Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Stratejik müttefik’le ‘stratejik hesaplaşma’yı göze almaya yoksanız!
Çarşamba, 19 Temmuz 2006 - (14:15)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Saint-Petersburg’un görkemli saraylarından birinde, G-8 liderlerinin toplantısı sırasında verilen arada, Bush bir taraftan bir şeyler atıştırıyor, bir taraftan da, İng. Başbakanı Tony Blair'e hitaben, ‘Suriye ve Hizbullah her şeyi (...) etti. Buna son verilmelidir..’ ’ diyor.. Ancak, bu sözler, mikrofonun açık kalması yüzünden, kazaen dışarıya yansımış.. Ama, öyle bir yanlışlık ki, realiteyi olduğu gibi yansıtıyor..

Aynı Bush, ‘11 Eylûl 2001 saldırıları’nı, hadisenin ilk şokunu atlatmadan, aldığı Afganistan’a saldırma kararı sırasında da, ‘Bu bir Haçlı Seferidir..’ dememiş miydi? (Ama, bu söz, daha sonra, te’vil edilmeye çalışılmıştı.. Elbette ki, Haçlı Seferleri benzetmesi, hristiyan bir kültürle yetişmiş birileri açısından hiç de kötü sayılmayabilir.. Gazâ da, ‘din yolunda savaşmak’ mânasında.. Bizde de, her vesileyle, ‘Gazânız mübarek olsun..’ denildiği gibi, Bush da kendi kültürüne göre konuşuyor.. Çünkü o da, kendi yaptıklarının hattâ kutsal bir yanının olduğuna inanıyor.. Nitekim, daha da ileri giderek, ‘Irak’ta kötü bir şey yapmadığını, Tanrı’nın kendisine bildirdiklerini yerine getirdiğini’ dile getirmekten bile kendini alamamıştı.)

Ünlü ing tarihçi-filozofu Arnold Toonby, iki farklı dünyanın birbirine yaklaşımındaki tezadları, zıdlıkları, Kitâb-ı Mukaddes’den aktardığı ve (Biz ağlarken ağlamadınız, biz gülerken gülmediniz..’ mealindeki bir âyete dayandırarak izah etmemiş miydi?

Bush’un ‘doğru’su da, bizim için ‘yanlış’ın taa kendisi; ve bizim ‘doğru’muz onun için yanlış, tabiatiyle.. Nitekim, bir Amerikan internet sitesinde yayınlanan ‘Kur’an’ı öldür!’ isimli ve Kuran'a ateş açılış sahnelerini taşıyan bir video filminin Amerika’daki bazı mescidlerin yakınına bile bırakılmasına rağmen, USA Federal Soruşturma Bürosu FBI'ın yetkilisi, evvelki gün yaptığı açıklamada, ‘yakalanan kişilerin yakın bir tehdit oluşturmadıkları’ kaydediyordu. Yakın tehlike, Ortadoğu’da, onlar için..
Bush’un ideolojik körlüğüne bakınız ki, Irak’ı bir cenenneme çevirmişken ve orada İslam’ı ve müslümanları küçük düşürmek için, kitleleri ceşitli isimler altında birbirine daha bir düşürerek kanlı bir boğuşmaya sürükler ve her gün, onlarca değil, hattâ yüzlerce insan birbirini boğazlarken, kılı kıpırdamıyor, sorumluluğunu düşünemiyor ve Saint-Petersburg (eski adıyla Leningrad)’da önceki gün, ‘Ortadoğu’da ‘Irak’daki gibi bir bağımsızlık ve özgürlük olsun..’ istiyoruz..’ diyebiliyor ve Putin’den bile, ‘Irak’daki gibi bir özgürlük ve bağımsızlık olmaz olsun..’ gibi bir karşılık alabiliyordu..

Bir daha anlaşılıyor ki, Bush hâlâ, Stalin veya Hitler ve benzerleri diktatörlerin tek tip insan, bir ‘kurşun asker’ yetiştirmek edâsından hiç de uzak değil.. ‘Demokrasisinin genel çerçevesi’ de kendi menfaat ve beğenileri..

Böyle bir Bush’un, Ortadoğu’da, kendilerine karşı çıkanları, ‘her şeyi (…) ettikler’ diye suçlarken, gerçekte, kendisini tarif etmiş olmuyor mu?

