Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
NİLİ'den Genelkurmay Başkanlığına Büyükanıt!
Cuma, 04 Ağustos 2006 - (18:48)
Kadri Çelik
http://www.kadricelik.com

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt artık Genelkurmay Başkanı?

1972 yılında kurmay subay olan Yaşar Büyükanıt, 1977-1979 yılları arasında Belçika Mons'ta NATO Karargâhı (SHAPE) İstihbarat Daire Başkanlığı'nda Şube Müdürlüğü yapmış

İstihbaratı güçlü bir genelkurmay başkanına kavuşmuş olduk böylece.

Ülkede her şeyimiz dört dörtlüktü de bir tek istihbaratımız zayıftı, onu da bu vesileyle güçlendirmiş olacağız!

Adamlar öyle herkesi SHAPE İstihbarat Daire Başkanlığı Şube Müdürü yaparlar mı?

'Müdür' yaptılarsa bizim 'çeteci'de bir hüner vardır demektir!

NATO Savunma Koleji'ni bitiren Büyükanıt, ABD'nin Irak'a ilk saldırısı sırasında İtalya Napoli'deki AFSOUTH (NATO Güney Avrupa Müttefik Komutanlığı) Karargâhı'nda İstihbarat Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuş.

Irak'ta akan kanlarda bizim çetecinin eli de var anlayacağınız.

ABD adına İstihbarat toplamış gece gündüz.

Dikkat edin, yine istihbarat başkanlığı yapmış.

Uzmanlık alanı istihbarat!

Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği ve Kara Harp Okulu Komutanlığı görevlerini yürüttükten sonra 1996-1998 yılları arasında Güneydoğu'daki 7'inci Kolordu Komutanlığı'nı üstlenmiş, 2004 yılında da Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanmış.

Büyükanıt'ın, TSK Üstün Hizmet Madalyası'nın yanı sıra, ABD Silahlı Kuvvetler Üstün Liyakat Nişanı, İtalya Silahlı Kuvvetler Şeref Nişanı ve Pakistan Silahlı Kuvvetler İmtiyaz Nişanı var.

İstihbarat bu, şaka değil!

İstihbarat tecrübesinden istifade eden herkes, üstün hizmet, liyakat, şeref ve imtiyaz madalyası vermiş de vermiş!

Yaşar Büyükanıt, Şemdinli olayları ile ilgili hazırlanan iddianamede "Suç İşlemek İçin Örgüt Kurmak, Görevi Kötüye Kullanmak, Sahte Belge Düzenlemek ve Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs" iddiaları ile suçlanmıştı.

Dosyası bir hayli kabarık!

Devlet içindeki illegal yapılanmanın merkezi bir general Türkiye'nin genel kurmay başkanlığını da ele geçirmiş oldu.

İstihbaratı güçlü bir general!

İddianameyi hazırlayan Van savcısı Ferhat Sarıkaya daha sonra meslekten ihraç edildi.

İlahlara kurban edildi!

Ama ilginçtir, çeteci general geldi gelecek derken, ordu da bir dökülmedir başladı!

Güz yaprakları gibi?

TSK komuta kademesinde Kara Harp Okulu Komutanı Taşkesen'den sonra, Deniz Kuvvetleri Harekât Eğitim Daire Başkanı Tuğamiral Şems Aktuğ da istifa etti.

İstifa şifreleri henüz tam çözülemedi.

Aşk-meşk iddiaları birbirine girdi!

Ordu namusu kirletildiği için miydi, irtica intikamı mıydı öğrenmedik!

Dosyalar bir başka bahara kaldı!

Çeteci generalimiz henüz devir teslim törenleri bile düzenlemeden ve komutaya devralmadan, KDP Genel Sekreteri ve Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Dizayi ve beraberindeki heyet, HPG gerillalarına yönelik temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye geldi. Dizayi, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Genelkurmay Başkanlığı'nda temaslarda bulunacak

Ziyaretçisi bol bir general!

Peki, kimdir bu Büyükanıt!

Gerçekten Büyükanıt mı Büyük-Yahudi mi?

Org. Mehmet Yaşar Büyükanıt'ın büyükbabası Mehmet Yaşar Efendi ve anneannesi Safiye (ki asıl ismi Sifaye'dir) Hanım, Büyükanıt'ın annesi Fikriye Eryaşar'ın doğduğu 1905 yılında, Osmanlı toprakları içindeki Güney Ürdün'de yer alan Maan şehrinde yaşıyorlarmış.

Ortadoğu'da çalışmalarını yoğunlaştırmaya başlayan İngiliz istihbaratının ağırlık verdiği Maan şehri, o zamanlar Hicaz Demiryolu hattımızın en stratejik durağıymış.

Bu stratejik önemden dolayı Lawrence, daha sonraki yıllarda istihbarat çalışmalarında Maan'ı merkez olarak kullanmış; bilahare meşhur Arap İsyanı bu şehirden başlamış.
Dikkat ediniz, işin içinde yine istihbarat var!

