Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irak ve Filistinde, asıl kuklacıyı görmek ve onu vurmak..
Pazartesi, 10 Temmuz 2006 - (16:36)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Geçen gün, Çeçen Müslümanlarının liderlerinden birisiyle konuşuyordum.. Söz, Rusya’nın Osetya Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Beslan’da evvelki sene, 300’ü aşkın çocuğun da ölümüyle neticelenen facia-eyleme geldiğinde, durdu.

‘Ben, dedi; Basayev’in hastahane veya okul baskınları gibi, resmî ve askerî olmayan hedeflere yönelik eylemlerini asla tasvib etmedim, etmiyorum. Beslan’da çocukların rehine alındığı okul eylemi de yanlıştı.. Ancak, o çocukları öldürenler, eylemciler değildi.. Eylemciler, o yüzlerce çocuğun tehlikeye atılamıyacağını sanıyorlardı.. Ne var ki, Putin’in, ‘insan kaybından endişe etmeyip, bu eylemde can verecek her çocuktan dolayı, müslüman çeçen savaşçılarının dünya kamuoyu karşısında güç duruma düşeceği’ne dair bir hesaba ağırlık vereceğini düşünememişlerdi.. Ama, Putin onu yaptı ve ‘kurtarma operasyonu’ adı altında müdahale edip, o korkunç neticenin ortaya çıkmasının yolunu açtı..’

Ve, sonra isyan edercesine, feryadını dile getirdi.. ‘Tamam, Beslan’daki o mâsum çocukların malzeme olarak kullanıldığı eylem, asla kabullenilemez.. Amma, Çeçenistan’da öldürülen çocukların sayısının 45-50 bin civarında olduğunu dünya biliyor mu? Beslan’daki çocuklar kadar, bizim çocuklarımızın ve yüzbinlerce sivilin öldürülmesine ve evlerinin-yurtlarının viraneye çevrilmesine de ilgi gösterilmiş midir?

Ateşin içinde olan insanların çaresizlik içinde, sağlıksız tepkiler verecekleri niye düşünülmez? Ve o çaresizlik içinde olanlar ne yapsınlar, söyler misiniz? Onları suçlayanlar, o zâlimlere karşı ne gibi bir mâkûl itiraz geliştirmişlerdir? Bizim içinde bulunduğumuz şartlardan kimsenin haberi yok!.’

Bu sözler karşısında, yutkundum.. Başımı önüme eğdim..

Irak’da veya Filistin’de yaşanan korkunç insanlık trajedisi karşısında dile getirilen tepkiler konusunda da benzer kanaat belirtmeleri hatırladım..

Doğrudur ki, belki alevlerin içinde olmayanların daha soğukkanlı bir değerlendirme yapmaları mümkündür. Ama, bu soğukkanlılık, ‘Beni sokmayan yılan..’ soğukluğuna dönüşmemelidir.. Evet, o mezâlim, katliâm ve cinayetlere karşı, pratik değeri olabilen ne gibi bir tedbir geliştirebildik? Ateşin içinde hissettik mi kendimizi?

Irak’da, ‘şiî-sünnî çatışması’ diye gösterilmek istenenleri de bu çerçevede ve doğru değerlendirmek gerekiyor.. Bu kanlı boğuşmanın arkasında, emperyalist güçlerin entrikaları vardır. ‘Şiî ve sünnî müslümanlar’ın, birbirlerini boğazlayan ‘amansız düşmanlar oldukları’ görüntüsünü vermek ve bunu bütün dünya müslümanlarına yansıyacak bir duygu kırılmasına dönüştürmek ve sonra da, ‘Biz olmasak, bunlar birbirini daha bir yer-bitirir..’ diyerek, tahakkümlerini hâkim kılmak istiyorlar..

Filistin’de yaşanan büyük trajedi konusunda da durum aynı..

