Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bir adam düşününüz ki...
Pazartesi, 03 Temmuz 2006 - (23:18)
Dücane Cündioğlu

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir adam düşününüz ki bütün bu faaliyetleri sırasında kimliğini saklamak, 100'ü aşkın müstear ad kullanmak durumunda kalsın, sürgünlerden, mahkemelerden başını alamasın, üstelik memleketin tanınmış birçok kaleminin ciddiye aldığı, hatta 'talebesi' veya 'arkadaşı' olmakla övündüğü bir isimken, gerçekte bir 'çelebi' gibi yaşasın ve bir 'garip' gibi ölsün...


Bir adam düşününüz ki hayatını Türkiye'de Sol'un ve Sosyalizm'in tarihini araştırmaya adamış olsun, ömrünü Marksizm'in en güçlü muhaliflerine, hatta bazı yandaşlarına —hem de 1930-40lı yıllarda— eleştiriler yazmakla geçirsin...

Bir adam düşününüz ki Ziya Gökalp'e... Tevfik Fikret'e... Ahmed Hâşim'e... Fuad Köprülü'ye... Hüseyin Cahid'e... Şevket Süreyya Aydemir'e... Mehmed Ali Aynî'ye... Haydar Rifat'a... Hilmi Ziya Ülken'e... Babanzâde Hüseyin Şükrü'ye... Prof. Kessler'e... hatta Dr. Hikmet Kıvılcımlı'ya gayet muknî ve ciddî eleştiriler kaleme alsın, hatta bu sayede söylenilmeyeni söylemeye, ihmal edileni ikame etmeye çalışsın, Ahmed Cevdet Paşa'nın, Nâmık Kemal'in, Mehmed Akif'in fikirlerini 'farklı' bir nokta-i nazarından ele alsın, Fecr-i Aticileri, Servet-i Fünuncuları yerden yere vursun...

Bir adam düşününüz ki "Muhammed ve İslâmiyet", "İslâmiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi?", "İsa Sosyalist midir?", "İslâmiyet ve Osmanlı Sosyalistleri", "İslâmiyet ve Yöncü Sosyalistler", "Osmanlı İmparatorluğunun Dağılma Devri ve Tarihî Maddecilik" başlıklı yazılar, risaleler kaleme alıp 'din' ve 'sosyalizm' arasında irtibatlar kurmak için gece-gündüz demeden kütüphaneler devirsin de muhalifleri bile "Bu adam ekmek yerine kitap yiyor, onunla münakaşa edilmez" desin...

Bir adam düşününüz ki bütün bu faaliyetleri sırasında kimliğini saklamak, 100'ü aşkın müstear ad kullanmak durumunda kalsın, sürgünlerden, mahkemelerden başını alamasın, üstelik memleketin tanınmış birçok kaleminin ciddiye aldığı, hatta 'talebesi' veya 'arkadaşı' olmakla övündüğü bir isimken, gerçekte bir 'çelebi' gibi yaşasın ve bir 'garip' gibi ölsün...

VE bir adam düşününüz ki onca vasfına rağmen, hakkında yazılmış bir tek, evet bir tek ciddi tedkik, bir tek biyografi ve/veya bibliyografi neşredilmemiş olsun...

Kimden bahsettiğimi tahmin edebildiniz mi?

Merakta bırakmamak için hemen söyleyeyim: Kerim Sadi'den, yani A. Cerrahoğlu'ndan... (İsm-i müstearları bitmez.)

Güya hakkında bir yüksek lisans tezi yapılmış... Değer hükmümüz: Atıf yaptığınız takdirde, bir şeylerden haberdarmış gibi görünmenize yarar, işte o kadar. (Kerim Sadi'nin dostu Cemil Meriç'in kızı Ümit Meriç yönetmiş bu tezi.)

Başka? Bir de derleme suretinde bazı övgü ifadelerinden gayrı pek ciddi malzeme içermeyen bir dostluk nişanesi...

