Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bunca şaibeden sonra, ‘Gen. Kur. Bşk.lığı’, nasıl sindirilecek?
Perşembe, 22 Haziran 2006 - (13:17)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Gerçekte bir ‘2. Susurluk’ olan Şemdinli Dâvasının ilk merhale kararı açıklandı..

Birinci ‘Susurluk Dâvası’ günlerinde, ‘Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..’ diye atılan sloganların gerçek olacağını sananlar, bu 2. ‘Susurluk Vak’ası’ndan da benzer neticeler bekliyorlardı. Çünkü, devreye bir yığın etkileme odakları ve ‘kuvvetli silahlar’ filan girince, her şey başka türlü olabiliyordu.. ‘Susurluk’ta da fatura, ‘efsane yarbay’ denilen K. Eken’le birkaç polis şefine çıkarılmıştı.. Şemdinli’de bakalım kimlere ne isabet edecekti!.

Ancak, bazen, kurumlar arasındaki sürtüşmeler, her şeyin önceden kurulduğu gibi yol almasına fırsat vermeyebiliyor.. En azından, hesabların bozulduğu, artık, ap-aşikar..

Hele de, ‘Danıştay Saldırısı’nın failinin yakalanması arkasından ortaya çıkan ve hemen her birinin başında veya arkasında, ya bir emekli, ya bir matrud/ atılmış veya muvazzaf subayın çıktığı ‘çete’ grupları, medyada olabildiğince geçiştirilmeye ve unutturulmaya ve ‘ferdî bir eylemin bir takım hayâlî çetelerle yaygınlaştırılmaya çalışılmasının topluma kötülük yapmak’ şeklinde değerlendirilip küllendirilmeye çalışılsa bile, kamuoyunda, halk kitlelerinde gerektiği şekilde değerlendirilmektedir..

Danıştay Saldırısı’nın laik kesimlerce hesablandığı gibi bir noktaya getirilememesi üzerine unutturulmaya çalışılması ve gündemden düşürülmesinin nasıl bir noktaya varacağı ayrı bir merak konusu..

Çünkü, ülkenin en temel savunma gücünün başındaki kişi bile, ‘Danıştay Saldırısı’nı bahane ederek sokaklara dökülen ‘şerûr’ taifesinin yaptıklarının, ‘bir defaya mahsus olarak kalmamasını, her gün devam etmesini ‘ temenni edebilmiş ve sonra da Başbakan’dan, alışılmışın dışında aldığı, ‘Bunun bir bedeli olur..’ şeklindeki sert tepkiden sonra, deriiin bir sessizlik kaplamıştı, ortalığı..

Şimdi, ‘Şemdinli Dâvası’nın ilk merhalesi de sonuçlanmış ve astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'e, ’Adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs etmek’ suçlarından 39’ar yılı aşkın bir hapis cezası verilmiş bulunuyor.. Hani, KKK. Org. Büyükanıt’ın ‘İyi çocuktur..’ diye teyid ve tezkiye etmeye, temize çıkarmaya, mahkemeyi etkilemeye çalıştığının ileri sürülmesine vesile olan dâva..

‘Şemdinli Dosyası’na konu olan patlama büyüktü.. Ama, o hadise sonrasında hazırlanan iddianâme, daha büyük sosyal patlamalara vesile olmuştu.. O sosyal patlamalar, peyderpey hâlâ da devam ediyor..

Başbakan Erdoğan, hatırlanacağı üzere, ‘Nereye varırsa varsın, sonuna kadar gidilecektir..’ demiş ve amma, konunun ‘Genelkurmay Başkanı’nın kanunî yetkisine dayandığı anlaşılmıştı.. Evet, şeklî kanuna uygun olsa bile, hukuka aykırı bir son..

