Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kürdün Komunisti
Perşembe, 06 Temmuz 2006 - (11:32)
Yaşar Gülen

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kürt komunistlerinin müslüman kürt halkının lider şahsiyetlerine yönelik içi açık birçok ithamları bulunmaktadır. Şimdi bu kafa yapısının bir yansıması da eleştirilerde bulunduğum kızıl megaloman'ımızdır. Yaptığı eleştirilerdeki sınır tanımazlık ve hoşgörüsüzlük bu kafa modelinin çizelgesidir. Bu tür bir anlayıştan bundan başka bir eleştiri dili beklemek saf dilliliktir.


Dumanlı havada pusu kurmaya bayılan kızıl çakallarımız yine ellerine geçen fırsatı tüm hünerlerini kullanarak değerlendirmek için didindiler. Eh nede olsa ellerine bir fırsat geçmişti ve artık şu 'pis' müslümanlara yine hakaret edebilirlerdi. Zaten bunu hayatları boyunca her zaman yapmışlardı.

Bu sefer oyun sahnesinde olan çakalımız bir eylemin arkasından derhal alel acele derme çatma bir yazı kaleme aldılar. Yazı o kadar hayalperest bir dil ile yazılmıştıki kendileri birkaç saat sonra kendi yazılarını yayından kaldırdılar. Çakalımız pusuyu kurdu ancak biz bazıları gibi gözlerimizi kapatıp pusuyu unutmayı yeğlemeyeceğiz. Çakalımıza anlayacağı dilden yanıtlarmızı verip kaşarlanmış komunist ruhunu biraz okşayacağız.

Bizim megaloman'a göre bu ülkede islam kimliği ile tüm devlet kapıları herkese açılmış. İslam kimliği devletin mekanizmasında pay sahibi olmak için bir araçmış.

Pes doğrusu! Onbinlerce insanın dini inançlarından dolayı eğitim ambargosuna uğradığı, yüzlerce rütbeli askerin alınları secdeye gittiğinden ordudan ihraç edildiği bir ülkede, islamcıların kaytarıldığı gibi bir palavraya iman etmek ancak bu dünya görüşünün 'don kişotlarını' yakışır.

Tüm hayatları komplolar üretip herkesi kategorize etmekle eda edilmiş olan bu güruh çatacak birşey bulamayınca kendi hayalleriyle geliştirdikleri ütopyalarına insanlarımızı inanmaya zorluyorlar. Bir seferliğine bu palavraya inanmış olalım ve bu düşünceden yola çıkalım.

Bu ülkede dini kimliğine sıkı sıkıya bağlı olduğundan dolayı hangi zat kemalist statüko tarafından pohpohlanarak bir makama getirilmiştir? Hangi kurum dini kimliğine bağlılığından dolayı kollamıştır? Hangi derneğe devletin tüm kapıları açılmıştır?

Ortada bir gerçek vardır herkesin kabul etmesi gereken oda her islami güruhun islamın temel prensiblerine ihanet edip islam dairesinden arkasına bakmadan kaçışıyla bağlantılı bir gelişim gösterdiğidir. Yani bir müslüman ne kadar islama ihanet edip kemalizme yaklaşırsa o kadar bu sistem tarafından desteğe tabi tutulmuştur. Sanırım bunun benden daha iyi islam dinine hassasiyeti olan vatandaşlarımıza sinsice hakaretlerde bulunan Zat farkındadır. Ancak sol kızıl şehvet duyguları onun gerçekleri alaşağı etmesi için yeterli bir gerekçedir.