Bir devlet görevlisi olan büyükbaba Mehmet Yaşar Efendi, önce Maan'dan Anadolu'ya gönderilmiş.

Anadolu'ya gönderilen Mehmet Yaşar Efendi, 1908 tarihindeki II. Meşrutiyetin İlanı'ndan sonra, devlet güvenliği açısından sakıncalı görülerek, Ankara Altındağ bölgesinde kayıtlı olan nüfus kütüğüyle birlikte 'Kudüs şehri, Babıhatta mahallesi, 573 numara'da zorunlu ikamete ve gözetime tabi tutulmak üzere sürgün edilmiş.

Genelkurmay başkanımızın büyükbabası sakıncalı piyade anlayacağınız!

Babıhatta mahallesi, o tarihlerde kullanılmakta olan Kudüs Hapishanesi'nin bitişiğinde ve genellikle sürgün gözetimi altında bulunanların ikamet ettirildiği bir mahalleymiş.

Mehmet Yaşar Efendi'nin Kudüs'te sürgünde bulunduğu dönemde, İtilaf Devletleri Çanakkale Savaşı'nı kaybetmiş; Çanakkale'yi geçemeyen İtilaf Devletlerinin başını çeken İngiltere de, Osmanlı Devleti'ne karşı Filistin Cephesi'ni açmış.

Çanakkale Savaşı'nda katır tugayları oluşturarak İngilizlere lojistik destek sağlayan Yahudiler, Sina, Gazze ve Kudüs Muharebelerinde, İngiliz Ordusu'na istihbarat desteği sağlamışlar.

Özellikle Gazze Muharebeleri'nde büyük kayıplar yaşamaya başlayan İngilizler, sonunda, Osmanlı'nın cephe gerisindeki Yahudilerce ulaştırılan bilgileri kullanarak, Osmanlı mevzilerini ve bataryalarını uçaklarla bombalamışlar ve böylelikle Osmanlı savunma hattını aşabilmişler.

Özellikle, müttefikimiz Alman subaylarının göz yumduğu Alman asıllı Yahudilerin, Filistin Cephesi'nde İngilizler tarafından nasıl kullanıldıkları ve iki taraflı çalıştıkları hakkında, Genelkurmay Yayınlarından, Tuğg. Şükrü Mahmut Nedim'in 'Filistin Savaşı' isimli eserinde bazı vakalarıyla bahsedilmekte.

O dönemde 'NİLİ', Osmanlı Ordusu'nun içinden bilgi toplama güçlüğü çeken İngiliz-Yahudi ittifakının kurduğu ve içlerinde fahişe kadınların görev aldığı bir istihbarat örgütüydü.

NİLİ, Sarah Aaronson adında bir genç Yahudi kadın casus tarafından işletiliyormuş ve bazı kaynaklara göre örgütün 400 adet fahişesi varmış.

Ajan fahişeler Osmanlı Ordusu'nda görevli bazı karaktersiz askerleri ve bazı direnişçi Arap milislerini baştan çıkararak, bunlardan bilgi sızdırıyorlarmış.

Kudüs-Babıhatta'ya sürgün gönderilen Mehmet Yaşar Efendi, maalesef burada da uslu durmamış. Alışkanlık kudurmuşluktan beterdir derler ya! Adam alışmış bir defa ihanete!

Özellikle dönmeler arasında haber kaynağı edinme arayışını sürdüren NİLİ, kısa zamanda Mehmet Yaşar Efendi'nin sürgün gönderilmiş bir dönme olduğunu öğrenmiş ve kendisiyle irtibata geçmiş.

Mehmet Yaşar Efendi, bir taraftan Yahudi kızlarının cazibesiyle, diğer taraftan damarlarında taşıdığı Yahudi kanının etkisiyle, Osmanlı Ordusu ve Arap milisleri hakkında topladığı istihbari bilgileri NİLİ ajanlarına sızdırmaya başlamış.

İçten bilgi akışını öğrenen Osmanlı Ordu İstihbaratı, bölgenin yerleşik Arap milislerinden de yararlanarak, NİLİ casusları ve üyelerine yönelik ciddi bir temizlik harekâtı başlatmış.

Bu temizlik harekâtında, NİLİ casuslarıyla birlikte, çok sayıda asker ve milis de sorgulanıp suçlu bulunarak idam edilmiş.

Askeri sırları sızdırdığı tespit edilen Mehmet Yaşar Efendi de, bu temizlik harekâtından ileriki yıllarda nasibini almış.

Mehmet Yaşar Efendi, biri milis olmak üzere iki Osmanlı İstihbarat Subayı tarafından, bir gece, birlikte olduğu ve görüştüğü bir NİLİ casusuyla birlikte evinden alınarak sorgulanmış.