O, siyonist İsrail rejiminin, yani bizzat kendisinin, yaptığı her şeyi doğru kabul ediyor, sivil halkın değil, teröristlerin hedef alındığını iddia ederek, ‘İsrail’in savunma hakkının tartışılamazlığı’nı vurguluyordu.. Ve amma, Ortadoğu’daki bu büyük karışıklıktan istifade ederek, ‘belki bir şeyler elde edebiliriz..’ diye, Türkiye içindeki terör eylemlerini arttıran PKK’nın susturulmasına, sıra gelince.. Amerikan B. Elçisi Ross Wilson, dün sabah, NTV’de, ‘Türkiye'nin bölgede tek taraflı bir müdahalesine sıcak bakmadıkları’nı tekrarlıyor ve ‘İsrail'in operasyonunun kendini savunma hakkı olarak değerlendirilmesine rağmen, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde mevzilenen PKK’ya karşı aynı hakkı kullanmasına karşı çıkmanın ‘çifte standart’ olarak yorumlandığı’nın hatırlatılması üzerine de, şöyle diyordu: 'Terörizm söz konusu olduğunda çifte standart yoktur. Ancak şartlar bölgesel olarak değişebilir. Kuzey Irak'ta tek taraflı bir operasyon makûl ve mantıklı olmayacaktır. (…)Türkiye'nin Irak'ta ortağı var. İsrail'in böyle bir lüksü yok. Ayrıca PKK sadece Kuzey Irak'ta yok, Avrupa'da ve Türkiye'de de var. Kuzey Irak'a girmek problemi çözmeyecektir.'

Dün sabah, Amerikan B. Elçisi bu mesajları verirken, ondan yarım saat kadar sonra da Başbakan Erdoğan, ‘Terör karşısında başımızın çaresine bakmayı biliriz. (…) A ülkesi yaptığı zaman farklı yaklaş, B ülkesi yaptığı zaman farklı yaklaş, böyle bir mantık olamaz. Terör heryerde terördür. Ortadoğu'da barış için her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Şiddet şiddeti doğurur. (…) Ortadoğu'da kan denizi büyüyecek ve dünyayı yutacak. Bölgenin aktörlerinin aklını başına alma zamanı gelmiş ve geçmek üzere. Barış için her türlü katkıyı üstlenmeye hazırız.’ diyor ve büyükelçinin sözleri üzerine (ki, gerçekte Bush’un sözleridir, bunlar..), Büyükelçinin yapmış olduğu açıklama, çok çok yanlış bir açıklama..’ karşılığını veriyor ve ‘Böyle bir şeyin kararını büyükelçiler veremez. Bu kararı Türkiye Cumhuriyeti yetkili kurulları verir. Ve kararımızı biz veririz, uygularız. Nedir? İlgili ülkeler varsa arzu ederiz ki bu ilgili ülkelerle beraber verelim. Verilmediği zaman gereğini yaparız.’ diyordu..

Ancak, bu gerçekten de yapılabilir mi? Çünkü, Amerika, kısaca diyor ki, ‘Irak’da hâkim olan, benim.. Orası benden sorulur.. Kaldı ki, PKK sadece orada da değil, başınıza o belayı daha fazla sarabiliriz..’ Dahası, ‘Sizin ordunuz NATO’nun başını derde sokacak davranışlara kendiliğinden giremez.. Mâdem ki, stratejik müttefikiz.. Bu ittifakın korunması için, bizimle işbirliğine mecbursunuz.. Bizimle işbirliği yaparsanız, ‘Kıbrıs çıkarması’nda veya ‘Öcalan’ın tesliminde olduğu gibi ortak uygulamalarımız olabilir.. Kendiliğinizden yapmaya kalkışırsanız, sorumlu olursunuz!.’ denilmek isteniyor.. Evet, Büyükelçi’nin sözlerinin diplomatik tercümesi budur..

Bu durumda, ne mi olur? Sizi PKK karşısında bile, sizi daha bir çaresiz duruma düşürecek silah desteği verdiler mi, sonun nasıl biteceğini kimse kestiremez..

O halde, bunun neticelerini göze alabilecek bir rejim varsa, asıl konu, ‘stratejik müttefik’in fitnenin başı olduğunu görüp, bu duruma son vermek olmalıdır.

‘Stratejik müttefik’le bu ‘stratejik hesablaşma’yı göze almaya yoksanız, gerisi boştur!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.