Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Hizbullah’ savaşıyor, öldürülüyor; amma, teslim olmayı kabul etmiyor!
Pazartesi, 07 Ağustos 2006 - (14:09)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

‘Allah’u Ekber’ feryadlarından başka bir silahı olmayan milyonların, yüz binden fazla kurban vererek tarihin seyrinin değiştirmesinden ve milâdî-1979 yılı başında, İran’da, asırların tâgûtî rejimi Şahlık düzenini tarihin çöplüğüne fırlatmasından sonra..

İslam İnkılabı Hareketi’nin kırılması; bu olmazsa, dünyanın başka halklarına örnek oluşturmaması için büyük buhranlarla ve yıkımlarla karşı karşıya bırakılması; hiç değilse, İran coğrafyasına hapsedilmesi için emperyalistler, en başta da Amerikan emperyalizmi her türlü çareye başvurmaya başlamıştı.. Şah’tan kalma ordunun komuta kademesi büyük çapta dağılmıştı..

Devlet kurumları ‘İslam Cumhûriyeti’ rejimi doğrultusunda yeniden oluşturulmaya çalışılırken.. Saddam, 1980 Eylûlü’nün 22’sinde, İslamî İran’a yönelik korkunç bir saldırıyı, dev rafinerileri, petrol kuyularını, havaalanlarını, limanları, sanayi tesislerini, şehirleri ağır bir hava bombardımanıyla yakıp yıkacak şekilde başlattığında.. Hesabı, bir ‘yıldırım savaşı’ idi.. (Ki, Jacques Chirac o zamanki Fransa Başbakanı olarak Bağdad’ı resmen ziyaret ettiğinde, Irak’ın İran’a saldıracağını, bir hafta öncesinde Saddam’dan öğrendiğini ve Saddam’ın kendisine ‘7 günde iş tamam olacak..’ dediğini; savaşın 7. yılına girilirken itiraf edecekti..) Ertesi günü, yani 23 Eylûl 1980 tarihli laik TC medyasına bir göz atanlar, o saldırının nasıl sevinçle karşılandığını, göklere yükselen alev ve duman resimlerinin arasından, molla rejimi’nin yıkılmakta olduğu’na dair yorumları, telaşlı bir sevinç içinde yayınladıklarını; bazılarının da, ‘Nasssııııl… Dağıtır mısınız, Şah’ın o güçlü generallerini îdam eder misiniz? İşte şöyle perişan olursunuz..’ diye yorumlar yazdıklarını ve onların, ‘Şahlık düzeninin tâgûtî, laik hedefleri korumak için oluşturduğu bir ordudan, İslam Cumhuriyeti’ni korumasının beklenemiyeceği’ gerçeğini akledemediklerini göreceklerdir. ‘Psikolojik savaş’ ise, savaşın diğer taktiklerinden daha da güçlü şekilde yapılıyor ve hattâ, ‘İmam Khomeynî’nin öldüğü’ gibi iddialar, Bağdad kaynaklı olarak yayılıyordu..

İmam Khomeynî ise, Saddam ordusunun önüne çıkan herkesi ve herşeyi katlederek, yakıp yıkarak, çelik bir güç olarak ilerlediği o demlerde yaptığı konuşmada, gayet sâkin bir şekilde, ‘Bu savaş, sizi başka türlü bertaraf edemiyeceklerini anladıklarından dolayı açılmıştır.. Demek ki, şu âna kadar zafer kazanmış durumdasınız.. Zaferiniz kutlu olsun.. Şimdi vazifemiz, bu zaferi korumak olmalıdır.. Ve bizim savaşımız, bir ‘değerler savaşı’dır..’ diyordu.. Ve sonra, o ‘yıldırım savaşı’nın, sabırla, bir ‘yıpratma savaşı’na dönüştürüldüğü, nefesi tükenenin, Saddam olduğu görülecekti.