Beyefendi (!) acaba Allahu Ekber deyip havaya ateş eden bu meczubu eleştirdikleri gibi hayatları boyunca yaşasın devrim deyip havalara ateş eden bir şahsı eleştirebilmiştir. Örneğin bir Başbağlar'da sıradan bir köyü basıp sırf müslüman olduklarından dolayı onlarca köylüyü kurşuna dizen ve sloganları yaşasın devrim olan gözü dönmüş eski yoldaşlarına bu katliam sonrası tepkisi ne olmuştur? Acaba ellerini ovuşturup birkaç karşı devrimci imha edildi demekten gayri bir duyguyu dile getirmişmidir? Madımak için ayağa kalktığı gibi Başbağlar içinde bir tepki vermişmidir? Vermesine imkan yoktur çünkü içinde gizlendiği kızıl yumurtanın kabuğunu kırması bizim cezaevi kahramanımız için şimdilik pek olasılık olarak görülmemektedir.

Bay Sosyalist yine Yeşil'in islamcı olduğunu dile getirmişler. Aslında bu tespitleri ile bizim sosyo-şizofrenist'imiz kendi çelişkilerini dışa vurmuşlar. İçinde bulundukları ağır psikolojik bunalım gerçekten beni oldukça üzüyor. Onlarca itirafcı solcuyu bir yazımıza konu yapıp onların şahsında acaba bu Zat'ın iman ettikleri ideolojilerine aynı kaypaklıkla hakaretlerde bulunsak bu ne kadar aydın namusuyla bağdaşır? Ne kadar okura gerçek bir bilgi verecektir? İdeolojik tabular uğruna gerçekleri alt üst edip kin ve nefreti ayyuka çıkarmak olsa olsa bu tip 68 kaçaklarının işidir. Zaten Kürdistan milli mücadelesinde kürt halkının dini duygularını aşağılamaktan ve dindar kürtleri dinsiz yapmak için materyalist bir cihad yapmaktan başka akıllarda kalan bir faaliyetleri bulunmamaktadır.

Kürd islamcılarını domuz bağıyla adam öldürüp konsoloslukları havaya uçurmakla itham eden Zat koşar adımlarla karanlık bir kuyuya doğru yuvarlanmaktadır. Kendisine hatırlatırızki kendileri silahlı bir mücadele verip bağımsızlık savaşı yürüten bir gerilla gurubumuzun yıllarca propagandasını yapmışlardır. Kendilerinin birden bire keşf ettikleri derin humanist duyguları hiçte inandırıcı gelmemekte. Kendilerini Budist rahipleri gibi kan karşıtı gösteren bu yorgun devrimcimiz daha kısa bir zaman evvel silahlı mücadele için yaptıkları ateşli konuşmaları ne kadarda çabuk unutmuşlar. Acaba sizler için öldürmek sadece solcuların hakkımıdır? Dini yaşantılarında hak ve özgürlük isteyenler şiddete başvurduklarında eli kanlı eşkiya sizin dünya görüşünüzde olanlar şiddete başvurduklarında ise kahraman devrimcimi oluyorlar? İnanın tam dünya görüşünüze yakışan bir demokrasi anlayışınız var!

Beyefendi hatırlatmak istediğimiz iç meselerimizi kaşımamak için mevcut içler acısı durumu buzdolabına kaldıran müslüman kürtlere bu nefret dolu ithamlarınız aslında sizin milli kimlikten ne kadar uzak olduğunuzun ve ideolojik kabuğunuza ne kadar çekildiğinizin gözle görülür kesin kanıtlarıdır. Bugün tosuncuk olarak ima ettiğiniz müslüman kürtlere yaptığınız bu eleştiri birgün sizin fikirsel yokoluşunuzun ana damarı olacaktır. Siz aslında kendi kendinize zulüm ediyorsunuz. Acınacak bir durumdasınız. Hatırlatırızki Kemalist Doğan Avcıoğlu'nun derin devlet oyuncağı YÖN dergisinde yazı yazıp işbirliğine giden bazı insanlarımız vardı. Örneğin Doktor Şivan gibi acaba siz hayatınız boyunca bunu hiç inceledinizmi? Yine sizin kümeden olupta yıllarca Chp papağanlığı yapanlara refleksleriniz nasıldı? Sizin ideolojinizin günahkar çocuklarını kendimize hedef alıp sizlere tosuncuk damgası vursak acaba bu ne kadar adilane olur? Bizlerin bir vicdan muhasebesi var her ne kadar siz bunu unutsanızda? Sizin gibilerine rağmen yinede bu halkın birlikteliğinin karşılıklı ve dürüstçe bir işbirliğinden geçtiğine inanıyoruz. Ama gördüğümüz kadarıyla siz işbirliğinden müslümanlara küfretmeyi ve kendi çıkarlarınız için kullanmayı anlıyorsunuz.

