Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Amerika (ve düşman)’dan merhamet dilenmez!
Perşembe, 27 Temmuz 2006 - (16:16)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir ‘siyonist haydutlar çetesi’ oldukları halde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki, yine kuvvete dayalı yeni dünya düzeninin uluslararası hukuk ve BM ölçülerine göre elde ettiği ‘devlet’ niteliğiyle, hareket eden İsrail rejimi, zerrece insanî-ahlâkî ölçü tanımadığını hele de son 60 yıldır sürekli sergilemişken… Bazılarına ‘sabah-ı şerifiniz hayrola..’ demek gerekiyor; ‘İsrail’in hedefleri belli oldu..’ diye ‘uyanıkça’ laflar etmeye başladıkları için..

Siyonist yahudilerin, 1897’de İsviçre-Basel’de toplanan ilk Siyonizm Kongresi’nden beri hep aynı hedefleri güttüklerinin, yüzyılı aşkın bir zamandır, adım adım ilerlediklerinin 100 yıllık bir gecikmeyle de olsa, idrak edilmeye başlanması, belki yine de bir kazanç sayılabilir; ama, olup biteni yüzyıl geriden anlayacak kadar bir ‘ilerici’ ‘zekâ parlaklığı’ akla zarar değil midir?

Biz, ‘İsrail değil, Ortadoğu’daki Amerika’ veya ‘Amerika değil, Atlantik ötesindeki İsrail’ denklemlerini sözkonusu ederken dudak bükenler, şimdi Lübnan ve Filistin’de işlenen ve yüzlerce savunmasız sivil insanı ateş içine atan ve bütün maddî abâdîleri yok etmeyi güçlülük zanneden canavarlıkları sergileyen Ehud Olmert ve Condolezza Rice’ın buluşmaları sırasında sergiledikleri, dudaklarındaki neş’eli ve derin sevinç çizgilerinden, gerçekleri şimdi olsun anlamalılar.. İnsan bunlara bakınca, bunlar, ‘insana en yakın hayvan’ mı; yoksa, ‘hayvana en yakın insan mı?’ diye sormaktan kendisini alamıyor.

Ahlâk diye, insanlık diye bir dertleri olmayanların yapamıyacakları bir şey yoktur.. Onlar da onu yapıyorlar.. ‘Allah korkusu taşımıyorsan, dilediğini yapabilirsin!’

Bu korkunç canavarlıklar karşısında, hemen herkes ‘ateş-kes’ istiyor, hattâ Hizbullah bile, ‘kendilerini küçük düşürmeyecek bir (ateş-kes)i kabul edeceklerini’ belirtiyor. Ama, Amerika, ‘Hizbullah etkisizleştirilmeden, ateş-kes’in doğru olmayacağını’ söylüyor.. O zaman, asıl savaşan kim? Hâlâ anlaşılmıyor mu?

Bu ahlâksız, alçakça ve canavarca savaşta, karşı tarafı, ‘küçücük İsrail’ olarak niteleyenler, gerçekte, ‘psikolojik savaş’ oyunlarına gelmiş olmaktadırlar.. Karşı taraf, ap-açık ortadadır ki, Amerikan emperyalizmidir.. ‘Stratejik müttefikimiz’, yani!.

Bu arada ekeliyelim.. İnternet, günümüzde ‘kamuoyu oluşturma vasıtaları’nın en önemli vasıtalarından..

Ortadoğu’yla ilgili haberlerin sonunda, okuyucular tarafından yazılmış yüzlerce yorum cümlelerine şöyle bir bakıyorum da, internet kullanacak kadar bir noktaya gelmiş nicelerinin olup bitenlerden hâlâ haberleri yok.. Kimisi, ‘Ahh, biz olsaydık, bir çırpıda bitirirdi şu İsrail’in işini..’ diye ‘atmasyon’lar yazan zavallılar mı dersiniz..

Ey Müslümanlar, nerdesiniz, gidip dünyayı başlarına yıkalım!’ diye, kanları tepelerine fırlamış ve hayâlî yeldeğirmenlerine saldırmaya çalışan Donkişot edâlılar mı dersiniz?

