Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Asıl suç İsrail'e izin verenlerde
Cumartesi, 15 Temmuz 2006 - (03:47)
Abdulvehhab Bedirhan

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İsrail, Hizbullah'ın da iki askerini kaçırmasıyla Gazze'den sonra Lübnan'a girdi. Bölgenin böylesine karışmasının nedeni, uluslararası toplumun İsrail'in saldırganlığı ve tek taraflılığını kınamaması.


Hizbullah'ın Güney Lübnan'da düzenlediği operasyon, İsraillilerin Gazze'de yaptığı teröre karşı kaçınılmaz ve iyi bir yanıttı. Böylelikle, Hizbullah İsrail'in küstahlığını caydırmakta uzman olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu durum Hizbullah'ın konumunu da şu iki düzlemde güçlendirdi: Öncelikle, direnişin elinden silahın alınmasına dair Lübnan içinde yapılan tartışmalarda Hizbullah'ın ağırlığı artacak. İkinci olarak, Hizbullah'ın operasyonu genellikle teslim olma eğilimli Arap hükümetleri içinde direnişe inananlara ruh verecek ve bölgesel düzeyde bir değişiklik yaratacak.

Oysa, İsrail'in biraz akıllı hareket ederek Gazze'deki krize çözüm bulma imkânı vardı, ancak güç gösterme duygusu gözünü kararttı. TelAviv, hiç kuşkusuz Hamas'tan sonra Hizbullah'ın da meydan okuyuşuna karşılık vermek için yeni felaketler doğuracak bir maceraya girişiyor. İsrail, Gazze'de yaptığı ve yapmaya devam ettiği vahşi eylemleri Lübnan'da hatta Suriye'de sürdürme yetkisini kendi kendisine verecektir. Zira, uluslararası toplum veya BM tarafından hiçbir sorgulamaya tabi tutulmayacağından emin.

ABD, AB, Rusya ve BM, İsrail'in suikast, evlerin yıkılması, Filistinlileri aşağılayıp haklarını ihlal etmesi gibi suçlarını ve kopardığı gürültüyü ihmal etmekte öyle bir noktaya vardı ki, barış odaklı muhtemel siyasi çabaların önünü kesip bu suçlara yeşil ışık yakmış oldu. ABD ve uluslararası toplum, 'terörle savaş' adı altında çoğu evlerinden ve kendi topraklarından kaçırılıp İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli ve Arap esirlerin durumuna dikkat çekilmesi çağrılarını hep hafife aldı.

Suriye de tehdit altında

Uluslararası toplum, bu esirlere yapılan muamelelerde ve İsrail'in işgal altındaki topraklardaki eylemlerinde insan haklarına saygı gösterilmesine, Cenevre Sözleşmeleri'nin yerine getirilmesine gereksinim duymadı.

Aynı uluslararası toplum Filistin demokrasisine saygı duyulmasını savunmadı; işgalci İsrail yönetiminin Filistinlilerin özgür iradeyle seçtiği Hamas hükümetini boykot ederek tüm bir halkı cezalandırmayı ve aç bırakmayı amaçlayan faşizan tavrına uydu. Son olarak da, İsrail'in esir askeri Gilad Şalit'i arama gerekçesiyle Gazze halkını topluca cezalandırmasını destekledi.

Bütün bu bilinçli hataları yüzünden, uluslararası toplum güç kullanımının ılımlılığa baskın gelmesinin doğrudan sorumlusu olduğu yönünde kendisine yöneltilen suçlamalara şaşırmamalı. BM ve diğer kuruluşlar, İsrail'in Filistinlilere karşı giriştiği çılgınlık ve küstahlık karşısında hukuk, akıl ve insani duyguları hiçe sayarak Hizbullah veya diğer örgütlerin kaçırma eylemlerine ve diğer tepkilerine davetiye çıkarıyor. Uluslararası çevrelerin İsrailli rehin askerlerin serbest bırakılması çağrısı yaparken iki haftadır Gazze'ye düzenlenen saldırılara ve yaşanan trajediye nokta konulması için tek bir pratik adım atmaması gerçekten dikkat çekiciydi.

İsrail'in Lübnan'a hatta Suriye'ye yönelik saldırganlığı özellikle sivillere acı vermeyi hedefliyor. Yaşananlardaki ironi, bu gelişmelerin Amerikan politikalarıyla tezat içinde olması. Ayrıca güney Lübnan'da yaşananlar güçlü ve belirgin bir bölgesel konuma sahip olduğunu savunan İran için de tam bir kazanç olarak görülebilir... Şii Hizbullah liderliğindeki direnişin Hamas liderliğindeki Filistin direnişiyle bağlantısının stratejik bir dönüşüm oluşturduğu şüphesiz.

Lübnanlılar, Hizbullah'ın son operasyonunun Lübnan ve Arap çevrelerinde epey geniş halk desteği aldığı gerçeğini göz ardı edemez. Buna karşın, Lübnan'ın İsrail'in saldırılarıyla içine düşeceği ekonomik sıkıntılar şimdiden başladı. Bir yandan da, Hizbullah operasyonu Ortadoğu sorununda Lübnan cephesinin hâlâ açık olduğunu bir kez daha gösterdi. (Londra'da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, 13 Temmuz 2006)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Abdulvehhab Bedirhan'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.