Bu bağlamda sizin şahsınızda kürt komunistlerine birkaç açıklamam olacak.

Kürt komunistlerinin müslüman kürt halkının lider şahsiyetlerine yönelik içi açık birçok ithamları bulunmaktadır bunlar bazılarını şöyle ele alabiliriz.

_ Kürt halkının milli birliğinin önündeki tek engel dindir. Din toplumları sınıflara ayırır ve birarada yaşama hayallerini dinamitler.

_ Feodalizm kaynaklı tüm çağdışı yasalar bu halkın içerisinde dini otoriteler tarafından yaşatılmıştır.

_ Bilimsel gelişim ve çağdaş dünyaya ayak uydurmanın önünde din her zaman engel olmuştur.

_ Kürdistanlı müslümanlar sömürgeci devletler ile işbirliği içinde olmuşlardır ve ulusal duyguların gelişmesinin önünde bir handikaptırlar.

_ Kürt halkı kılınç zoruyla müslüman olmuştur. Zerdüşti bir inancı vardır ve öze dönmelidir.

_ Sosyalist toplum sosyallaşmış insanlar ile olacaktır, din ile ilişkisi olan insan sosyalleşemez.

_ Kürt halkının siyasi tercihlerinin arasında din yoktur ve laik bir halktır.

_ Kadın haklarının önündeki en büyük engel din ütopyasıdır. Bu ütopyadan ruhlar kurtulmadıkça kadın özgürleşemeyecektir.

_ Kürt dinadamları işbirlikçidirler ve kendilerine bağımlı olanları köleleştirirler.

_ Kürt edebiyatına ve sanatına kürt dindarlarının katkısı yok denecek kadar azdır hep başka milletlere hizmet etmişlerdir.

_ Din kan ve gözyaşı getirmiştir ve sürekli bir düşman yaratıp yüzbinleri cihad fermanları ile ölüme davet etmiştir.

_ Kürdistan ulusal kurtuluş hareketlerine islamcılar her zaman köstek olmuşlardır.

_ Evrim teorisinin hatasızlığı olgular üzerinden kanıtlanmışken insanı köleleştiren din ütopyası bilim dışıdır.

Ve daha bu listeye alabileceğimiz yüzlerce gerekçe.

Şimdi bu kafa yapısının bir yansımasıda eleştirilerde bulunduğum kızıl megaloman'ımızdır. Yaptığı eleştirilerdeki sınır tanımazlık ve hoşgörüsüzlük bu kafa modelinin çizelgesidir. Bu tür bir anlayıştan bundan başka bir eleştiri dili beklemek saf dilliliktir.


Bizi üvey evlatları olarak gören ve her zaman bizi yok etmek için bir boşluk arayan puslu havaya aşık çakallarımıza kısa bir yanıtım olacak.

