Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Kula kul olmamak’ azmi uğrunda, virâneleri kabullenmek şuûru..
Perşembe, 24 Ağustos 2006 - (15:23)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bugün Irak’ın, Afganistan’ın ‘bağımsız’ olduğundan söz edebilir miyiz?

Her ikisini de ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’nı ve terörizmi bahane ederek yerle bir ve işgal eden Amerikan emperyalizminin o coğrafyalardan koğulması temin edilemedikçe, emperyalizmin, o mekanlarda istemediği bir düzenlemeye göz yummasını beklemek safdillik olur..

Elbette o coğrafyalarda da, her şey, emperyalizmin istediği gibi gelişmiyor.. Nitekim, Hâmid Karzaî’nin kukla c. başkanı olarak tepesinde oturtulduğu yeni rejimin (Afganistan) Meclisi’ndeki parlamenterlerin yüzde 65’inden fazlası, eski mücahid teşkilatlarının kumandanlarından oluşuyor. Ve hatırlanacağı üzere, bu Meclis, geçen yıl, Amerikan Başkan Yard. Dick Cheney’nin de bizzat hazır bulunduğu ve Kur’an-ı Kerîm okunarak başlayan bir merasimle açılmıştı..

Irak’da da, bir anayasa hazırlanmış ve ‘müslüman halkın inanç hassasiyetlerine azâmî derecede riayet edileceği’ne dair garantiler getirildiği için ‘Şeriat Anayasası’ şeklinde nitelemeler bile olmuştu da, Bush’un o zamanki Irak baştemsilcisi Paul Bremer,Evet..’ demişti gururla; ‘Şeriat Anayasası, amma.. Geçerliliği- geçersizliği, benim imzama bağlı!.’

Doğru olan, yazık ki Bremer’in sözü idi, o ‘şeriat anayasası’ nitelemeleri değil!.

Çünkü, hâkim güç unsuru, Amerikan emperyalizmi idi..

Bu durumu, Osmanlı sonrası Ortadoğu’ya da uygulayabiliriz..

1699’da, Karlofça Andlaşması’yla, Avrupa devletlerine ilk kez toprak kaptıran Osmanlı’nın, o yenilgiden 100 yıl sonra, 1800’lerde artık iyice tökezlemeye başladığını; 1850’lerde ise, diplomasi dilinde ‘Hasta Adam’ (L’Homme Malade) diye anılmaya başlandığını ve Birinci Dünya Savaşı’na da, ‘Belki kurtulabiliriz..’ gibi hayâllerle, ama, müslüman halkın inanç sistemine iğreti bakan bir yabancılaşmanın sevkıyle geliştirilen ‘kavmiyetçi ve panturanist/ kızılelmacı hayâllerle girilmesini müteakib, nerelere varıldığını hatırlamalıyız.. (Şair Midhat Cemal, o koca yapının çökebileceği korkusuyla, ‘Ölmez bu vatan, farz-ı muhâl ölse de hattâ…/ Çekmez kürenin sırtı, bu tâbût-u cesîmi (büyük tâbûtu)…’ diye teselli buluyordu..)

Aradan 90 yıla yakın bir zaman geçmiş olması, durumu değiştirmez..

Bırakınız, hiç bir devlet tecrübesi olmayan kabilelere kurdurulan nice arab rejimlerini; ‘artı’ ve ‘eksi’siyle Osmanlı’nın uluslararası hukuk planındaki bütün mîrasını devralan yeni Türkiye rejimi de, ‘1923- Lausanne (Lozan) Andlaşması’ndaki genel çerçeveye göre oluşturulmamış mıydı ve o andlaşmanın 80. yıldönümü münasebetiyle, A. Necdet Sezer, üç sene önce yayınladığı mesajda, ‘o andlaşmanın en büyük kazanımının laiklik olduğunu’ ifade -daha doğrusu, itiraf- etmemiş miydi?

Ve Türkiye hâlâ kendisini o andlaşma ile bağlı değil mi ve daha sonra, 1953’de de, NATO üyeliğini kurtarıcı olarak görüp, bütün askerî gücünü de Batı savunmasının emrine vermemiş miydi? Böyleyken, bir ‘laik- oligarşik diktatörlük’ yapısının bütün renklerini taşıyan böyle bir rejimin koyduğu kurallarla uzlaşmayı ‘yol haritası’ kabul ederek durumu kurtarmaya çalışanlardan çok fazla bir şey beklemek de yersiz olur..

