Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Orduyu darbecilere bırakmam!’ diyebilecek bir dirayet; nerde o?
Salı, 18 Temmuz 2006 - (17:48)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kara Harb Okulu K. Tümg. Reha Taşkesen’in emekliye ayrılması ilginç gelişmelere dönüşüyor.. Babası, orduevlerinde, oğlunun olduğu bölüme geçemiyen, yani astsubay olan birisi imiş.. Başarılı bir generalmiş.. Ancak, Harb Okulu’nda ‘içki’ye izin verdiğinden dolayı kendisine ‘dincilerin bir komplo hazırladığını ve kendisinin çok atatürkçü birisi olduğunu’ (sanki öyle olmayan bir subayın olması mümkünmüş gibi) söylediği de medyaya yansıyanlardan.. Bu generalin, nice ‘paşa’ hanımlarının günlük masraflarını devlete ödetmelerinden şikayetçi olduğu da yansıdı, medyaya.. (DDK. eski komutanı İlhamî Erdil’in bu gibi iddialarla yargılanması, o kurumun temizlendiğini değil, daha kurcalanacak olursa işin içinden neler çıkacağının bir küçük örneğini oluşturdu.) Ayrıca, bir yüzbaşı hanımla ‘gönül mes’elesi’nin olduğu da iddia ediliyor.. Telefonları dinlenmiş.. Bunlar sorulunca, ‘Bana itimad edilmiyorsa..’ deyip basmış istifayı.. Genelkurmay, açıklamasında, ‘dinleme iddialarının gerçek olmadığını, böyle bir yetki ve tekniklerinin de bulunmadığını’ bildirdi!.

Dinlemek için, teknik imkanlara sahib olunulmadığına dair iddia doğru ise, Kıbrıs’a çıkarma günlerinde, Hava ve Deniz Kuvvetleri arasında bir işbirliği olmadığından, savaş uçaklarının Yunan gemisi zannederek vurup batırdığı ‘Kocatepe Zırhlısı’ faciasının 25 sene sonra itiraf olunmasındaki gibi bir sakarlık ortaya yine çıkabilir..

Ancak, öyle bir kanûnî yetkinin olmadığı hallerde, nasıl yetki yollarının bulunduğu, Şemdinli’deki bombanın sanığı ‘iyi çocuğu’ koruyan ‘Büyükanıt’ hakkında soruşturma yaptırmamaktan öteye; bir de, ‘Büyükanıt idi, şimdi daha büyük oldu..’ övgüler düzen bir Org. Özkök örneğinden de anlaşılabilir..

Taşkesen, kendisinin ilerlemesinin yolunun kesilmesi için bir tuzak hazırlandığını düşünüyormuş.. Ama, em. Org. Tuncer Kılınç, ‘yol kesilmek istenirse, komutanlar elinde pek çok estrümanlar vardır, başka yöntemler bulunur..’ diyor kısaca..

Orduda rütbe için özellikle generaller arasında nasıl gizli ve kıran kırana bir mücadele olduğu, mechul değil.. Em. Tümg. Osman Pamukoğlu’nun hâtırâtı ve 28 Şubat’ın ele avuca sığmaz generali, Erol özkasnak’ın emekli edildikten sonraki yakınmaları hatırlanabilir.. Bunlar bilinirse de, genelde, sırf ‘ordu yıpranmasın..’ diye susulur.. Ama, fısıltılar sürer gider, derinden derine.. Taşkesen de şimdi ‘Büyükanıt ve Ordu yıpranmasın!.’ diye susuyormuş.. Bu, bir bakıma, bir kurum veya vasıtanın korunmasını, hedeflerden daha bir önemseyen mantıkla bakıldığında, doğrudur da.. Ama, bir ağaç kurdu gibi, gövdeyi içten içe kemirir ve sonunda neler olabileceğini ise, üst komutanların birbirine düşman olduğu Balkan Savaşı faciamız göstermiştir..

Bu vesileyle, Nihad Erim’in hatırâtından bazı bölümleri tekrar okumak, bu acaib ilişkilerin perde arkasını görmek açısından faydalı olabilir..

