Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bu canavarlığa karşı, kalbimizi hangi ölçülerle donatıyoruz?
Çarşamba, 02 Ağustos 2006 - (18:13)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir ‘haydutlar çetesi’ durumundaki, amma, bugünkü uluslararası hukuk açısından ne yazık ki ‘devlet’ sayılan ve Amerikan emperyalizminin Ortadoğu’daki uzantısı olan siyonist yahudilerin İsrail rejiminin bütün bir Lübnan’ı bir hayâlet ülkeye, bir harabeye çevirmesi, insanların hâne ve kaşânelerini yerle bir etmesi, 700’den fazla sivil insanı, katletmesi, binlercesini yaralı ve evsiz-yurtsuz hale getirmesi ve son olarak da Qana’daki bir aparmanı vurması ve 40’ı çocuk olmak üzere, 70’den fazla insanı öldürmesi karşısında niceleri şoke oldu..

‘Artık, bugünkü dünyada, dünlerdeki gibi yokedici savaşlar olmaz, dünya buna seyirci kalamaz..’ diyenler, ‘Bosna Trajedisi’nden sonra uyanır gibi olmuşlardı, ama, yine de bütün umutlarını yitirmemişlerdi.. Afganistan ve Irak’ın korkunç şekilde bombalanıp işgali de, Tâlibân ve Saddam rejimlerinin uygulamalarına bağlanmıştı..

Ya, Ortadoğu’da, Filistin’de, Lübnan’da olanlar?

Burada olanlar, işbu ‘siyonist haydutlar çetesi’nin 60 yıldır yaptığı değil midir?

Ama, asıl görülmesi gerekenin, asıl suçlunun, Amerikan emperyalizmi olduğudur. USA emperyalizminin tırnakları sökülmedikçe, bu cinayetler devam edecektir!

Bu canavarlık karşısında, müslümanların birlikte hareket etmesinden sözetmek gibi iyi niyet temennileri kulağa, gönüle hoş gelse bile gerçekçi değildir. Çünkü, müslüman toplumlara hükmeden rejimlerin büyük bir kısmı, Osmanlı’nın yıkılmasından sonra; ya bizzat emperyalist güç odaklarının siyasetlerine uygun olarak düzenlenmiştir; ya da, siyasetlerini ister istemez ona göre düzenlemek ihtiyacı içinde olana rejimlerdir. Bu durumda, USA emperyalizmi ile karşı karşıya gelmek istemeyenler, ‘asimetrik’ yöntemlerle karşılık vermeyi düşünebilirler. Yani, canavarın belirlediği mekan, zaman ve silahlarla savaş dışında, beklenmeyen zaman, mekan ve imkanlarla mücadele..

‘Türkiye’nin veya arab rejimlerinin sessiz kalışları’na dair kızgın yorumlar yapılabilir, ama, bunlar gerçekçi değildir. Çünkü, devler su başları’nı tutmuştur..

1918’de parça parça edilen güç odağının, Osmanlı’nın yerinde, bugün, her bir parçanın kendisini korumayı hattâ kutsadığı bir anlayış hâkimdir... Ve, diğer bölge ülkeleri bir yana, Türkiye de, NATO aracılığıyla, bütün mahremiyeti ve silah sistematiğiyle, Amerika / İsrail’in manyetik alanı dahilindedir. Bu ‘kanser uru’, bütün bölgede ‘metastas’ yapmış, her tarafa sıçramıştır.. Nitekim, Türkiye’deki karar mekanizmalarının çok büyük bir kısmı da, Amerika/ İsrail’le gönül birliği içinde olan ve müslüman kitleleri frenlemek-ezmek için kendini vazifeli bilen ‘Derin Devlet’ güçleri elindedir. O halde bu tablo parçalanmadan, hayâlî nutuklar çekmek komiktir..

Bazıları da konuyu, hâlâ, ‘karşılıklı olarak birkaç askerin rehine alınmasının neticesi’ olarak değerlendirip, ‘sonunda nereye varıldı?’ diye yorumlamaya çalışıyorlar. Halbuki, Filistin Mes’elesi’ne en azından 1948’den itibaren bakılması gerekir.

