Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Şerefli bir şekilde yaşamak, şerefle ölmekten daha zordur!.’
Salı, 29 Ağustos 2006 - (12:47)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucularla yazışmalardan derlemelere ayırdığım bu sütunda, bir diğer ‘Hasbihal’e daha selâmla başlıyorum:


-Cuma Tonbul yazıyor: ‘Yayınlarında İslamî hassasiyetlere riayet etmeye çalışan bazı gazetelerde bile ‘istişhad (şehadet) eylemleri’nin ‘intihar eylemleri’ olarak nitelenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’

‘*--Biliyorsunuz, bu tartışmalar, felçli olduğu için, tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalan ve o haliyle bile, Müslümanların hukukunu savunmak uğrunda siyonist İsrail zindanlarında yatan, oradan çıktıktan sonra da mücadelesine devam eden merhum Şeyh Ahmed Yâsin’in, İsrail tarafından bir füze -nokta atışıyla vurularak katledilmesinden sonra, onun hakkında, şimdilerde adına bir ‘fıqhî mekteb’ oluşturulmaya çalışılan bir zâtın, siyonist yahudileri ve Amerika’lıları mest edecek şekilde, ‘Ne şehidi, o bir teröristtir!.’ gibi sözler söylemesinden sonra daha bir gündeme oturdu.. Bu ağır ithamı yapan zâta göre, devlet olmadan ‘cihad’ bile olmazmış.. Sanki, düşman birilerine, ‘Al sana devlet!.‘ diye lûtfedecekmiş gibi..

Konunun bir diğer tarafı ise.. ‘İntihar’ (kişinin kendini öldürmesi) İslam’da açıktır ki, büyük günahlardandır.. Ancak, ‘asker’in bile bile ölüme gitmesi, intihar sayılabilir mi? Çünkü, ‘asker’, üniformalı kişi demek olmayıp, ‘bir inanç veya ideoloji, bir dünya görüşü ve şeref ve haysiyet uğrunda fizîken ‘öldürme’yi ve ‘öldürülme’yi taa baştan kabullenerek mücadeleye girmeyi kabullenen kişi’ mânasındadır.. Böyle olunca, bir inancı, bir ideolojiyi, bir ülkeyi ve bir topluluğun şeref ve haysiyetini düşmana karşı korumak için başka çare kalmadığını düşündüğünde, ‘asker’in kendisini fedâ edecek bir i’sâr, bir fedakârlık tavrı sergilemesini ‘intihar’ olarak nitelemek, ‘askerlik’ mefhumuyla bağdaşmaz.. O, en azından bir ‘kahramanlık’tır.. Ama, o gibi eylemler bir ‘istişhad’ (şehadet) eylemi midir, değil midir konusu, ayrı.. İslam inancı açısından, şer’an ve aklen alınması gerekli başka tedbirler yoksa ve ayrıca, savunmasız sivillerin ve hele de, rüşd yaşına erişinceye kadar ‘İslam fıtrati üzerinde olan çocuklar’ın hedef alınmaması şartiyle; bir eylem şehîdlik niyetiyle de yapılıyorsa.. Pisi pisine yaşamaya tercih edilmez mi? Bu gibi eylemleri ‘intihar’ diye suçlamak, ‘askerlik’teki ölümleri de intihar durumuna düşürebilir. (Kaldı ki, intiharların bile, artık, iradî bir eylem olmadığı, bir cinnet haliyle ortaya çıktığı kabul edilmektedir.. Bu durumda, intiharlara bile şer’î ıstılahlarla bir yer ararken daha bir dikkatli olmak gerekir..)

-Harun Karayiğit yazıyor: ‘Merhûm Şâmil Basayev’le ilgili 12 Temmuz günü yazınız, sizin bir ‘tasavvuf câhili’ olduğunuzu gösteriyor.. Kafkaslarda ‘Nakşibendî’lerle ‘Kadirî’ler arasında dediğiniz gibi bir ayrılık yoktur.‘