‘Nasssıııl.. osmanlı’yı arkadan hançerler misiniz, çekin cezanızı!.’ diyen ve tarihten ve insanlıktan zerrece haberi olmayan hödükler mi dersiniz? (Diyelim ki, bir grup, arab kavmiyetçiliği duygusu ve İngiliz iteklemesiyle Osmanlı’ya karşı saldırdı.. O zaman, bütün bir yenilgiyi bütün bir halkın üzerine atmak; PKK gibi kürdçü örgütlerin yaptıklarından dolayı bütün kürdleri veya bazı türkçü nasyonalistlerin yaptıklarından dolayı bütün türkleri suçlamak gibi bir şey değil midir?

Kaldı ki; I. Dünya Savaşı’nda, asırlardır bizim elimizde olan Filistin’i işgal edebilen İngiliz güçlerine yardım eden, 3 bin kişilik, Filistin’li ve arabça bilen bir ‘siyonist yahudi gönüllüleri birliği’nin İngilizlerle birlikte hareket ettiklerini ve kendilerini arab gibi göstererek cinayetler işlediklerini, geçen yıllarda bir tv. proğramında İsmail Cem bile itiraf etmekten kendini alamamışken..)

Haa, bu arada, ‘egemen bir devlete karşı eşkıyalık yapanlar bedelini ödeyecek ve sığınak delici, laser güdümlü akıllı füzeler adaletin yerini bulmasına aracı olacak!.’ diye yazanların mesajları da var ki, o güvendikleri silahları Amerika daha geçtiğimiz günlerde, bölgeye getirmişti. Onların dayanakları sadece bu maddî güçler..

Condoleezza Rice de, bunlara güvenerek ‘gaalib gelecek olan biziz ve Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmenin tam zamanı!’ diye hava atmıyor mu? Böyleyken, bazıları hâlâ, ‘Amerika’nın, Ortadoğu’daki bu kanlı boğuşmaya seyirci kaldığı’ndan yakınıyor.. Ne seyirciliği, saldırıyı planlayan, bizzat kendisi!.

Bu arada iğneyi kendimize de batıralım:

Haziran-67’deki ‘6 Gün Savaşı’ faciasını hatırlıyorum. Hizbullah, 2 haftadır direniyor ve bu ‘yıldırım savaşı’nı bir ‘yıpratma savaşı’na dönüştürebilirse, İsrail’in nefesi yetmiyebilir. O zaman ise, Mısır, Ürdün ve Suriye orduları, sadece 6 günde ve korkunç şekilde bertaraf olmuşlardı. Amerika netice alınıncaya kadar o zaman da çıkarmamıştı. Bizler ise, savaş öncesindeki ateşli nutukların gerçekleşmesi ümidindeydik..

İsrail rejiminin, ânî bir saldırıyla topyekun yenilgiye uğratıldığı tek savaş olan 1973 Ekimi’ndeki ‘Ramazan Savaşı’nda ise, hemen hiç nutuk yoktu.. İsrail rejimi perişan olunca, Amerika, ‘atom bombası’ kullanılabileceği tehdidiyle Enver Sedat’ı ‘ateş-kes’i kabule mecbur etmişti.. Bugün de ortada, Amerikan emperyalizmi vardır.

Bir insanın veya toplumun şeref ve haysiyeti sözkonusu olduğu zaman, sadece maddî güçlerinin hesabını yapması alçaklık olur.. Ve savaş, siyasetin ateşli silahlarla devamından ibarettir; ya da, siyaset, savaşın silahsız yapılanı..

Ancaaak, bu konuda, ‘Yahu, Olmert’i tecrübesiz olarak niteliyorduk!.’ veya ‘Bu kadar sert ve yaygın bir karşılık beklemiyorduk..’ gibi lafları hem de yetkili ağızlardan duymak veya hâlâ, lafzî tehdidlerden ileri geçemiyen açıklamalarda ısrar, ‘psikolojik savaş’ta, yıpratıcı rol oynamaktadır.

Yapamıyacağınızı niye söylersiniz?’ Söylemeden yapınız, yaptıklarınızı başkaları söyler..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.