Kürt toplumunun milli bir bütünlük ile biraraya gelmesinin önünde tek engel olarak dinin olduğunu iddia ediyorsunuz. Bu iddia iki tarafıda açık ve ele alınışına göre değerlendirilmesi gerekilen bir teze dayanmaktadır. Her toplum kavramlara yaklaşımlarına göre o kavramlarla bir etkileşim halinde olmuştur. Kürdistan'da eğer bugün bizim kaba materyalist çetenin belirttiği gibi önümüzdeki tek engel din ise bu yorgun yoldaşlarımız önce iğneyi kendine batırmayı acaba neden hiç denemiyorlar! Şöyle ellerine bir tüm yazdıkları ilahiyat üzeri değerlendirmeleri alsınlar. Okusunlar ve kendi kendilerini yorumlasınlar. Bu toplumun inançlarına yaklaşımları ne kadar realist ve yapıcıdır. Sürekli olarak azınlıkların hassasiyetlerini kaşıyıp çoğunluğa ağza alınmayacak ağır hakaretvari bir dil ile yersiz saldırılarda bulunmaktan öteye bir faaliyetleri mevcutmudur? Kendi içlerine aldıkları tüm insanları şekilci bir yaklaşım ile bir kalıpa büründüren ve inanç özgürlüğü adı altında materyalist özgürlük getiren hiçbir moneteist yaklaşıma kendini ifade etme fırsatı vermeyen sol güruh hiç suçlu değilmi? Daha ilk mücadeleye başlarken tüm kürdistan'ı iki sınıfa ayıran ve 90%ı oluşturan vatandaşları potansiyel cahş olarak tanımlayan bir yaklaşım bu toplumun birlikteliği iddiasında ne kadar samimidir? Kendi kin ve nefretini bir kenara bırakıp tüm suçu dindar kürtlere atmak mertçe bir tutummudur? Bugün tüm çekirdek sol aydın tabakanın içinde bu halkın inançlarıyla barışık düşünürlerin sayısı acaba bir elin parmak sayısını geçebilirmi? Bu toplumun inançlarıyla sorunlu olarak mücadeleye başlayıp sonrasında dindarlardan destek beklemek rasyonal aklın işi değildir. 5%'i bile sendikalı ve örgütlü olmayan ve işçi sınıfı diye bir realitesi bulunmayan Kuzey parçamızda proleterya diktatörlüğüne dayalı bir devrim yapacaklarını iddia edenler acaba bu halkın 95%'inin kendi devrim tezlerinin içinde olmayan ve kuracakları bir rejimde potansiyel karşı devrimci kümede görebilecekleri insanlar olduklarını bilmiyorlarmı. Devrim tezleri bölücü ve ikirlikli olanların bu halkın inananlarını inançlarından ötürü bölücülükle itham etmeleri kendi vicdanlarının ne kadar temiz olduklarını acaba gözler önüne sermiyormu?

İlkel komunal toplum şekeriyle ağızlarını tadlandıran şu bizim Kremlin çocuklarına artık bazı şeyleri hatırlatmak istiyoruz. 35 senelik pratikleri kendi kendileriyle çeliştiklerini dışa vurmuştur. Tüm toprak sahibi aristokrat çocuklarını feodalizmle mücadele eden bu modern Zeus'larımız en ön koltuklara yerleştirip tepemize dikerlerken aşiret sahibi olmayan fakir topraksız vatandaşlarımıza ise genelde bu mücadelenin hamallığını sunmuşlardır. İlk kurşun sıkışlarında bile bir feodal bağ vardır. Bir aşirete yaklaşıp diğer aşireti düşman bilmişler ve aşiretler arası çelişkileri derinleştirmişlerdir. Aşiretçiliği yıkmak isteğiyle yola çıkıp olan durumu dahada içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir. Daha öncesinin bilgisiz aşiret reislerinin yerini üniversiteli aşiret reisleri almış ve bu toplum içerisinde bir taban ve tavan ayrımı demokratik sloganların gölgesinde sistemleştirilmiştir. Aynada herkesin kusurunu gören sol gözler iş kendi eksiklerine gelince yine şaşı olmuş ve tüm suçu üvey evlat müslümanlara atmışlardır. İyi olan herşey onların eseri tüm yanlışlıklar ise ailede kabul edilmeyen ve kapı dışarı edilen müslüman kürtlerin ürünüdür. Ellerinden Suç ve Ceza kitabını düşürmeyen bu solcu ırkdaşlarımız suçu bize yükleyip cezayı bize kesmekte artık işin ehli olma noktasına ulaşmışlardır.