‘*--Elhamdulillah ki, ‘cehl’ ile suçlanıyorum; cehlin sorumluluğundan kurtulmak nisbeten daha kolaydır. Ancak, ‘Nakşibendîlik-Kadirilik’ üzerine bir genellemede bulunmadım.. Kafkaslar’a gelince.. Bu iki cereyanın Kafkaslar’daki son 200 yıllık ilişkisine bakarsanız, benim çok mülayim ifadeler kullandığımı bile görebilirsiniz.. Ayrıca, bir tarikatın farklı yörelerde farklı görünümler vermesi de mümkündür. Nitekim, ‘Şeyh Şâmil nakşibendîliği ile diger coğrafyalardaki ‘nakşibendîlik’ arasında bile farklar olduğuna göre, ayrı tarikat oluşumları arasında niye olmasın! Hem, ayrı tarikatlar olması bile, arada bir takım ciddî farklılıklar bulunması yüzündendir..’

-Veli Saran yazıyor: ‘Suud Kralı Abdullah’ın gelişine niye hiç değinmediniz?’

‘*--Ortadoğu’da bazı rejimlerin başındakiler doğrudan doğruya kuklalardır ve onlar kukla olduklarını bilir ve ona göre saltanat eylerler.. Bazıları da, kuşatıldıklarını, muhkem şekilde bağlandıklarını görüp, o bağlardan kurtulmaya çalışırlar.. Suûd ve Ürdün Krallıkları veya Mısır’daki Husnî Mübarek rejimi, ilk gruba girenlerdendir.. Lübnan yanarken bu Kral’ın Türkiye’ye gelmesi, bazılarının ekonomik rüyalar görmesine vesile olmuştur. Hele, kaldığı otelin personeline bile 5’er bin dolar bahşiş dağıtması nice ağızları sulandırmıştır. Bazıları, ‘Suûd Kralı’ndan da mı müslümansınız?’ diye yazabilmekteler. Onun gibi bir müslüman olmak, bir müslümana gurur vermemelidir herhalde..’

-Hasan Satıcı yazıyor: ‘Ben bir öğretmenim.. Biraz ahlâkî bir dikkat karşısında bile hemen ‘irtica!’ diye feryat koyveren laik medyanın, Eğitim Bk.lığının tavsiye ettiği bazı yayınlardaki müstehcen ifadeler karşısında, ‘yavuz hırsız’ misali, ‘Hırsız vaaaar!’ diye bağırması ikiyüzlülüğüne ‘Pess!’ diyorum.’

‘*--Evet, amma Eğitim Bakanı’nın, suçu yayınevlerine atmaya kalkışması, hiç mâ’kul değil.. Sen ‘Bakan’sın, ‘bakıp duran’ değil! ‘Arada bir gözden kaçan olabilir..’ diyemezsin; sen oraya ‘arada bir gözden kaçan olmasın!’ diye getirilmişsindir..’

-İlyas Tekinoğlu yazıyor: Lübnan’a asker gönderilmesi konusunda, tektaraflı silahtan arındırma fonksiyonu yüklenilmemesi halinde, faydalar umuyorsunuz.. C. Başkanı ise, dün, karşı çıkıyordu ve onun dayanakları da dikkat çekiciydi..’

‘*--Lübnan halkı, o kadar yabancı askerler arasında elbette Müslüman askerleri de arayacaktır.. O saldırıyı bertaraf edemeyince, eli böğründe şaşkın şaşkın baka-kalmak yerine, uluslararası bir imkândan faydalanmak, Bosna’da olduğu gibi faydalı olabilir, başlangıçta hoş karşılanmasa bile..

Sezer, katı ‘kemalist-laik’ birisi olarak, tepe noktasında bulunduğu rejimin iç problemlerini öne sürerek ve ‘ulusalcı’ takılarak, gerçekte ise, ‘İslam kardeşliği’ gibi ‘kavimler üstü’ duyguların güçlenmemesi için, böyle bir tavır takınıyor gibi.. Sezer, Afganistan’a Amerikan emriyle asker gönderilirken C. Başkanı değil miydi? Kendi irademizle devreye girmeye çalışmak yerine, illâ da, dayatma mı olmalı?’

-R. Karapınar yazıyor:’Bazı ‘müslüman’ tiplerin bile, diplomatik ilişkileri normal karşılarken, aynı hakkı bazılarına tanımayıp, uşaklık suçlaması yapması, ma’kûl mü?’

‘*--Bu konuya da inşaallah, gelecek Hasbihal’de değinelim..’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.