Çünkü, Van Savcısı Ferhat Sarıkaya tarafından hazırlanan bu iddianâmede, doğrudan doğruya KKK. Org. Y. Büyükanıt da suçlanan sanıklar arasında yer alıyor ve onun yargılanabilmesi için, kanûnen, Gen. Kur. Başkanı’nın izin vermesi gerekiyordu.. Ve Büyükanıt, başlangıçta, ‘Giderim mahkemeye, kendimi aslanlar gibi savunurum ve bundan gurur duyarım, avukata filan da ihtiyacım yoktur..’ demesine rağmen, Gen. Kur. Başkanı Org. Özkök izin vermek ne kelime, bir de, ‘Büyükanıt zâten büyük idi, şimdi daha büyük oldu..’ gibi, doğrudan yargılamayı etkilemeye yönelik sözler etmiş ve daha sonra da, C. Başkanı Sezer, ‘Ordu’yu korumak’ adına, ‘Şemdinli İddianâmesi’ni suçlamış ve arkasından da, ‘Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda kendisi tarafından tâyin edilmiş 5 üyenin oyuyla, Savcı Ferhat Sarıkaya savcılıktan ‘atılmış’ ve dahası, bu ‘iddianâmeyi kabul eden’ mahkeme, -uygulamada pek görülmeyen bir usûlle- özetlenerek okutma yolunu seçmiş ve bu özetlemede de tesadüfen (!) iddianâmenin Büyükanıt’la ilgili kısmı atlanmıştı. Şimdi, iki astsubay 40’ar seneye yakın bir ceza almış durumdalar.. Elbette konunun Temyîz safhası da var.

Ancaaak, asıl problem, o astsubayları istihdam eden generallerden birisi olan Büyükanıt’ın , bırakınız mahkeme önüne çıkıp hesab vermeyi; kanun zırhıyla korunması ve normal prosedüre göre, Gen. Kur. Başkanı olacağının beklenmesi..

Bu durum, Büyükanıt için, henüz ‘Gen. Kur. Başkanı’ olmadan, üzerinde sırf kanûnî bir zırh bulunduğu için dokunulamıyan, ama, kamburu olan bir kişi görüntüsü veriyor.

Büyükanıt’ın yerinde olmak istemezdim, şahsen.. Amma, generallerin rütbelere karşı nasıl bir ‘meclûbiyet’ içinde olduklarını bilenler bilir. Halbuki, asıl rütbe, vicdanlarda elde edilen rütbedir.. Büyükanıt, asıl o rütbeye tâlib olsaydı, keşke..

Kaldı ki, Büyükanıt’ın Gen. Kur. Başkanlığı’nın ‘Bakanlar Kurulu’nda pek tarafdar bulmadığı gibi bir dedikodu da, Ankara siyasî mahfillerini derinden meşgul ediyor. (1978’de, Hükûmet’in önerdiği Org. Ali Fethi Esener’in C. Başkanı Fahrî Korutürk tarafından kabul edilmemesi ve başka bir komutanı istemesi ve Hükûmet’in de, kararından 30 Ağustos’a vazgeçmemesiyle, 4 orgeneralin birden yaş haddinden emekli oluşları ve sonra, en kıdemsiz Org. olan Ken’an Evren’in yolunun açılması ve onun da iki yıl sonra, 12 Eylûl Darbesi’ni yapması burada bir daha hatırlanmalıdır.)

Şimdi, Büyükanıt’ın Gen. Kur. Başkanlığı, iki hafta içinde karara bağlanmış olacak.. Baykal, ‘Sakın, ‘ordu’nun tâyin sürecine müdahale etmeyin..’ diyerek, Büyükanıt’ı sahiblenmeye çalışıyor.

Bu konularla ilgili haberlere yazılan yüzlerce internet yorumlarına göz attım.. Ki, bu yol da, artık, kamuoyunu yansıtan önemli bir kaynak haline geliyor..

Bazılarının belli yerlerden kurulmuşcasına yazıldığı görülüyordu. ‘Ordu yıpratılıyor../ Vatana hizmet edenler cezalandırılıyor../ Bu ülkeyi, bundan sonra kim savunacak?/ PKK ödüllendirilmiş oluyor!..vs..’ gibi acaib akıl yürütme ve yakınmalar..

Halbuki, Hz. Ali’den gelen ‘Adâlet mülkün temelidir..’ sözü, duvarlardaki yazılarla geçiştirilecek bir kavram değildir.. Adâlet de, sadece hoşumuza giden kararlar değil.. ‘Şeriatin kestiği parmak acımaz..’ Ama, hangi adâlet ve hangi şeriat’e göre?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.