Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Srebrenitsa’yı unutturmayalım
Çarşamba, 12 Temmuz 2006 - (13:28)
Fikret Ertan
Zaman Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Srebrenitsa adlı şehrin adını bundan 10 yıl önce kim bilirdi acaba? Bu şehirde yaşayanlar ve bulunduğu ülkenin vatandaşlarından başka herhalde kimse bilmezdi.

Ama şimdi Doğu Bosna’nın bu şehrinin adını bilmeyen ya da duymayan insan kalmamıştır herhalde bana göre.

Srebrenitsa bugün bütün dünyaca biliniyor; tam 10 yıl önce yaşadığı, uğradığı şerden, kötülükten dolayı. Bu kötülük, bu şer bu şehre ve insanlarına Sırp zulmü, Sırp katliamı, Sırp soykırımı olarak uğramış, burasını, insanlarını yakın tarihte görülmeyen acılarla yok etmişti.

Srebrenitsa’ya gelen şer, insanların İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görmedikleri, yaşamadıkları bir büyük şerdi; Yahudi soykırımı ya da katliamından bu yana dünya yaklaşık 50 yıldır böyle sistematik bir şer yaşamamış, görmemişti.

Üstelik bu şer, dünyanın insan hakları, demokrasi, hoşgörü ve bunları koruyacak BM, NATO gibi teşkilatların en ileri, en yüksek, en organize durumda olduğu zamanlarda gerçekleştirilmişti ne yazık ki...

Bugün Srebrenitsa’dan bu cümlelerle söz etme gereğini bir kere daha duydum; zira Srebrenitsa’da 1995’in 11-17 Temmuz günleri arasında işlenen kötülük, bugünlerde bu büyük kötülüğün 10. yılı dolayısıyla anılıyor, hatırlanıyor. Şu yazıyı yazdığım sıralarda EuroNews’den Srebrenitsa’nın hemen dışındaki Potoçari’de yapılan anma törenlerini, kılınan cenaze namazını, ardından yapılan helallık çağrılarını hüzünle, acıyla izliyor, katliamın baş sorumlularının hâlâ firarda olduklarını da hatırlamadan edemiyorum.

Esasen, katliamdaki sorumluğundan dolayı bugüne kadar sadece Sırp General Radislav Krstiç, 2001 yılı Ağustos ayında Lahey’deki Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından soykırım suçlusu olarak suçlu bulunup 46 yıl hapisle cezalandırılmış ve böylece Srebrenitsa’da yaşananlar modern tarihin ilk soykırımı olarak resmen tarihe geçmişti.

Portekizli hakim Almiro Rodrigues, mahkemenin kararını General Krstiç’in yüzüne, ‘... General Radislav Krstiç, siz soykırım suçundan, insanlığa karşı işlenen suçlardan ve savaş kurallarını çiğnemek suretiyle cinayet işlemekten dolayı suçlu bulundunuz... General Krstiç, siz oradaydınız. Siz binlerce Bosnalı Müslüman’ın katledilmesinden suçlusunuz; siz insanlara inanılmaz acılar yaşatmaktan dolayı suçlusunuz. General Krstiç, siz 1995 yılının Temmuz ayında kötülüğe, şerre rıza gösterdiniz. İşte bu yüzden mahkeme sizi suçlu bulmuş ve sizi 46 yıl hapse mahkum etmiştir.’ şeklinde okuyarak Srebrenitsa’da o meş’um temmuz günleri yaşananları temelde kötülük, şer olarak tanımlamıştı.

Srebrenitsa’da yaşananlar modern tarihin en büyük kötülüklerinden biriydi elbette; nitekim şehri güvenli bölge olarak koruması altına alan ama bunu beceremeyen Birleşmiş Milletler de Srebrenitsa’da işlenen kötülüğü anlayamadığını kendi raporuyla itiraf etmiş, şöyle demişti: ‘... Hatalar, yanlış değerlendirmeler ve karşımızda bulunan kötülüğün kapsamını anlama yetersizliğimizden dolayı Birleşmiş Milletler olarak biz, Srebrenitsa halkını Sırpların kitlesel cinayetlerinden kurtarmak için üzerimize düşen görevi yapamadık.’

Bu acı ve ibret dolu hükmün yanı sıra aynı rapor hem dünya ve hem de BM’nin çok geç anladığı şu gerçeğe de dikkat çekmişti hatırladığım kadarıyla: ‘Bosna, askerî bir ihtilaf olduğu kadar ahlakî bir davaydı da...’

Raporun da itiraf ettiği gibi Bosna ve burada yaşananlar ahlakî bir davaydı da; ama ne yazık ki dünya milletlerinin hak-hukuk, insanlık anlayışının en üst, en güçlü ortak temsilcisi BM bu konularda aciz kalmış ve Bosna’yı, Srebrenitsa’yı Sırp kötülüğüne teslim etmişti.

Srebrenitsa’da yaşanan kötülüğün üzerinden bugün 10 yıl geçmiş bulunuyor. General Krstiç gibi kötülüğü işleyenlerden birisi mahkûm olmuş bulunuyor. Ama şüphesiz bu yeterli değil; kötülüğün tamamen cezalandırılması için daha pek çok şeyin yapılması gerekiyor. En başta, kötülüğün esas mimarlarından, faillerinden Karadziç ve Mladiç’in de yakalanıp adalete teslim edilmeleri; sonra da hareketleriyle Srebrenitsa’daki kötülüğe katkıda bulunan, bu kötülüğün yolunu bilerek, bilmeyerek açanların da adalete hesap vermesi gerekiyor.

10 yıl önce işlenen bu kötülük, bütün yönleriyle mutlaka ortaya çıkarılmalı ve herkes bundan ibret ve ders almalı. Srebrenitsa’yı unutmayalım, unutturmayalım...

Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fikret Ertan'in Son 10 Yazısı
   Kosova'da son aşamaya girilirken...
   Skyshield 35
   Rafsancani'nin dönüşü...
   Kosova’da son gelişmeler...
   Zarkavi, Drone’lar ve ötesi...
   Şanghay zirvesi
   Bağımsızlık sonrası Karadağ
   Bağımsızlık sonrası Karadağ
   Afgan siyasetinde dengeler
   İsrail-Hindistan ve ötesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.