Bilimsel gelişim ve çağdaş dünya kavramları aslında başlı başına bu güruhun artık miğde bulandırıcı boyutlardaki opurtnistliğinin belgeleridir. Çoğu bilimsel bihaber bilim dünyasından uzak bu marjinal kişilikler kendi tezlerini savunmak için çamur at izi kalsın usulü bir saldırıya geçmişlerdir. Kürtlerin bilimsel gelişiminin önünde tek engel olarak inancı görenlere hatırlatırızki son 25 senedir tüm ipler kendi ellerindedir. Acaba bilimsel olarak ne kadar bir gelişim söz konusudur. Bırakalım gelişimi elde olanlar bile korunamamıştır. Örneğin senelerdir başkentimizi yönetenler kürdistan için tarihi bir değeri olan ve birçok tarihi bilimsel çalışmaya ışık tutacak surlarımızın çürümesine karşı acaba gerçekten yeterli çabayı göstermişlermidir? Acaba bu dostlarımızın kitapevleri ve bastıkları onlarca kitap arasında çağdaş dünya bilimleri ile ilgili kaç adet kürtçe kitap mevcuttur? Kaç bilimsel dernek açtılar? Kaç bilimadamına maddi ve manevi destekte bulundular? Değişik düşüncelere ne kadar yaşama imkanı verdiler? Kendi dünya görüşlerini merkez almayan hangi bilimsel ideolojiye gelişme imkanı verdiler? Vietnamlı yoldaşları gibi onbinlerce sürgündeki bilimadamını imha etmesinler buda bize yeter. Ancak bu komunist kardeşlerimiz uzaya roket attılarda biz müslüman kürtlerin sakalları engel oldu diye bir iddiaya aklı selim hiç bir samimi kürt yurtseveri inanmayacaktır.

Bu işbirlikçilik meselesi ise başlı başına bir pandora kutusudur. Kutu açıldıkça yeni bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Örneğin her ne hikmetse bu büyük devrimcilerimiz bu ihanet tarihini hep tek taraflı ele alırlar ve tarihe bu tek taraflı yanlı tutumla bir serzenişte bulunurlar. Bu rasyonal bir tarih yaklaşımdan uzak çıkarcı bir tutumdur. Mİlli değil ideolijiktir. Kürtlerin her katmanının içinden hainler ve kahramanlar çıkmıştır. Hele müslüman kürtlerin içinde çıkan bu kümelere ait olan şahsiyetlerin sayıları rakamlarla telafüz edilmeyecek kadar çoktur. Bağımsızlığını ilan eden Beyliğin başındaki Bey'e din kardeşiyiz savaşı bırak teslim ol diyen mellelerimiz çıktığı gibi yüzbinlerce müridiyle üç parçada özgürlük ateşi yakan Seyit'lerimizde çıkmıştır. İyi ve kötü aynı parçanın iki eksenidir. Siz sol çehrenin aksine bizler iki eksenide kendi tarih tezimizin içine alırız. Şeyh Sait isyanında Kemal Paşa'ya gönüllü ajanlık yapan Xormek'liler olduğu gibi Dersim'de rejime karşı direniş başlatanlarda olmuşlardır. Ne Xormek'liler alevi kürtleri toptan hain yapar nede Dersim kürtleri alevi kürtleri toptan yurtsever yapar. Kdp içersinde yüzlerce kahraman ezidi kürt olduğu gibi Saddam ordusunun içindede ezidi kürtlerden oluşan bir tümen vardı. Bu yine bu toplumun toptan yurtsever veya hain olduğuna bir ölçüt değildir. Bu ölçütleri sırf müslüman kürtler için koyanların milliyetçilikten haberdar olmayan moskova mültecileri olduğunu halkımıza aktarmak üzerimize borçtur.

