan kişilerin ayakta durabilmesinde bizzat bizim camialarımızın da suçu yok mudur?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.