Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İddianâme ve güçler savaşı: ‘Bizimkiler sizinkileri döver!’
Salı, 18 Temmuz 2006 - (17:44)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucuların yazışma ve cevablarına ayırdığım bu sütunda bir diğer ‘Hasbihal’e daha selamla başlıyorum.


-Kemal Kırmızıgül yazıyor: ‘Danıştay İddianâmesi’, ‘Şemdinli İddianâmesi’nin rövanşı gibi..’ deniliyor.. Sahi, öyle gözükmüyor mu? Sizin görüşünüz?’

‘*--Maalesef öyle bir görüntü ortaya çıkıyor.. Dahası, ‘Şemdinli İddianâmesi’nde ‘kuvvetli silahlar’dan bazıları suçlanınca, ‘yargıya siyaset bulaştığı’ gibi iddialarla, o iddianâmeyi hazırlayan savcı, C. Başkanı Sezer’in Harb Akademileri’nde yaptığı konuşmada verdiği işaretle ve (HSYK) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki, kendisinin tayin ettiği 5 üyenin oylarıyla meslekten de atılmıştı, ‘Böyle iddianâme olur mu?’ diye.. Halbuki, adı üstünde, ‘iddianâme’; hüküm değil!.. Kaldı ki, 27 Mayıs 1960’tan sonraki ‘Yassıada’ duruşmalarından 12 Mart 1971, 12 Eylûl 1980 ve 28 Şubat 1997 askerî müdahaleleri etrafında hazırlananlara kadar, toplumumuz ‘facia’ çapında ne iddianâmeler görmüştür.. Ama, ‘28 Şubat’ zorbalığı günlerindeki ‘Gen. Kur. brifingleri’yle, ‘hukuktan maksadın, rejimi ayakta tutmak olduğu’ hususunda aydınlatılan(!?) ‘yüce hukukçular’, ‘sivil general’lere dönüşünce; olacağı budur..

Ve şimdi görülüyor ki, ‘Danıştay Saldırısı’ üzerine hazırlanan iddianâme, İslamî örtü yasağı üzerine kurulmuş ve Hükûmet’i ve milletin büyük kesimini suçlayan bir hava taşıyor. Hattâ o kadar ki, eylemcinin, ’Allah’u Ekber!’ Biz Allah’ın askeriyiz. diye bağırdığına dair, Danıştay Başk. Vekili Tansu Çölaşan tarafından ilk anda, kameralar karşısında yapılan ve amma, o ‘eylem’de vurulanların bile ‘biz herhangi bir ses duymadık..’ diye teyid etmedikleri delilsiz iddialar da bu iddianâmeye girmiş… Ve, işin içinde bazı emekli ve muvazzaf subayların bulunduğu çete oluşumlarına dair iddialardan hiçbirisi de bu iddianâmede yerini almamış.. Ama, şimdi kimse, ‘Böyle iddianâme olur mu?’ diye savcıyı azletmiyor. Evet bir rövanş havası seziliyor.. Kimin iddianâmesinin diğerini döveceği, şimdiden belli değil mi?

-Şahin Aktaş (Hamburg’dan) yazıyor: ‘Burada bir ‘cemaat’ var ki, yıllardır, yaz aylarında yatsı namazlarını kılmıyorlar ve kendileri kılmadıkları gibi, başkalarına da bazı yörelerde yatsı namazı vaktinin girmeden ‘imsak’ vaktine ulaşıldığını ve yatsının kılınamıyacağını heyecanla anlatıyorlar-anlatıyorlar. Hattâ, hazırladıkları bir duvar takviminde, 25 Mayıs ile 17 Temmuz arasındaki bazı günlerde bazı yöreler için yatsı namazı vakti ‘yok’ gösterilmiş.. Bu durum, cami cemaatleri arasında hattâ ağır suçlamalara kadar varan tartışmalar meydana getiriyor.. Bunu onlar ‘hanefiîlik’ mezhebine göre yaptıklarını söylüyorlar. Kimse de, ‘fitneye âlet olmayalım..’ diye ses çıkarmıyor.. Ama, ‘fitne’ye seyirci kalmak da aynı kapıya çıkarmaz mı bizi?’

