Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Gücünü ‘hak ölçüsü’ bilenlerin, zorbalıktan başka bir yolu yoktur!
Pazartesi, 10 Temmuz 2006 - (16:35)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucularla yazışma özetlemelerine ayırdığım bu sütunda, bir diğer ‘Hasbihal’e daha, selâmla başlıyorum:


-İsmail Karabey yazıyor: Sivas Hadisesi’nin gerçeğini bilmiyoruz.. Kamuoyunda yıllardır Müslüman kitleler suçlanıyor. Bu yıl da öyle oldu. 13. yıldönümü dolayısiyle geçen hafta boyunca, öyle laflar edildi ki, şaşırtıcı ve hattâ tahrik edici, aşağılayıcı.. Hep müslümanlar suçlanıyor.. Bu suçlamalara karşılık, genelde sessiz kalınıyor.. Bazıları da yersiz tepkiler veriyor.. Siz ne dersiniz?’

‘*--Sivas’daki facianın Müslümanlara tarafından sahiblenilebilecek bir tarafı yoktur; dahası, Müslüman kitlelerin aslî fail oldukları da ortaya konulamamıştır.. Kaldı ki, Müslümanlar Aziz Nesin isimli malûm kişiye tepkilerini, itirazlarını dile getiriyorlardı.. Ama, sadece ‘insanı değil, hattâ başka canlıları bile ateşe atarak yakmayı günah bilen bir dinin mensubları’nın, öyle bir cinayeti, hele de İslam adına işledikleri kabul edilemez.. Doğrudur, Sivas’ta, 8 saat kadar süren ve binlerce protestocunun katıldığı gösteriler olmuştur.. Ama, o saatler boyunca, tek kişinin burnu bile kanamamıştır. Protesto etmek hakkı, herkes için vardır.. Ancak, bu gibi protestoları provoke edenler de daima bulunur.. Ve, binlerce polis ve asker de vazife başındadır. Ancak, protesto edilenler, akşam bir otelde kalırlar ve bir kısım göstericiler de otelin etrafında.. Arada güvenlik güçleri.. O sırada otelde yangın meydana gelir.. Kurtarmaya koşanların başında da, en çok, ‘müslüman’ tipler.. Ve A. Nesin bile kurtarılır. Ölümler de yanarak değil, dumandan boğularak meydana gelmiştir.

Ancaaak, o facianın hâlâ da gözardı edilen, görmezlikten gelinen başka yönleri vardır.. Birincisi, hadisenin birkaç saat sonrasında, TRT’nin 23.00 bültenlerinde, zamanın başbakanı Tansu Çiller, ‘yangını, borçlu durumdaki hotel sahibinin çıkararak, sigorta primi almak için çıkardığının anlaşıldığını’ söylemiş ve ama, bu açıklama bir daha tekrarlanmamıştır.. Keza, o hadiselerin içinde bulunan (ve o zaman milletvekili de olan) Ârif Sağ, ‘Aykırı Bağlama’ isimli kitabında, akşam karanlığı bastığında, damalı gömlekli bir sivil kişinin gelip, bir subayla tâlimat verir gibi konuştuğunu, biraz sonra da otelde yangın çıktığını söyler.. Ârif Sağ, karanlıkta gelen ve talimât veren o kişinin kim olduğunu merak ettiğini ve onun ortaya çıkarılması gerektiğini söylemiştir, hadisenin üzerinden 8-9 yıl geçtikten sonra..