Kürt halkının kılınç zoruyla müslüman olduğunu dile getirenler herşeyden evvel mistik düşünceden ve vicdan gerçeğinden bihaber olduklarının farkında değiller. Hiçbir dış madde vucudun bir parçası olamaz. Örneğin bir naylon bacağı sakat birine monte etseniz o naylon er yada geç ortaya çıkacaktır. Onu taşıyan birey hiçbir zaman onu kendi bacağı gibi görmeyecektir. Din'in toplum tarafından kabul edilmesi ve kabul edilir gibi görülmeside böyledir. Özellikle Haçlı savaşları bu iddianın savunucularının yüzündeki bir şamardır. Lakin bu savaş esnasında islam çoğrafyasının kebir bir kısmı istila edilmiştir ve gayr-i müslim tüm azınlıklara avrupa'lılar tüm fırsatları ayaklarının önüne sermiştir. Beyaz adamın bu islamı yok etme darbesine karşın tüm müslümanların içinden öncü olarak çıkan müslüman kürt halkı olmuş ve beyaz adamları geldikleri yerlere kahramanca mücadelesiyle geri yollamışdır. Şimdi sormak istiyorum acaba bu halk bu kadar islamdan tiksiniyorsa ve zorla müslüman olmuşsa islamın en zayıf döneminde bu dinin koruyuculuğuna neden soyunmuştur? Bu bile başlıbaşına kürt kaba materyalistlerinin yanlış yolda olduklarını açıklamak için yeterlidir. Akıl bir tarafa bırakılmış ve iman edilmiş ideolojiye halkı mürit yapmak için edebiyat sanatı tüm yönleriyle kullanılmıştır. Ama sonuç ortadır 25 senelik sol sulta bu halkın 1%'ini bile kendi ütopyasına inandıramamıştır. Bu düşüncenin taraftarları 45 yaş üstü kaşarlanmış çevrelerdir. Bırakalım bu halkı kendi ailelerini bile kendi tezlerine inandıramamışlardır. O kadar zavallı bir durumdadırlarki öldüklerinde taziyelerinde bir elhem çekilip imam cenazelerini kıldırır. Ölürken bile inanç gerçeğine yenilmişlerdir.

Kürt halkını sosyalleştirmek pempe ama bir türlü gerçekleşmeyen bir rüyadır. Şarkılarından edebiyatına bir toplumun bilinçli eğitimli bir sınıfına hiçbir alternatif düşünceye tabii olma imkanı sunamayan ve herşeyi mayınlı sınırlara alanlar aslında sosyalleşmenin önündeki en büyük engebedirler. İktidarlaşmaları acaba bizlere neler kazandırmıştır? Aile kavramı depresyona uğramış ve ailesel sıcak ilişkilerin yerini çıkara dayalı soğuk politik ilişkiler almıştır. Her ailenin içerisine politika fitnesi girmiş ve anne evladına düşmanlaştırılmıştır. Gençlerimizin uğrak yerleri olarak sunula sunula meyhaneler ve kumarhaneler sunulmuştur. Alkol tüketimi ve oyun bağımlılığı tavana vurmuştur. Spor'a hiçbir ilgi gösterilememiştir. Örneğin Diyarbakırspor yıllarca birinci ligde oynamasına rağmen altyapı fakiridir ve ligde en az lisanslı oyuncusu olan kulüptür. Sosyalleşme taraftarları insanların mitinglerde bağırmakla ve kendi ideolojilerine mürit yapmakla sosyalleştirilemeyeceğinin hala farkında değiller. Kürdistan ancak kendi değerlerine hoşgörülü ve örf ve adetlerine karşı lakayt davranmayan has evlatlarının samimi hareketleri sayesinde ölü ruhundan canlı bir ruha dönecek ve sosyal yaşam hayat bulacaktır.

