Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Öneri
Çarşamba, 21 Haziran 2006 - (22:46)
Mahir Kaynak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Önümüzdeki dönemin, özellikle bölgemizde, askeri operasyon ihtimallerinin güçlü olduğu bir dönem olacağı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan demokrasi söylemlerinin bölge açısından önemli olan bu gücümüzü azaltmasına imkan verilmemelidir. Bu demokrasiden vazgeçmek değildir ve demokrasiyle güç arasındaki dengenin günün şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini ifade eder.


Herkes uygulanan politikaların yanlışlığını söyler ama yerine neyin konması gerektiğinden söz etmez. Eleştiriler bir bütünün parçalarına yöneliktir ama bu parçaları yan yana getirerek tutarlı bir politika oluşturulamaz. Bir kamyon motorunu araba şasisine monte ederek güçlü bir araç elde edemeyiz. Bir bütünün tüm parçalarının birbiriyle uyumlu olması gerekir.

Türkiye’de her politika bireysel olarak savunulmakta, bunların birbirini desteklemesine ve belli amaca yönelik olmasına özen gösterilmemektedir. Oysa bir ülkenin dünyaya yaklaşımı tutarlı olmak zorundadır ve bu sağlanamazsa, bireysel olarak her birinin doğru olması bir anlam ifade etmez.

Bir ülkenin dünyaya bakışının en önemli ayağını iktisat politikası oluşturur. Türkiye dünya ile bütünleşmek ve küresel ekonominin bir parçası olmak istediğini her fırsatta ifade etmektedir. Bu durum siyasi açıdan küresel politika izleyen bir odakla bütünleşmemizi gerektirir. Türkiye küresel bir politikanın öncülüğünü yapacak güce sahip olmadığı için bir başkasıyla birlikte hareket etmek zorundadır. Bunu bir eleştiri olarak ya da bağımsız olmak adına söylemiyorum. Sadece bu tavrın konumuzla bağdaşmadığını düşünüyorum.

Hem küresel politikalar izlemek hem de AB üyesi olmak AB’nin küresel bir güç odağı olmasını gerektirir ya da böyle olacağı varsayılmıştır. Bunun önünde ciddi engeller vardır ve ne ABD’nin bugünkü yönetimi ne de Rusya kendilerine rakip olacak böyle bir oluşuma seyirci kalmazlar. Üstelik Rusya doğalgaz, ABD petrol alanlarındaki üstünlüklerini ima ederek AB’ni ikincil bir güç olmaya zorlamaktadır. Ayrıca AB, askeri açıdan, diğerleriyle rekabet edecek konumda değildir. Küresel açıdan etkin olmayan bir güçle küresel politika izlemek mümkün olmadığı için Türkiye’nin AB ile bütünleşmesi bir hayalden ibarettir. Kaldı ki AB’nin bir bütün olması da gerçekleşmeyecek gibi görünmektedir.

Türkiye küreselciliğin geleceğini tartışmadan sürdürdüğü küreselci politikadan vazgeçmek zorunda kalabilir ve bu durum iktidarın başarısızlığı biçiminde tezahür edebilir.

Bu durumda bir öneri sunmak ve tutarlı bir politikanın nasıl olacağını söylemek gerekir. Önerimiz beğenilmeyebilir ve küreselci politikanın zamana ve şartlara uygun olduğu düşünülebilir. O zaman izlenen politikanın tüm alt başlıklarının birbiriyle tutarlı olması gerektiğini söyleriz ve sorumluluk izleyenlerin olur.

Bana göre Türkiye bölgesel bir güç olmak şansına ve potansiyeline sahiptir. Bu nedenle izleyeceği tüm politikalar bölgesel ihtiyaçlara cevap vermeli, özellikle iktisadi alanda bölgesel yakınlaşmalar sağlanmalıdır. Kültürel alanda benzer bir tavır sergilenmeli, mesela Türk okullarının tüm dünyaya yayılması yerine stratejik ufkumuzun kapsadığı alanla sınırlı kalması teşvik edilmelidir. Bunu aşan iddialar hem politikamıza destek sağlamaz hem de başkalarının bizi bir büyük gücün hizmetinde olduğumuzu düşünmelerine yol açar.

Önümüzdeki dönemin, özellikle bölgemizde, askeri operasyon ihtimallerinin güçlü olduğu bir dönem olacağı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan demokrasi söylemlerinin bölge açısından önemli olan bu gücümüzü azaltmasına imkan verilmemelidir. Bu demokrasiden vazgeçmek değildir ve demokrasiyle güç arasındaki dengenin günün şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini ifade eder.

İdeoloji ülkenin genel politikasına hizmet edecek biçimde şekillendirilmelidir. Bugün rehber olarak alacağımız herhangi bir ideolojinin olduğunu söyleyemeyiz ama ideolojiler, tamamı geçmişte oluşmuş, yenisinin yaratılması imkanı olmayan bir nesne değildir ve her ideoloji günün şartlarının bir ürünüdür. Bugün dünya geneliyle çatışmayan ama günün ihtiyaçlarına cevap verecek bir düşünce akımı yaratılabilir ve bu sadece bizi değil tüm bölgeyi sürükleyecek unsurlar içerebilir.

Önerimizin temeli sadedir: Mümkün ve gerekli olanı yapın. Sınırlarınızı zorlamayın.

Star Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mahir Kaynak'in Son 10 Yazısı
   Bomba
   İttifak
   Ne yapmalı?
   Bir uçtan diğerine
   Modele uyuyor
   Kim kimin dostu?
   B planı
   Tren kazası
   İran’ı anlamak
   İç hesaplar
   Globalleşme ne götürecek?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.