Buna karşı, kanımız tepemize fırlayarak çoklukla dile getirdiğimiz, ‘Ahh, şöyle yapılmalı, böyle yapılmalı..’ gibi laflarla kendimizi aldatmaktan veya bir şeyler yaptığımızı zannetmekten de kaçınmalıyız..

Emperyalizm, ‘ileri karakol’u siyonist İsrail rejimi aracılığıyla sadece Filistin, Irak, Afganistan veya Lübnan’ı değil; -Müslümanların çoğunluk halinde yaşadığı bütün coğrafyaları baştan başa harabelere çevirmeye kararlı olduğunun mesajını vermiştir, hiç bir ‘ahlâkî ölçü’ tanımayan son saldırganlığıyla.. Çünkü bilmektedirler ki, İsrail rejimi tökezletilirse, sadece siyonizmin değil, Ortadoğu coğrafyasında, Müslüman halkların inancına göre gayrimeşrû’ olan bütün zorba, saltanatçı ve laik rejimlerin temelleri de dinamitlenmiş olacaktır..

Ortadoğu’daki rejimlerin pek çoğunun başkan veya başbakanlarının, Malezya’daki -fazla bir şey beklenmemesini taa baştan belirttiğimiz- İKÖ toplantısına katılmaktan bile kaçınmaları, tepelerine oturtuldukları sistemlerin çökeceği ve 1978-79’da dünyayı sarsan ‘İslam İnkılabı Hareketi’nin İran coğrafyasındaki tâgût sistemini yere çarpması örneğindeki gibi ‘İslâmî qıyâmlar’ın sökün edebileceği korkusundan kaynaklanmaktadır.. (Ki, sultanlarının, tepelerindeki kukla diktatörlerin huzûrunda, emperyalizmin ve kuklalarının istediği şekilde fetvâlar veren ‘kapıkulu uleması’nın Müslüman güçlerin müthiş direnişi ile ortaya çıkan yeni durum karşısında dehşete kapılıp, şimdi o sözleri başka niyetlerle söyledikleri gibi tevillere sarılmaları bile, bu zulüm düzenlerinin temellerinin ne kadar zayıf olduğunu daha bir göstermektedir..)

‘Siyonist İsrail rejimi + Amerikan emperyalizmi’, Lübnan’la hepimizi korkutmak istemiş; ama, onlar bugün beklemediği bir neticeyle karşılaştığını görmenin bedbahtlığını tadmıştır.. Onlar bugün, değerlerinin ne kadar ‘vahşî, saldırgan ve ahlâksız’olduğunun utancını değilse de, dünyada uyandırdığı nefreti hissetmekteler.

Düşman, bugün, Lübnan’ın ve diğer Müslüman diyarlarının o güzelim maddî zenginliklerinin harâbeleri, virâneleri arasında, yeni baştan bir ‘İslâmî canlanış’ın yükselmekte olduğunun dehşetiyle sarsılmaktadır.. Ve biz, kendisinden asla insanlık beklenilemiyecek kadar aşağılık bir emperyalist düşmanla karşı karşıya bulunduğumuzun idrakiyle; o harâbelerin ve küllerin arasından, kan göllerinden, yepyeni bir dirilişin kan güllerinin yeşerdiğini görüyoruz. Ve emperyalist dünyaya mesajımız şu: ‘Bizi, virâneler ve harâbelerle korkutamazsınız.. Bizim harabelerimize değil, mamûrelerimize bile küçümseyerek bakan sizler, biliniz ki, Hakk davası, kül yığınları arasındaki kıvılcımlarla yeniden tutuşup, sizlerini kudret saraylarınızı yakacaktır; Nemrud’ların,’ Fir’avun’ların saraylarının, düzenlerinin, şeytanî çarklarının tarihin çöplüğüne atılışında olduğu gibi..

Ve ‘üç günlük ömür için fâni dünyada, kula kul olmamak kararlılığı’, ışığımızdır..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.