Halkımızın siyasi tercihlerinin arasında dinin olmadığını iddia edenlerin arasında Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmiş hemen hiçbir Zat'ın bulunmaması bu iddianın sadece köktendinsizlerin kendi bencil duygularını tatmin etmek için ileriye sürdükleri bir tez olduğu konusunda bize ipuçları vermektedir. Bu yazımı yazmama neden olan kızıl çakalımız kendi sitelerine yolladığım bir yazıyıda sırf bu gerekçelere sığınarak sansürlemişlerdir. Ancak tüm bu kümenin tezleri kürt halkı tarafından diyarbakır meydanlarında çürütülmüştür. Resmi Devlet verilerine göre 182000 yerel kaynaklara göre ise 350000 kürdistanlı hz.muhammed (s.a.v.) sahip çıkmak için hiçbir büyük yelpazenin altına sığınmadan kendi başlarına bir araya gelmişlerdir. Şimdi bu tezin savunucularına sormak istiyorum acaba vucutlarındaki tüm delikli organlarını yırtsalar Diyarbekir meydanlarında kendi din karşıtı tezlerini savunacak 100 vatandaşı bir araya toplayabilirlermi? Kürt halkının İslam hayat tercihidir lakin kaba materyalizm ise bu halkın değil bazı marjinal odakların tercihidir. Ortada bir halk karşıtı grup var ise oda bu tezin savunucularından başkası değildir. Bu halk yüzbinler halinde bir arada gürül gürül dinine sahip çıktığını haykırırken hala bu tezde iddia edenlerin kuzuların sessizliğine bürünmeleri laiklik anlayışlarınıda gözler önüne sermiştir. Bayatlamış Rönesans peynirinin üçüncü cumhuriyet dilimine aşina bu damaklar kürt torağının tadından anlayamazlar. Kendileri köktendinsizliklerine devam ettikçe zayıflamaya mahkumdurlar.

Kadınlarımızı özgürleştirmek iddiasında olanların kadına yaklaşımları baştan teslimiyetçidir. Kürt kadını özgürleştirmek kürdistan illerine kayseri'den çanakkale'den bayanlar getirip halkın siyasi tercihlerini askıya alarak bunları liste başlarına koymakmıdır? Kitlesinin tamamına yakını dindar olan ve en dindar kesimide kadınlardan oluşan özgürlük hareketinin acaba kadın kümesinin içerisinde kendi kitlesiyle fikirsel barışıklık içerisinde olan kaç kadın siyasetçisi mevcuttur? Kadınların başlarındaki örtüleri açmakla kadın özgürleşmeyecektir. Onların beyinlerindeki sınırlandırmalar kalkmadıkça bu özgürlükler kağıt üzerinde kalacaktır. Kadınların sorunları ilk önce kadınları ilgilendirmektedir ve erkeklerin kadınların kendi sorunları üzerinde ahkam kesmeye hakları yoktur. Bir bayanın saçını açtığından dolayı eşi ve toplum baskısına maruz kalması nasıl bir kadın meselesi ise aynı kadının saçını kapatmasından dolayı baskılara katmerli şekilde maruz kalmasıda aynı sorundur. Saçı açık bayanın eğitim özgürlüğünün kısıtlandırılması lanetleneceği gibi, saçı kapalı olan kadına aynı kısıtlamaların getirilmeside lanetlenmelidir. Kadının cinsi kimliğinden ve siyasi tercihlerinden kaynaklanan sorunlarına taraflı yaklaşmak ve ona uç feminist kimliği dayatmak acaba ne kadar kadın gerçekliğimizle paralellik göstermektedir. Bu siyaset böyle devam ettikçe özgürlükler kota zorlamasıyla ve halkın talepleri ciddiye almadan gelecek ve halkın içinden değil tepeden olacaktır.