Geçmişte de, Filistin’lilerin eylemlerini suçlayanlar olmuştur.. Ama, ülkeleri, yerleri-yurtları siyonist yahudilerce silah zoruyla, entrikayla, işgal ve gasb edilmiş insanların daha mâkûl bir çözüm yolu bulmalarını isteyenlerimiz, bunların neler olabileceğini de söyleyebilmiş, gösterebilmiş ve de bu yolda ellerini taşın altına koyabilmişler midir? Bir siyonist askerin kaçırılmasına karşı, HAMAS’lı bakan ve milletvekillerini tutuklayan ve bir hafta içinde 50’den fazla Filistin’li sivil insanı öldüren siyonist İsrail rejimine karşı, kim, nasıl bir çözüm üretebiliyor? Bu vesileyle, ekliyelim. Evet, Erdoğan Hükûmeti’nin bu konuda yaptığı uluslararası temasları eleştirebiliriz, ama, bölgede etkili olabilecek ve pratik/ uygulama imkanı olan başka bir çözüm yolu gösterebilen bir başka Hükûmet’in olmadığı da düşünülmelidir.

Tekrar edelim, Irak’da, bir ‘şiî-sünnî’ savaşı olmadığı gibi, Filistin’de de -asırlarca da olmadığı gibi- bir ‘müslüman-yahudi savaşı’ değil, sadece emperyalist güçlerin tahakkümlerini sürdürmek için kurdukları şeytanî tuzaklar vardır.

Bu ateş içinde, asıl mes’ele, ‘kuklaları değil, kuklacıyı görmek’ ve vurmak olmalıdır.

-Bu ‘zorbalık gösterileri’ni frenliyecek yok mu?

Yine, Ağustos geliyor; bazı yüksek rütbeli askerler emekli olacaklar.. Özellikle de emekliye ayrılacağı kesinleşen komutanların, rütbeleri üzerindeyken, son demlerinde, daha bir esip gürlemeyi, bir ‘iman tazeleme âyini’ gibi gelenek haline getirdikleri biliniyor, on yıllardır. Asker olmasa bile, bir ‘sivil general’ edâsıyla konuşan Yargıtay Başsavcısı Nurî Ok’un Hükûmet’e karşı bir meydan savaşı verir gibi başlattığı son ‘nutuk’lu saldırıları da bu cümleden..

Dz. K. K. Yener Karahanoğlu, 7 Temmuz günü yaptığı bir konuşmada, ‘ (…) ilke ve inkilapların belirlediği rotadan asla şaşmayın.. O rota, Türk milletini asırlardır hakettiği çağdaşlık ve gelişmişlik limanına eriştirecek tek rotadır. Bu rotadan en küçük bir sapmaya, TSK’nın tahammülü olmadığını aklınızdan çıkarmayın.. Şeyhler, tarikatlar bu milleti güldürmez, ağlatır...’ buyurmuş.. Sanki, ‘laiklik tarikatı ve şeyhleri’nin millete sunduğu da, acı, ızdırab ve gözyaşı ve yabancılaşmadan başka bir şeymiş gibi..

Bu nutukları çekenler, bu sözleriyle ne kadar despotik bir fikir yapısına sahib olduklarını gösterip, komik durumlara bile düşüyor ve ‘milletin olması gereken orduyu millete karşı bir tehdid odağı’ gibi göstermekten meded umuyorlar.

Bunun için, geçen sene emekliye ayrılan komutanların son konuşmalarına bakılabilir.

Bu çirkin görüntünün devam edip gitmesine seyirci mi kalınacak?

Çare, bu gibi kanunsuzluklar yapanları, ‘disiplinsizlik’ gerekçesiyle, derhal TSK’dan tardetmek/ atmak ve bütün özlük haklarını yakmak olacaktır..

Bakınız, o zaman nasıl kuzu-kuzu emekliye ayrılıyorlar.. Çünkü, ‘muazzam emekli maaşları ve lojmanlardan, eskort’lu/ muhafızlı/ şoförlü makam arabaları’ndan mahrum kalmayı hiçbirisi göze alamıyacak ve de ‘YAŞ kararlarına yargı yolu açık olmalı..’ diye feryad bile edeceklerdir..

Bu müzmin ‘Yeniçerilik hastalığı’nın tedavisi için gecikilen her an, telafisi ağır bir musîbet oluşturur.. Aklı başında bir tedbir ehli hiç mi yoktur?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.