Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Zâlimlerden insan hayatına saygı beklemek, abestir..
Pazartesi, 26 Haziran 2006 - (12:28)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucu yazışma ve cevablarının özetlemelerine ayırdığım bu sütundaki bir diğer ‘Hasbihal’e daha selamla başlıyorum:


-Şeyhmus Debbağoğlu’ yazıyor: ‘Özgür-Der’in Diyarbakır şubesinden Metin Demir Irak’da kayboldu.. Biz, tutuklandığını biliyoruz, ama, elimizde açık delil olmadığı için kayboldu diyoruz.. Onu kurtarmaya giden iki kişi, Mustafa Eğilli ve M. Hasîb Yokuşçu da aynı durumla karşılaştılar, onlardan da bir haber yok.. Sorumlusu olarak Barzanî’nin Kuzey Irak’daki Kürdistan eyalet hükûmetinin gösterilmesi doğru mudur?

Şimdi.. Bu kayıplarla ilgili olarak, laik medya ve diğer paralel kuruluşlarda tam bir sessizlik hâkim.. Çünkü, kaybolanlar, ‘İslamî kimlikleri’yle bilinen kişiler.. Halbuki, onların cenahından birisi olsaydı, nasıl feryadlar koparılırdı, görürdük..’

‘*--İnsan’ı, sırf insan olmasından dolayı, ’eşref-i mahlukât’ olarak gören İslam’ın yüce anlayışını herkesten bekleyemeyiz.. Hattâ bu gibi durumlarda biz de aynı hatalara düşebiliyor; inanç, duygu ve düşüncelerimize yakınlık veya uzaklığa göre ilgi gösterebiliyoruz.. Bu ise, Câhiliyye mantığının pençesine düşmüşlüğü gösterir..

Halbuki, insan, sırf ‘insan’ olmasından dolayısıyla bile adâletle ve insafla yakınlaşmaya müstehaktır ve ancak saldırgan olanlar müstesna...

Sözkonusu ‘kayıp’lar laik medyanın ve benzeri çevrelerin ilgi alanının dışındadır.. Yani, Amerikan beyaz ırkçılarının, ‘en iyi zenci, ölü zencidir..’ şeklindeki mantığı burada da geçerlidir..

Bu vesileyle, bir noktaya da değinmekte fayda var..

Irak, askerî açıdan da tam bir işgal altında olan bir ülkedir.. Ortadoğu’daki ülkelerin pek büyük bir kısmı da, emperyalist güçlerin siyasî tahakkümü altındadır.. Ama, Irak, bir de açıkça Amerikan askerî işgali altındadır da, tıpkı Afganistan ve Filistin gibi..

Irak’ın azâd, hürr, bağımsız bir hükûmetin idaresi altında olan bir ülke olduğunu zannetmek safdillik olur.. Oradaki işgalçi güçler fiilen de, uluslararası hukuk açısından da, asıl sorumlu taraftır.. Ve onların istihbarat birimleri her yerde vardır ve az-biraz İslamî hassasiyetli kimseler gördüklerinde onların oradaki hareketleri kısıtlanacaktır.

Yani, işgal güçlerinin icazetiyle faaliyet gösterenleri sorumlu tutmak yanlış olur. Onlar, -isteseler de- işgalçi güçlerin emri dışında hareket edemezler.. Irak’a gidenler bunu baştan görüp, muhtemel neticelerini göze alabilmelidirler..’

-Tahsin Arpacı yazıyor: ‘82’lik bir Demirel’in bütün laik siyasî cenahları toplama çabaları.. Baykal’ın ‘Cumhuriyeti mücadeleyle kurduk, sandıkta kaybettirmeyiz..’ deyişleri.. 84’lük bir Rahşan Ecevit’in, bütün laikleri bir arada toplayacağını iddia etmesi.. Keza, bir ‘Ana Muhalefet Lideri’ gibi davranan C: Başkanı Sezer’in Çankaya’da Baykal’la son bir ayda üç-dört kez mahiyeti açıklanmayan toplantılar yaptığı iddiasının yalanlanmayışı.. Yani, bir laik/ anti-laik cebheleşmesi..