‘*--‘Müslüman cemaatler arası görüş farklılıkları üzerinde durmak hiç de hoş değil… Ufak-tefek meşreb farklılıklarını ve hattâ tevhîd akîdesi içinde kalan mezheb farklılıklarını bile çok büyütmemek gerek.. Bu gibi tartışmalara vesile olmak yerine, o namaz vakitlerinin düştüğü yorumunu yapanlar, başka mezheblere göre amel etseler, olmaz mı? İslam zorlaştırmak için değil, kolaylaştırmak için değil midir? Rahmetli Yaşar Tunagör Hoca, ‘en az 20 kez hacca gittim. Ben Şâfîyim ve tavafları hep abdestsiz yapmış sayılıyorum... Çünkü, tavaf sırasında kalabalıkta, ihramlı halde, açık kalan elim-kolum, mutlaka kadınlara dokunuyor ve mezhebime göre abdestim bozuluyor.. Ben de, orada Hanefîliğe göre amel ediyordum..’ demişti, (bana).. Bu konuda da, farklı bir mezheb veya bir mezhebin farklı bir yorumu izlenemez mi?’

-Seyfullah Tanrıkulu yazıyor: ‘1-Yâsin el’Qaazî (Kadı) isimli kişiyi Tayyîb Erdoğan’ın, bir tv. proğramında geçen hafta açıkça, ‘Kendimi nasıl biliyorsam, onu da öyle bilirim!’ diye aklamaya çalışması doğru mu?’ 2- Bülend Arınç’ın Moskova’da Lenin’in mumyalı cesedinin bulunduğu ‘anıt-kabir’i ziyaret ederken, ‘Lenin’i ölü görmek ne güzel!.’ demesi, diplomatik açıdan son derece yanlış değil mi? Ya, aynı Arınç’ın, sonra da Nâzım Hikmet’in mezarını ziyaret etmesi ve onun bir şiirini okurken gözlerinin dolmasına ne demeli? Biz bu yanlışları te’vile mecbur muyuz?’

‘*--Bunlar kesinlikle doğru değil, yanlış ve hattâ hatalı.. Nitekim, Başbakan’ın ‘aynen kendisi gibi bildiği’ni söylediği kişinin, ‘BM’nin terörü destekleyen kişiler listesi’nde olduğu gerekçesiyle,Türkiye’ye girişinin yasak olduğunu Emniyet Gen. Md. lüğü açıkladı. O halde, sözleri dudaktan çıkmadan tutmak gerek.. Aynı durum, Arınç’ın sözleri için de geçerli.. Hele diplomasi, ‘tutarlı konuşmak san’atı’dır da..’

-Feyzî Kaan yazıyor:Hamas’ın İsrail’i tanıması iddiaları üzerine yazdığınız yazıdan, kendi gazeteniz Vakit’i okumadığınız anlaşılıyor. Bir HAMAS yetkilisiyle yapılıp, Vakit’te yayınlanan ve endişenizi bertaraf edecek bir yazıyı gönderiyorum.’

‘*--Gönderdiğiniz yazı için teşekkür ederim.. Ben de esasen, Mahmûd Abbâs’ın uzlaşma formülünün kabul edilmesi halinde, HAMAS’ın kendini yalanlıyacağını ifade etmeye çalışmıştım. ‘Vakit’i, yurt dışında olduğumdan ve internet sitesi de devreye girmediğinden, iki aydır okuyamıyorum, yazık ki..’

-Kerim Tuncer yazıyor: ‘Dünkü yazınızdan sanki, İsrail’e karşı savaşın devlet planı’nda değil, ‘örgüt planı’nda daha rahat verilebileceği’ gibi bir mâna çıkmıyor mu?’

‘*--Kararları, uluslararası hukukun kaynaklarından sayılan Birleşmiş Milletlerin zorbalığa dayalı yapısı düzeltilmedikçe, devletlerarası savaşın çetinliğini ve o çerçeve dışında kalan örgütlerin nisbeten daha rahat hareket edebileceğini ve bu arada bizim ‘zaferle değil seferle mükellef’ olduğumuzu, boş nutukları terk etmemiz gerektiğini söylemeye çalışıyorum...’

-Erkan Kılıçer yazıyor: ‘Kara Harbokulu Komutanı’nın istifasına yol açan ‘telefon ‘dinlenmesi’ öyle bir tartışılıyor ki, sanki bu ülkede ilk kez oluyor gibi..‘

‘*--Evet, ilginç bir durum.. Başsavcı V. Savaş, 1998’de, Erbakan’ın bir cep telefonu konuşmasını ‘meraklı bir vatandaşın kaydettiğini’ söyleyerek açıklamamış mıydı?

Şimdi, Gen. Kur. da, Emniyet de, MİT de, hiç kimse bu ‘dinleme’yi kabul etmiyor.. Ama, Gen. Kur., yetkisiz kişilerin kaydını delil kabul edip, işleme koyuyor!. Halbuki yapılacak bir işlem, o ‘kanunsuz kayd’ı yapanı teşhir ve yargıya vermek olmalıydı..’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.