Sivas Faciası’, ‘İslamî hassasiyetleri olan kitleleri yıldırmak ve suçlu duruma düşürmek için karanlık güçlerce tezgahlanmış bir provokasyondur, kısaca. O suçlama hâlâ da devam etmektedir.. Halbuki, öyle bir ateşe atma işi İslam açısından asla kabul edilemiyeceği gibi, Müslümanların böyle bir cinayeti işlemesi de çok uzak bir ihtimaldir.. Ama, eğer ‘insana saygı’ sözkonusu ise.. O hadiseden birkaç gün sonra, Erzincan’ın ‘İslamî hassasiyetleriyle bölgede ayrı bir yeri olanBaşbağlar köyü baskına uğrar ve 33 kişi öldürülür ve köy virâneye döner.. Ne var ki, o hadisenin failleri hâlâ da yakalanmamıştır ve kimsecikler bu facia üzerinde durmaz.. Birisine ağlanır, ötekine ilgisiz kalınırsa, hâdiseler ‘Oohh’ ve ‘Vahh’lar arasında erir gider.. Birileri de onun parsasını toplamaya çalışır.. Dürüst isek, her iki cinayete de karşı çıkmalıyız.. Ama, mâlûm odaklar, toplumun genelinin suçlanması sözkonusu olmadığı konuları unutturmak için çalışırlar.. Unutulmaması ve unutturulmaması gerekenleri ise, yukardaki laik kadrolar belirler.. Nitekim, Yargıtay Başsavcısı N. Ok da, evvelki gün, ‘Danıştay Saldırısı’nın da tıpkı Menemen gibi unutturulmaması gerektiğini’ haykırıyordu.. Çünkü, o suçlamaların üzerine nice oyunlar bina edilecektir.. Laik kadroların bu klasik ve entrikacı tavırlarını iyi tahlil etmek gerekir..’

-Zeki Eroğlu yazıyor: ‘Filistin’de bunca cinayetler işlenirken, hâlâ ‘anti-semitizm’den sözediliyor.. Bir de ‘İslamofobi’ dillerde.. Niye ‘anti-islamizm’ denilmiyor?’

‘*--Anti-semitizm, biliyorsunuz, ‘sami’ ırkından olanlara, yani yahudilere düşmanlık mânasına geliyor.. Biz müslümanlar siyonizme ve İsrail rejiminin zulümlerine karşıyız, ama, yahudi kavmine veya topluluğuna veya bir başka dinin veya kavmin bağlılarına sırf o hallerinden dolayı düşman değiliz.. ‘İslamofobi’ ise, Batı dillerinde, ‘İslam korkusu’ mânasına kullanılıyor.. Ve doğru anlatım şekli budur, sanıyorum.. Bir ‘İslam karşıtlığı-düşmanlığı’ değil, bir ‘İslam korkusu’ sözkonusu.. Ve, tedavisi daha bir zor..’

Ali Veli (Diyarbakır’dan) yazıyor: ‘İran’lı -şair veya mütefekkir diyeyim-, Ömer Hayyâm hakkındaki görüşünüz? Müslümanlar onu nasıl anlamalı?’
’*-- O, derin bir konudur.. Başka bir yazıda uzunca değinelim, inşaallah..’

’*-Salih İnce yazıyor: ‘Ahmed Kekeç, 6 Temmuz günlü Yeni Şafak’taki yazısını, ‘Kemalizm nedir? Mustafa Kemal kimdir? Ben sorularımı sordum. Tartışacak varsa buyursun... ‘ diye bitiriyordu.. Sahi, bu konuyu tartışmak, bu kadar zor mu?’

‘*--Bir kimsenin hakkında ölümü üzerinden 70 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra bile, kanun zırhı ile korunuyorsa, problem oradan kaynaklanıyor.. Bu durum, kendilerini aydın zanneden laik kadrolar için bir zillettir. Yoksa, mesela, 60 yıla yakın siyaset hayatında kalmış ve laik rejimin en güçlü 2. ismi kabul edilen İsmet İnönü, adam gibi değerlendirilebiliyor ve onu tartışanlar hakaret ettiği gibi suçlamalara maruz kalmıyorlar ve kimse de hakaret etmiyor, eleştirse bile.. Ayrıca, Ankara’da, İstanbul’da M. Kemal’i eleştirebilseniz bile; bir Anadolu kasabasında durum öyle değildir.. En küçük bir eleştiri bile bir takım işgüzar ve ahmak tipler tarafından hakaret sayılıp, ‘devlet’i temsil ettiğini düşünen ‘uzatmalı çavuş’a ulaştırılınca.. Kendinizi temize çıkarmanız, pek kolay olmaz.. Zorluk buradan geliyor.. Yoksa, ister istemez, tarihimizin bir gerçeği olan bir kişinin de adam gibi değerlendirebilmesi gerekir. Bunun için de, eleştirilebilmesi.. Ancak, laikler kutsadıkları, ‘ikon’ haline getirdikleri o ismin eleştirilmesine, hâlâ da tahammül edemiyorlar.. Bu durum, ülkemiz ve halkımız için bir yüzkarasıdır.. ‘

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.