Sizin evinizi, bağınızı, bahçenizi bir takım silahlı haydutlar gelip zorla işgal ederse, asırlardır yaşadığınız o evinizi-bağ-bahçenizi ve -diplomaside, ‘lebensraum’ denilen- hayat alanınızı onlara bırakıp, ‘barış içinde yaşama’yı kabul edebilir misiniz?

Mes’ele budur! Bu suale ‘evet’ diyecek olanlara söylenecek bir söz de yoktur.

Mes’eleye, insan hakk ve haysiyeti açısından değil de, sadece pragmatist açıdan bakanlar, insan hak ve haysiyetini zorbalıkla eşdeğerde görüyorlar demektir.

Elimizi taşın altına koymasak da; yüreğimizi olsun, o ateşin içinde hissetmedikçe, insanlık hakk ve haysiyeti ile adâlet üzerindeki söylemlerimizin bir mânası yoktur..

**

Bir-iki NOT : 1- Siyonist İsrail rejiminin dünyaya meydan okurcasına sergilediği canavarlıklara karşı, Mazlum-Der’in önümüzdeki günlerde, bazı şehirlerde gösteriler düzenleyeceği bildiriliyor..

Ancak, bu gösterilerin Ordu ilinde (fındık üreticilerinin fındık fiyatlarının belirlenmesinde kanûnen yetkili ve Hükûmet’le mücadeleye giren Fisko-Birlik yerine Başbakan’ı hattâ istifaya çağıran sloganların yükseltildiği ve) 80 bin kişinin katıldığı bildirilen mitingin onda biri kadar bile ilgi duymayacağını tahmin edebilirsiniz.

2- Türkiye’deki feminist hareketin öncülerinden gösterilen ve amma, daha önemlisi, şehevî konuları en sınır tanımaz şekilde kaleme almasıyla şöhret bulan birisi ölmüş.. Bazı tv. kanalları, bunca derin ve çetin problemlerin arasında, onun, nasıl da ‘şehlâ bakışlı’ olduğunu anlatmak için birbirleriyle yarışıyorlar, adetâ..

‘Kimdir bu?’ diye sorulacak olsa.. Onu yere göğe sığdıramıyanlar, 1998’de ‘müstehcen’ olduğu gerekçesiyle laik mahkemelerce bile yasaklanabilen bir kitabı özellikle vurgulanıyor.. En yakın dostları, onun ‘feministliği’nden öteye, ‘kadınlığını doya doya yaşadığını’ da bilhassa vurguluyorlar, ne demekse.. Ama, bazı dostları dün, NTV’de, buna, ‘istedikleriyle birlikte olabilme özgürlüğü’ diye açıklık getiriyordu.. Onun ‘Müslüman aile yapısına bayrak açan birisi’ olduğunu söyleyenler bile oldu.. Yani, onun ‘feminizm’den anladıkları bunlarmış, demek ki..

Ama, ben başka bir noktaya değinmek istiyorum..

Tayyîb Bey, İstanbul Belediye Başkanı seçildiğinde, laik taifeden nasıl da kızılca kıyamet koparılmak istenmişti, hatırlayalım. Çünkü, 70 yıldır, ‘arpalık’ları olan dev bir şehrin yönetimi elden çıkmıştı.. Elbette yanıp yakılmalar olacaktı.. O feryadlar arasında, sonunda işbu ‘kâtibe’ kişi, konuya daha değişik bir açıdan bakmak gerektiğini hatırlatmış ve ‘Nedir bu telaş? Belediye Başkanı olarak ne yapacak?. Çöplerimizi, kanalizasyonlarımızı temizleyecek, sularımızı temin edecek değil mi?’ kabilinden bir şeyler yazmıştı.. ‘Söz gider, yazı kalır..’ ise, işte kalan yazı..

Laiklerin, Tayyîb Bey’e ve onun değerlerine paralel çizgide olanlara bakışları budur.. ‘Kanalizasyon ve çöplerimizi temizlesinler; Türkiye’nin dışarıya yansıyan laik rengine kendi renklerini atmaya kalkışmasınlar, iyi hizmetçi olduklarını göstersinler..’

Bundan alınacak çok dersler olmalı..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.