12 Mart 1971 Askerî Darbesi sonrasında, 40 yıllık partisi CHP’den istifa ettirilerek, ‘darbeci asker’ kafasına göre, bir günde ‘tarafsız’laştırılıp (!?) Başbakanlığa getirilen ve 8 ay kadar sonra istifa eden Erim’in ‘Yapı-Kredi Yayınları’ndan çıkan günlüğü, o dönemde, generallerin birbirlerine nasıl girdiğinin ibretli hikayelerini yansıtıyor. 12 Mart’ın üzerinden 1 sene geçmiş ve Cevdet Sunay’ın c. başkanlığının sona ermesine, -tıpkı şimdi olduğu gibi-, 8-10 ay kalmıştır. Entrikalar gırladır..

Erim’in notlarından bugünü de okuyabilirsiniz.. Mesela:

‘18 Haziran 1972 :Ankara’ya gittim geldim. (…) Ankara’da İnönü’yü evinde ziyaret

ettim. (...)kendisine cumhurbaşkanlığı teklif edildiği rivayeti çıktı. İnönü’ye sordum. Ne doğruladı, ne yalanladı. (…)
20 Temmuz 1972:
Tağmaç, (Başbakan) Melen’in önünde, Cumhurbaşkanı’na şöyle demiş: ‘Benim sürem 2 Eylül’de doluyor. Ben o tarihte ayrılacağım. Ama,
‘orduyu her türlü macera teşebbüsüne karışmış, darbe hazırlamış kimselere teslim edemem!’ Bununla Faruk Gürler ile Muhsin Batur’u kastetmiş. 12 Mart’tan önce bastırılan darbe teşebbüsünün bir ucu bu ikisine dayanıyormuş diye MİT Müsteşarı Fuat Doğu Paşa bizlere söylemişti. (…)
8 Eylül 1972- (…)Çeşitli dedikodular duyuluyordu. İnönü bile ‘Gürler zorla geçip oturmuş’ dedi bana. Tağmaç’a bunu söyledim. ‘Aslı yok. Zorla alacak kimse anasından doğmamıştır. (…) Duyduk ki ordu içinde Demirel ‘12 Mart Muhtırası’nı veren komutanları tasfiye ettiriyor. (…) Muhsin de Genelkurmay Başkanlığı’na kendisinden az kıdemli olan (Semih Sancar) birisi gelince yerinde kalamazdı. Bunu düşünerek F. Gürler’e razı olduk..’dedi. (…)
13 Eylül 1972: Tağmaç: ‘Eski DKK Celal Eyiceoğlu (...)ziyarete geldi. Komutanlık değişikliği işinin nasıl olduğunu biraz daha tafsilatlı anlattı. Gerçekten çeşitli baskılar yapılmış, jet uçakları Ankara’da uçurulmuş. Cumhurbaşkanı, Faruk Gürler tarafını tutmuş. (…) Dün Başbakan Ferit Melen ile Millet Meclisi’ndeki Başbakanlık odasında görüştük. O da Genelkurmay Başkanlığı’na F. Gürler’in tayininin nasıl olduğunu anlattı. Onun üzerinde, bakanlar üzerinde, Cumhurbaşkanı üzerinde çeşitli baskılar yapılmış. Tağmaç epey diretmiş. Sonunda o da razı olmuş. Jet uçaklarına Başbakan’ın evi üzerinde pike yaptırmışlar. (…)
30 Kasım 1972: Gürler, (…)Tağmaç’ın kendisine kaba muamele ettiğini söyledi. Bu defa da Genelkurmay Başkanlığı’nı ona bırakmak istememiş. Tağmaç, Gürler’in yüzüne ‘
Ben orduyu güvendiğim ellere bırakmak isterim’ demiş (...)
23 Aralık 1972: …Hava K. K. Muhsin Batur Paşa ile yemekteydik. Enteresan şeyler öğrendim. Batur, Gürler’den sonra genelkurmay başkanı olmak istiyor. Gürler cumhurbaşkanı olmak istiyormuş. Genelkurmay başkanlığını Batur’a vermek niyetinde değilmiş. Kara Kuvvetleri’nden birini getirecekmiş, Batur şikáyetçi. ‘Kanuna göre hak benim’ diyor. (…)’

Koskoca generaller yapar mı hiç, demeyin.. Bizans entrikaları bitmez; ve şimdi de..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.