Öylesine bir korkunç saldırı karşısında, İmam’ın konuşmasını dinleyenlerden bazıları, ‘Yaşlı adamcağızı kandırıyorlar. O da faciayı kavrıyamıyor..’ diyorlardı.. Halbuki, bir Müslüman inanç eri için, zafer,aslî değer’ler uğrunda göstermesi gereken cehdi en yüksek seviyede sergilemektir; dünyevî ölçülerle zafer kazanmak değil.. Çünkü, Allah’u Tealâ, Kur’an’da, ‘Biz zafer ve yenilgi günlerini insanlar arasında dolaştırır-dururuz..’ buyurur.. Böyle olunca da, hedefimiz, mutlaka dünyevî ölçülerle zafer de değildir.. Zafer, inandığımız değerlere bağlı kalarak yaşamak ve mücadele etmektir.. Ama, dünyevî ölçülerle de zafer nasîb olursa, ona da hamdederiz.

Ancak, o yolda öldürülürsek, o zaman da beşer planında, Peygamberlerden sonraki en yüksek mertebeye, ‘şehadet’ mertebesine yükseleceğimize inanırız.. Öldürülmesi halinde, inancına göre en yüksek makama ulaşacağına inanan insanı öldürmekle, ona darbe vuracağını zannedenler, ancak kendilerini kandırmış olurlar..

O halde, asıl zafer, bizim inancımızın ölçülerine göre vazifemizi yapıp yapmadığımıza göre şekillenir.. Yani, inanç insanı, yenilse bile, ‘Evet, yenildik, ama, biz haklıydık ve yine haklıyız!.’ diyebilecek bir inanç salâbetine sahib olmalıdır. Bu, ‘sahabe mantığı’dır. Nitekim, Resul-ü Ekrem (S) de ‘Uhud’da yenildi, ama, bu onun haksız olduğuna veya Yezîd de Kerbelâ’da, Hz. Huseyn’e karşı dünyevî ölçülerle zafer kazandı, ama, bu zafer onun haklılığına delil değildi.. O halde, zafer veya yenilgiyi, insanların dünyevî ölçülerle belirlediği şekilde değil de, inanç ölçülerine bağlı kalmak şeklinde anlayan inanç erlerini yenmek nasıl mümkün olur?

Kaldı ki, nice dünyevî zaferler vardır ki, içinde korkunç yenilgiler yumaklanmıştır ve nice yenilgiler de vardır ki, içinde geleceğin ‘nurtopu’ zaferleri şekillenmektedir..

‘Lübnan Hizbullahı’, İmam Khomeynî çizgisindeki bir şia anlayışıyla mücadele ettiği için, konunun anlaşılması açısından, 20 yıl öncelerdeki örnekleri zikrettim.. Hizbullah lideri Nasrullah‘ın da aynı mantığa göre hareket ettiği görülüyor ve ‘yıldırım savaşı’, bir ‘yıpratma savaşı’na dönüştürülmüş durumda.. 1980-88 arasında, 8 yıl süren ‘Irak- İran Savaşı’nda da, Saddam’ın arkasında, başta USA emperyalizmi olmak üzere, dünyanın hemen bütün şeytanî güçleri vardı.. Ve İran’lı hizbullahî güçlerin direnişi, ‘Hizbullah mîcenged, mîmired, sâzeş nemipezired..’ (Hizbullah savaşıyor, ölüyor, amma, uzlaşma/ teslimiyet kabul etmiyor..) şeklindeki marşlarda ifadesini buluyordu..

Amerikan emperyalizmi, şimdilerde, en müsaid zaman zannederek, en ahlâksız ve en canavarca bir savaşı, dünyaya meydan okurcasına İsrail rejimi eliyle tezgahlamıştır.. Ama, dünya tarihinde yenilmez sanılan nice güçler görülmüştür ki, maddî açıdan zayıf sanılan nice güçler karşısında bile tarumar olmaktan kurtulamamışlardır..

Allah, inançlarında sâbit kadem olan ve bu uğurda diğer bütün varlıklarını fedâ etmekte duraksamayan, sabırla mukavemet edenlerledir. Evet, Lübnan ve Filistin’in maddî olan herşeyini yokettiler.. Ama, en az şeye sahib olanlara da çok daha az şey, sahib olabiliyor. Ve bugün, maddî açıdan kaybedeceği bir şeyi kalmayan insanlar, daha bir azimle, kesin kararlılıkla mücadele ediyorlar..

Kısa vâdedeki bir takım üstünlük görüntülerine aldanan siyonist İsrail ve Amerikan emperyalizmi, aslında başlarına ne büyük bir belâ aldıklarını zaman içinde anlayacaklar ve yüzleri kara olanlar da, onlar olacaktır..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.