Hedefi nedir bu çabaların? Ve, başarılı olurlar mı dersiniz?’

‘*--Önce, herkesin ‘laikliğe bağlı kalacağı’na dair yeminler edilerek sağlandığı, kanunî bir düzenleme içinde ‘laik olmayan siyasetçiler’in varolduğu söylense bile, isbatı zordur, bunun.. Bizim bugünkü düzenleme içinde karşı çıktığımız, kas-katı, totaliter, müdahaleci, diktatorial bir laikliktir..

Bu katı laik kişi veya cenahlar için, çabalarının, ülkenin ekonomisine zarar verip vermediği önemli değil.. Sıkıntıyı onlar değil, millet çekecek, çünkü.. Yeter ki, onların saltanatlarına son verileceği gibi ihtimaller güçlenmesin.. C. Başkanlığı seçimini şimdiki Hükûmet’e yaptırtmak istemiyorlar.. Bu yolda her entrikayı da deniyecekler. Ancaaak, 4 sene öncelerde tamamiyle tükenmiş, iflas etmiş olan kadroların bugün yeniden sahneye çıkacak kadar güçlendiklerini sanmaları, kendi hedeflerine bağlılıklarından kaynaklanan bir durum durumdur.. Ecevit, 1994 mahallî seçimleri öncesinde, ‘İslamî eğilimli’lere karşı çıkışının sebebini, ‘Bunlar iktidara bir kez gelirlerse, bir daha gitmezler..’ diye ifade etmişti; 80 yıldır asıl gitmeyecek olanın kendi cenahları olduğunu gizleyerek.. Evet, ‘Milleti biraz rahatlatan bir iktidar’a bile tahammül edemezler onlar.. Çünkü, milletin güçlenmesi, ‘taife-i laicus’un zayıflaması demektir, bunu kabullenemiyorlar. Netice almaları, şimdiki iktidar sahiblerinin çalışmalarının samimiyetlerine bağlıdır..’

-Keramet Tepecikli yazıyor: ‘Sıradan vatandaşlar da, derin bir komaya girseler, resmî hastahanelerde aylarca, milletin parasıyla tedavi edilir mi? Yoksa, ‘Vatandaşlar eşittir, ama, bazı vatandaşlar daha eşittir..’ mantığı mı uygulanır?’

‘*--Bu konuda susmayı tercih ediyorum.. Ancak, bu vesileyle, Tolstoy veya Einstein‘ örneklerini hatırlamak yerinde olur, herhalde.. Tolstoy, bir asra yaklaşan ömrünün son demlerinde, kendisinin hayatını kurtarmak için gösterilen çabaları görünce, ‘dünyada aç, bi-ilaç milyonlarca insanla değil de, kendisi gibi bir pir-i fâniyle meşgul olunmasını’ yadırgamıştı.. Einstein’ın da, ‘Beni rahat ölmenin zevkınden mahrum etmeyin..’ kabilinden bir şeyler mırıldandığı söylenir, son demlerinde..’

-Süleyman Değirmenci, ve Turgay Cömert yazıyorlar: ’21 Haziran yazınızda, ‘adalet mülkün temelidir..’ sözünün Hz. Ali’ye aid olduğunu yazdınız.. Hz. Ömer’e aid değil miydi, o söz?’

-Kürşad Şahin yazıyor: Adalet mülkün temelidir..’ sözünün kime aid olduğu yazılır mahkeme duvarlarında; onu niçin başkasına mal ettiniz?’

‘*--O sözün, ‘el adl’u, esâs’ul mulk..’ şeklinde, Hz. Ali tarafından söylendiği rivayeti olduğu gibi, ‘hadîs’ olduğunu söyleyenler de olmuştur.. Aynı sözü başkası da tekrarlamış olabilir. Ama, asıl olan, o sözün lafzen telaffuz olunması değil, adâlet ölçüsüne sahib olmak ve onun gereğince bir uygulama ortaya koyabilmektir. Yoksa, nice zâlimleri de, sözlerine bakarak örnek almak gibi bir noktaya düşülebilir.’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.