"Türkiye'de Sosyalizm'in Tarihine Katkı" başlıklı kitabı Mete Tunçay tarafından yayıma hazırlanıp sunulmasaydı, adını hatırlayacak kaç kişi çıkardı, bilemeyiz. (Tunçay'ın sunuşunu okuyanlar, kitabın hacmiyle müellifi hakkında verilen isteksiz ve yorgun bilgiler arasındaki tezadı farketmekte güçlük çekmeyeceklerdir sanırım.)

Kerim Sadi hakkındaki bu bilgi fukaralığı bizi niçin bu kadar ilgilendiriyor dersiniz?

Yakın tarihimizin en önemli münekkidlerinden bu zâtın risalelerine başvurmadıkça, yukarıda adını saydığımız (ve saymaya lüzum görmediğimiz) nice sanat ve düşünce adamı hakkında yapılacak tedkikat eksiklerle ma'lul olacaktır; üstelik, yerli bir sosyalist olması sebebiyle, Kerim Sadi'nin eleştirileri, yapılacak yorumların başka alanlara taşınmasını, yeniden gözden geçirilmesini, hiç değilse sıkı bir münekkidle ciddi ciddi hesaplaşılmasını sağlayacaktır.

Öyle ya, Ahmed Hâşim hakkında bir-iki söz söyleyeceksiniz de Kerim Sadi'yi dikkate almayacaksınız, bu mümkün mü? Kesinlikle mümkün değil. (Tereddüt edenler, Beşir Ayvazoğlu'nun Ahmed Hâşim hakkındaki eserini okusunlar ve böylelikle Kerim Sadi'nin kronolojik önceliğinin kıymetini bizzat takdir etmeyi denesinler.)

Peki ya Fuad Köprülü hakkındaki "tarih felsefesi olmayan tarihçi" eleştirisi? Veya eleştirilerin isabetli, kendisinin hatalı olduğunu itiraf etmek zorunda kalan Hilmi Ziya Ülken hakkındaki değerlendirmeleri? Ya da Mehmed Ali Aynî'nin ünlü tenkidlerini boşa çıkaran tenkidleri?

Daha hangisini sayalım, karar veremiyoruz.

Dünkü yazımızda "Türkiye'de Sol, kendi geçmişini kavrama konusunda cidden yetersizdir" derken mübalağa ettiğimizi veya sırf lâf olsun diye konuştuğumuzu düşünenler varsa, başlarını iki elleri arasına alsınlar, sonra insafla karar versinler.

Kerim Sadi niçin ihmal edilmiştir? Bu bir tesadüf müdür?

Bu soruya cevap verebilecek nadir isimlerden biri de Attilâ İlhan'dı, ne yazık ki o da aramızdan ayrıldı.

Sizi merakta bırakmayayım da sorunun sahibi olarak, cevabını da ben vereyim: Kerim Sadi belki marksistti, komünistti, sosyalistti, ama hepsinden evvel yerli bir adamdı. Sizin anlayacağınız, gâvursa bile bizim gâvurumuzdu.

Türkiye'de onların olan mümtaz ve muazzez, bizim olansa merduddur. Onların olan öne çıkıyor, bizim olan geri itiliyor. Bu, bu toprakların yazgısı.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Dücane Cündioğlu'in Son 10 Yazısı
   Köşeyazarı şımarıklığı
   Kâse yoksa, bâde de yok!
   'ben'i bilen yine aynı 'ben' olursa...
   Asım'ın nesliymiş!
   Türkiye'nin Ruhu ve İslâmî Sol
   Türkçe, dile düştüğünde nasıl düşer?
   Kutsalın sesi
   Özgürlüğün kadıncası
   Sen sadece saçma konuşmuyorsun, saçma da düşünüyorsun!
   İslâm hem teşbih, hem tenzihtir!
   Gönül'ü tanımazlar ki gönlün kararına secde eden akl'ı tanısınlar!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.