Kürt dinadamlarının kürt edebiyatına katkısının olmadığını iddia edenlerin balonu kendi ideolojilerinin üretimsiz ve katı tutumuyla patlamak üzeredir. Günümüzde islami hassasiyetli kürtlerin genel itibariyle basın-medya kollarında zayıf oldukları ve daha yeni yeni emekleme dönemi geçirdikleri bilinmektedir. Buna karşılık sol-kürt gruplarının onlarca seneye varan bir tecrübeleri söz konusudur. Son 30 seneyi ele alırsak acaba onca sene içinde bu dile yaptıkları katkı dudak uçurtucu boyutlarda yetersiz değilmidir? Kürtçe olarak kendi parti yayınlarını bile basamayan ve içlerine giren kürdistan'ın diğer parçalarından kadrolara istanbul türkçesi öğreten kuzey kürt sol cephesi sanırım dil konusunda en son eleştiri hakkı olan cephedir. Kürt mücadelesi yüzbinlerce kürde türkçe öğretmiştir ve halk arasında halen konuşulan kürtçe akademik çalışmalardan daha çok muhafazekar kürt kimliğinin bir hediyesidir. O aşağıladıkları idealist kafalar olmasaydı ve bu iş tamamen solcularla başlamış olsaydı bugün kürtçe diye ortada bir dil olmayabilirdi. Tüm solcu kürt yayıncılar bastıkları tüm kitapları bir araya toplayıp kendi kendilerini bir analize etsinler eğer ortaya attığım porteyi adilane bulmuyorlar ise her türlü eleştirilerini büyük bir saygıyla bekleyeceğim.

Dinin yüzbinlerce insanı ölüme götürdüğüne inananların sevgi ve hoşgörüye bakışları gerçek dışıdır. Marksizm hafızlarımızın acaba sadece yoldaşları komunist liderlerin öldürdükleri onmilyonca insandan dolayı hiç yürekleri cız etmişmidir. Okuma yazması olmayan ve ezilen gariban ve saf kürt köylüsüne birkaç edebi kelime kullanarak komunizm şov yapan bu tayfamız günümüzde dünya tek kutuplu olunca birden bire eski ayetlerini bir tarafa bıraksalarda halen dahi günah çıkarma ayinlerinden kaçmakta ve kalplerinin içinde gizledikleri komunizm aşkından taviz vermemekteler. Onlara göre ölüm değil öldürenin kimliği önemlidir. Savundukları humanizm değil sadece kendi ideolojilerinin direkt yada indirekt iktidara yürüyüşüdür. İslamiyet çıktığından günümüze kadar yapılan zorunlu ve keyfi feth ve savunma çarpışmalarında ölen tüm insanların sayısı sadece büyük önderleri Stalin'in katlettiği insan sayısının altındadır. Bu özgürlük sevdalıları önce kendi pisliklerini görmeli ve o pisliği temizlemelidirler.

Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelelerine islamın sürekli engel teşkil ettiğin savunmaktan geri kalmayan bu çevreye tekrar hatırlatırızki hiçbir zaman islamcı kürtlerle insani geçinme gibi bir gayeleri olmamıştır. Zaten ilk mücadeleye başlayışlarında hedef olarak bizleri görmüşler ve ideolojilerinin iktidara yürümesini bizim imhamıza bağlamışlardır. Ancak ne zamanki katı materyalist tutumlarından vaz geçip ehilleşmişlerdir o zaman dindarların onların yaklaşımlarıda onların tutumuyla paralellik arz etmiştir. Ayrıca bu sol kutup islamcı kürtlerin hiçbir şeylerinden haberdar olmadıkları gibi olsalarda her hareketi bir saldırı için kullanmaktadırlar. Yaklaşımları iyi niyetli ve dostça değildir. Tüm bu elverişsiz ortama rağmen yüzlerce melle bu mücadele için hayatını kaybetmiştir. Antalya'da kürtçe hutbe verdikleri için tutuklanan üç kürt mellesinden kürt meseleninin çözümü için imza veren sayıları yüzlerle ifade edilen mellelerimize bu meseleye duyarlı binlerce kürt dinadamı mevcuttur. Ancak kürdistan'da köylerde mellenin elini öpüp cemaatle namaz kılan garp'ı terk eder etmez boğazın önünde şarap yudumlayıp mellelere küfreden sol hastalıklı yaklaşım sakat gözleriyle tabiiki bu gerçekleri görmeyecektir.

Yanıtlarımız dahada uzayabilir ancak şimdilik bu kısa yanıtlarımızla kürt kümesinin sol tarafında bulunan ırkdaşlarımıza hatırlatmalarımızı yapıyoruz.

Kaynak: www.rojakurdistan.com

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yaşar Gülen'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.