O gece kendilerinden önce alınmış olan Arap asıllı bir kişinin serbest bırakıldığı sorgulama neticesinde, hakkındaki kanaat kesinleşen Büyükbaba Mehmet Yaşar Efendi, birlikte yakalandığı (isimsiz, sadece kısa eşkâl kayıtlı) NİLİ casusu ile birlikte 'Cehennem Vadisi'ne götürülmüş, infaz edilmiş ve ailesinin dini tören yapmasına müsaade edilmeden gömülmüş.

Büyükanıt'ın dedesi vatan haini anlayacağınız! Şimdi bir vatan haininin torunu, ülkenin genelkurmay başkan oldu!

Cehennem Vadisi, Osmanlı'nın Kudüs hâkimiyetinin son döneminde, vatana ihanet ve casusluk suçu işleyen kişilerin idam edilerek (intihar edenler de mevcuttur) gömüldüğü yer olarak tarihe geçmiş.

Osmanlı-Arap İstihbaratı ile İngiliz-Yahudi İstihbaratı arasındaki karşılıklı çetin faaliyetler ve infazlar, neredeyse İsrail'in kuruluşuna kadar devam etmiş.

Osmanlı 4. Ordu İstihbarat Şefi Filistinli Aziz Beg'in, NİLİ örgütünün faaliyetleri ve sorgulanan NİLİ üyeleri hakkında 1930 yılında yazdığı hatıratın yanı sıra, Babıhatta'nın ileri gelen ve o dönemde milis çalışmalarında bulunan Carallah sülalesinden Abdülhakim oğlu Raşid gibi kimselerin tuttuğu günlük benzeri çok sayıda kaynak da bulunmakta.

İsrail'in ve Yahudilerin en belirgin vasıflarından biri, geçmişte Yahudiliğe hizmet edenlere, hatta onların soyundan gelen kimselere karşı duydukları vefa hisleridir. Filistin'de İsrail devletinin kurulmasında emeği geçenleri ve bu arada NİLİ üyelerini de araştıran İsrailli araştırmacıların, arşiv çalışmasında tespit ettiği isimlerin arasında Mehmet Yaşar Efendi'nin ismi de yer almakta.

İsrail Genelkurmayı, NİLİ üyeliği tespit edilen Mehmet Yaşar Efendi'nin mezarını yıllar sonra restore ettirmiş ve yapılan restorasyonu jest olarak göstermek üzere torun Mehmet Yaşar Büyükanıt'ı İsrail'e özel olarak davet etmişti.

Büyükbabası hakkındaki bilgiler ile bu mezarın varlığından, Türk kamuoyunun ve medyasının haberdar olmasından ciddi olarak endişe eden Org. Büyükanıt, Yahudi meslektaşlarından, geçmişine ait bu bilgilerin ve mezar yerinin sır olarak saklanmasını ve kamufle edilmesini rica etmiş.

Bir şekilde bu bilgilerin duyulma ihtimaline karşı tedbir olarak, yıllarca çevresine, anne tarafından dedesinin Mescid-i Aksa'nın anahtarlarını taşıyan Kudüs imamlarının torunu olduğu ve dedesinin Kudüs'te şehit olduğu gibi asılsız bilgileri yaymış.

Yine, kendisinin, dedesine atfedeceği boş veya sahte bir mezar yeri hazırladığı da bilinmekte!

Arka arkaya dört evlilik yaptıktan sonra, alkol bağımlısı olduğu için çocuklarını yetimhaneye veren babasından bile bahsederken ?din görevlisiydi? diyebilen Büyükanıt'ın, kimsenin tanımadığı dedeleri için ?Kudüs İmamıydı? demesi aslında pek de garip değildir; bu bir Yahudice gizlenme alışkanlığının gereğidir. Oysa tarihi Aksa Camii'nin anahtarlarını, geleneksel olarak sahabe Nüseybe'nin soyundan gelen ve Kudüs eşrafından olan Nüseybe Oğulları elinde bulundurmakta.

Ayrıca, Kudüs ahalisi Anadolu Türkleriyle aynı mezhepten değildir ve bu yüzden tarihi süreçte Kudüs imamları tamamen yerel halk arasından atanmıştır.

Hele hele, geçmişi karanlık ve ne idüğü belirsiz bir gizli Yahudi Sabetaycı'nın Kudüs'e imam olduğuna dair hiçbir tarihi belge bulunmamakta.

Şimdi anladınız mı daha dört gün gibi bir süre varken Büyükanıt'ın apar topar neden genelkurmay başkanlığına getirildiğini!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Kadri Çelik'in Son 10 Yazısı
   İsrail uçakları Konya'da
   Kosova’da ABD bayrakları!
   Adlon'daki gizli görüşmenin karanlık prensleri
   Makrolaşırken mikrolaşmak!
   Evet, uçak düşürüldü!
   Çırpındıkça batacaksınız
   Operasyon çağrısına direnmek!
   Sünni Bush Şii Şah İsmail peşinde!
   Diktatörleri de asarlar!
   Öcalan Arafatlaştırılırken Ordu İsraillileştiriliyor mu?
   ABD-İsrail kıskacında Erdoğan’ın develeri!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.