Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İsrail+USA emperyalizminin entrikaları ve fesadın özü..
Perşembe, 17 Ağustos 2006 - (23:50)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Günlerdir yayınlanan bir yazı dizisi var, Tercüman’da.. Erbakan’la yapıldığı bildirilen bir mülakat.. Erbakan ve çevresince de yalanlanmayan bu mülâkatta, onun ağzından, ‘Millî Görüş’ün asıl sahibinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu’nun yazıldığını okuyunca, bunu, Hoca’nın, ‘kan tükürünce bile vişne şurubu içmiştim..’ diye gösterme taktiğinin bir diğer örneği diye değerlendirip, tebessüm ettim.. Erbakan Hoca, ayrıca, Çevik Bir gibi isimlerin bile, daha sonra, ‘medyanın dolduruşuna geldiklerini’, yanıldıklarını itiraf ettiklerini, ‘bu gibi birkaç komutanın yanlışının bütün bir kuruma mal edilemiyeceğini’ de söylüyordu..

Konu aslında iç politika mes’elesi değil.. Konu, Müslümanların tamamının bugününü ve geleceğini de ilgilendirdiği için, üzerinde durulmaya değer..

Erbakan da mutlaka biliyor olmalıdır ki, kendisinin Hükûmet’ten uzaklaştırılmasının planı Washington’larda yapılmıştır ve TSK’nın kanûnen 2 nci veya 3’ncü, fiîliyatta ise, Gen. Kur. Başkanı’nı bile peşine takıp, istediği gibi sürükleyen bir komutanı olan Çevik Bir de bu işin kotarıcısıydı.. Böyle bir kişinin ve (Erol Özkasnak, Doğu Silahçılar, Doğu Aktolga, Güven Erkaya gibi) daha nicelerinin, ‘28 Şubat zorbalığı’ günlerine aid hâtıralarına bakıldığında, konunun, ‘bir-iki kişinin hatasının bir kuruma mal edilemiyeceği’ gibi bir görüşle geçiştirilemiyecek derecede ağır olduğu anlaşılır. Ve hatırlayalım ki, Abdullah Gül’ün Erbakan Hükûmeti’nin bakanlarından birisi olarak Amerika’da görüşmeler yaptığı sırada ve bizzat hâzır bulunduğu bir mekanda, TSK. Gen. Kur. 2. Başkanı sıfatıyla, Org. Çevik Bir, Amerika’lı yetkililere hitaben, ‘Ben ve arkadaşlarım bu Hükûmet’le savaşmaya kararlıyızdır, şimdilik yaptığımız, demokrasinin bir balans ayarıdır..’ gibi laflar edebilmişti.. Ve o zaman, Amerikan Dışbakanı Madeleine Albright ise, ‘Aman, ne yapacaksınız, meclis aritmetiği yoluyla yapınız..’ kabilinden tavsiyelerde bulunmuştu. Ve böyle, açıkça bir isyan manifestosu yayınlayan bu general hakkında hiçbir işlem yapılamamıştı!. Ve, bir tümgeneral (O.Ö.) de, şerefli bir insanın ağzına alamıyacağı kadar galîz kelimelerle Başbakan’a hakaretler yağdırmıştı, ekranlardan da; kimse yine bir şey yapamamış ve dahası, Başbakan’ın Gen. kur. Başkanı’na yazdığı ve ‘o konuda ne gibi bir işlem yapıldığı’na dair yazısına bile ‘kanunî prosedür devam etmektedir..’ gibi geçiştirmeyle karşılık verilmişti.. O halde, mes’ele, ‘bir kaç kişinin yaptıklarının bir kurumun tamamına mal edilemiyeceği’ gibi görüşlerle geçiştirilemiyecek derecede derin boyutları olan bir konudur.

Ve yine hatırlayalım.. 1995 seçimlerinin sürpriz sonuçları henüz Hükûmet teşkiline yansımadan, 1996 Ocak ayında, Org. Çevik Bir, siyonist İsrail rejiminin Sav. Bakanı ile bir ‘anlaşma’ yapıyor ve amma, bu anlaşma, ‘uluslararası hukuk açısından bir anlaşma değil, bir askerî protokol mahiyetinde ve ihtisas isteyen bir konu olduğu, bunun için, anlaşma sayılamıyacağı’ gerekçesiyle, ‘uluslararası anlaşmaların TBMM tarafından onaylanması’ şeklindeki anayasa şartının dışına kaçırılıyordu..

