Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Sadece İsrail mi suçlu?
Salı, 04 Temmuz 2006 - (23:58)
Akif Emre
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Birçok bölge devletinin kral ve yöneticilerine karşı muhtemel suikast girişimlerini önceden bildirerek hayatlarını kurtaran İsrail'e karşı minnet borçlarını nasıl ödemişlerdir dersiniz?


İsrail yine bildiğini okuyor: ne uluslararası hukuk, ne insani ölçüler ne barış; bu kavramların hiçbir anlamı yok. Önemli olan gücünün yettiği oranda sonuna kadar bunu kullanmak. "Gücünüz varsa karşı koyun" diyen bir meydan okuma.

İsrail'in stratejik hedeflerini bir kez daha tekrar etmek yerine küçük bin hatırlatma yapmakla yetineceğim. İsrail'in ister barış görünümlü ister askeri güç görünümlü olsun tüm stratejik ve taktik hesaplamalarında 'zaman' önemli bir sabitedir ve bunun sürekli göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü işgal politikalarının zamana ihtiyacı var ve stratejik hedeflerinin geniş bir zamana yayarak ancak ulaşabileceğini çok iyi biliyor. Atılan barış adımlarını, provoke edilen girişimleri bu gözle okunduğunda ne demek istediğimiz çok rahat anlaşılır.

Kendi 'efsane'lerini tarihi hakikat gibi tüm dünyaya kabul ettirmeye, tüm insanlığa bir tür anakronizm yaşatmaya çalışan Siyonist projenin kalıcı olabilmesi için zamana oynamaktan başka seçeneği yok. "Topraksız bir halka insansız toprak" aldatmacasıyla realize edilen bu anakronizm ancak zaman içinde, zamana sığınılarak 'tarihi bir gerçeklik' haline alabileceğini çok iyi biliyorlar.

"Barış süreci"nden bu tarafa gelinen noktayı ve İsrail'in uyguladığı taktikleri yakından takip edenler 'zamana oynamak'tan neyi kastettiğimizi çok iyi anlayacaktır.

İsrail'in hedeflerini zamana yayarak gerçekleştirme stratejisi, tarih ve insanlık önünde kendini meşrulaştıracağı yegane araçsal imkan olarak duruyor. "İnsansız topraklar"da milyonlarca insanı sürgüne göndererek realize edilen efsane ancak zaman içinde tarihsel bir gerçeği dönüştürülmek istenmektedir. Dünyanın dört bir yanından toplanan "topraksız millet" ancak zamanla "vaat edilmiş topraklar"ın sahibi olacaklarının farkındadır. İster barış yanlısı ister sertlik yanlısı olsun tüm hükümetlerin özenle kolladığı stratejinin ana eksenlerinden biridir zamana oynamak. Yeri geldiğinde en uzlaşmacı Filistin girişimlerini bile tahrip edebilir, yeri geldiğinde kendini savunma adına acımasız katliamları gerçekleştirebilir: önemli olan toprak kazanmak kadar zaman kazanmaktır.

Ortadoğu haritasında küçük bir adaya sığınmış görüntüsü veren İsrail tüm bunları tek başına mı gerçekleştiriyor dersiniz?

Aslında İsrail'i bu denli pervasızlaştıran Amerikan desteği olduğu kadar, bölge ülkelerinin tutumlarının da cesaret verdiğinin altını çizmek gerekir. Kendi bölgesindeki rejimlerle açık ya da gizli işbirliği olmadan, politik, lojistik destek almadan İsrail'in tarihin akışına ters düşen bu stratejiyi gerçekleştirmesi ne kadar mümkün olabilirdi? Sürekli acındırma politikasıyla Batı'da destek toplayan Siyonist projeyi cesaretlendiren bizzat bölgenin İsrail karşıtı görünümlü politikacıları olduğunu unutmamak gerekir.

Tüm varlıkları İsrail karşıtlığı üzerine kurulmuş bir tür tiranlık görünümü veren kolonyal dönemin mirasçısı rejimlerin iktidarları karşılığında İsrail'le gizli işbirliği yaptıklarını artık bir sır değil. Kudüs'ü, Batı Şeria'yı elden çıkaran Ürdün Kralı Hüseyin'in İsrail'le gizli görüşmelerinin gizli ittifak anlamına geldiğini bilmeyen var mı?

Birçok bölge devletinin kral ve yöneticilerine karşı muhtemel suikast girişimlerini önceden bildirerek hayatlarını kurtaran İsrail'e karşı minnet borçlarını nasıl ödemişlerdir dersiniz?

Kendi halklarını İsrail korkusu ile bastırmaya çalışırken iktidarlarını İsrail desteği ile koruyan yöneticilerle dolu Ortadoğu... Her taşın altında Yahudi parmağı arayan, İsrail korkusunu körükleyerek iktidarlarını sağlamlaştıran sözde Filistin dostu ülkelerin liderleri halkına karşı iki yüzlülük yaparak gizli ilişkilere girmekten çekinmedikleri bir siyaset yürütüldü bu zamana kadar.

İsrail'i bu denli pervasız hale getiren dikta yönetimlerinin iki yüzlü politikaları olduğunu kavramamız gerekir.

Her ne kadar soğuk savaş sonuna kadar dünyada pek çok ülke için İsrail'le ilişki içine girmek bir insanlık ayıbı sayılsa yine İsrail'in baltaladığı Barış Süreci sayesinde bu da aşıldı.

Bölge ülkeleri İsrail'e karşı iki farklı tutuk izledi genelde. Kendi iktidarlarını besleyen her türlü dikta uygulamalarını meşrulaştırma adına İsrail karşıtlığı üzerinden korku siyaseti yürütenler. Bunların büyük kısmı aynı zamand6a İsrail'le gizli işbirliği yapmaktan da geri kalmadılar.

İkinci grup ise, İsrail'le diplomatik ilişkiler geliştirip işgalci uygulamalara en azından sessiz kalanlar. Böylelikle Amerika'nın desteğini almak adına pasif kalarak dolaylı suç ortaklığı yapanlar.

İsrail, düşman görünüp gizli işbirliği yapan, barışçı görünüp insanlık suçlarına sessiz kalan iki yüzlü politikacılarla çevrili bir coğrafyada en açık ve net strateji uygulayan tek devlet.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Akif Emre'in Son 10 Yazısı
   Annapolis'ten yeni bir savaş çıkabilir
   Derin kitle yahut derin millet
   Milli şairi sürgüne giden ülke…
   Papa'ya yazılan 40 yıllık mektup
   Toplumsal şizofreni
   Savaşlar olmasın ya da yaşasın zalimler
   Toynbee'den Cansever'e ''vahşi batı''yorumu
   Seküler ahlak mümkün mü?
   İsrail'in ''daimi sınırları'' nereden geçer?
   Medyatik laiklik ya da toplumun sekülerleşmesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.