Ve o -sözde- ‘askerî protokol’ün açıklanmayan, gizli maddeleri hariç, açıklanan maddeleri bile, Türkiye’yi İsrail rejiminin askerî güçlerinin cevelangâhı, bir mesire yeri ve eğitim alanı haline getiriyordu.. Bu durum hâlen de yürürlüktedir.. Ki, o anlaşma/ protokole göre, küçüçük bir coğrafyada istediği gibi eğitim uçuşu yapamıyan İsrail rejimi Hava Kuvvetleri’nin, Türkiye’nin her noktasında eğitim uçuşu yaptıkları biliniyor. Ki, bu konuda, ‘siyonist İsrail rejiminin Hava Kuvvetleri’ tarafından yayınlanan bir dergide, bir pilotun, Anadolu semalarında uçarken hissettiklerine dair satırları yıllarca önce TC medyasına da yansımıştı. O pilot, ‘altımızda, kocamaan bir coğrafya, dağlar, vadiler, yeşil alanlar, ormanlar, köyler -şehirler, minareler adeta altınızda sizi selamlıyor..’ gibi lirik duygular yazmıştı..

Böyleyken, şimdi, bütün bunları görmüyor, ormanın tamamını bırakıp, tek tek ağaçlarla meşgul olmak gibi bir durumla karşı karşıya getiriliyoruz.. ‘Aaa, Lübnan’ı bombalayan İsrail pilotları Bolu Eğitim kampında eğitilmişler!.’ gibi.. Halbuki, siyonist İsrail rejiminin Müslüman ülkelerden ve halklardan başka düşmanı yok.. Sadece Lübnan için değil, bütün her yer için, Türkiye’de gördükleri eğitimler, hepimizin başına bela olarak dönecektir. Ve bölgedeki bu kanser hücresine biz de yardım ediyoruz..

Dahası, Amerikan emperyalizminin, NATO’nun bütün ‘çok gizli- NATO gizli’ kaydı taşıyan bilgilerini, (İsrail NATO üyesi olmadığı halde) İsrail’le paylaştığı defalarca açıklanmıştır. Ve son olarak da, ‘erken uyarı sistemli’ Amerikan AWACKS’ları aracılığıyla çekilen canlı görüntülerin sürekli olarak İsrail güçlerinin bilgisine sunulduğunu, koordinatlarının verildiğini ve siyonist İsrail rejimi bombardıman uçaklarının da o noktaları vurup yerle bir ettiği bir daha görüldü..

Böyleyken.. Hâlâ, ‘Londra’da yayınlanan ‘Al Sharq al Awsat’ (eş’Şarq’ul Ewsat / Ortadoğu) gazetesindeki bir iddiaya göre, Nasrullah’ın yeri, TC İstihbarat kurumu MİT tarafından İsrail’e bildirilmiş.. Bu olabilir mi?’ gibi bir teferruatla meşgulüz..

Bazıları, şimdi ‘Bu iddia karşısında açıklama yapılmalıdır..’ diyor, ‘sûret-i hak’tan görünüp, konuyu bilmez gözükerek.. MİT, MOSSAD ve CIA arasında sürekli bilgi değişimi ve akışının olduğu, yeni bir durum mu? O bilgilendirmelerde birbirlerine hoşça vakitler geçirmek için, fıkralar mı anlatıyorlar?

CIA ve FBI başkanları bile, Ankara’ya defalarca gizlice gelip, Başbakan ve C. Başkanları ile bile görüşüp gitmiyorlar mı? TC istihbarat kurumu olan MİT’in içinde Hiram Abas gibilerin ve onların yerli versiyonlarının olduğu bilinmiyor mu?

Başımızı kuma gömmekten artık çıkarmalı ve mes’eleyi bir bütün olarak görmeliyiz.. Aksi halde, tek tek ağaçlarla meşgul olurken, ormanın tamamını göremez hâle geliriz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.