Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bu uyduruk sınırlar yokolur, ‘İslam Milleti’ bütünleşir, bir gün..
Salı, 29 Ağustos 2006 - (13:00)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Norveç’li uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Johan Galtung’la yapılan ve 24 Ağustos tarihli Zaman’da yayınlanan mülâkatta ilginç tesbitler vardı.

Ancak, önce bir yanlışı düzeltmek gerekiyor.. Türkiye’deki birçokları gibi Galtung da, ‘Arab dünyasının İsrail’e karşı (1948, 1956, 1967, 1973’lerde) giriştiği bütün savaşlarda yenildiğini’ sanıyor.. Evet, doğrudur ki, 1948, 56 ve 67 savaşları ağır yenilgilerle sonuçlandı. İlk savaş, zâten, ‘siyonizm’ (yahudiler için bir vatan kurmak) idealinin gerçekleşmesi savaşıydı.. (Gerçi, ‘o zaman henüz arab devletleri yeni kurulmaktaydı..’ gibi ma’zeretlere sığınılır; ama, İsrail rejimi de 2000 yıllık bir devletsizlik geleneğinden sonra, tarih sahnesine ilk kez bir devlet olarak çıkıyordu.)

1956’daki savaş ise, Nâsır tarafından Suveyş Kanalı’nın ‘millîleştirilmesi’ ve İngiltere ve Fransa’nın paylarının kaldırılması üzerine ‘İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a ‘üçlü saldırı’sıyla başlamıştı. (Bu üçlü saldırı savaşında okullar bile korkunç şekilde bombardıman edilirken, Türkiye, saldırganların yanında yer alıyor ve haberler de Türkiye kamuoyuna bu bakış açısıyla aktarılıyor; Müslüman halklar arasında bir dayanışma duygusunun ortaya çıkmaması ve halkın Batı ittifakına ve tabiatiyle İsrail rejimine de sıcak duygular beslenmesi için ince bir siyaset izleniyordu.. O çarpık

siyasetin soğukluğu, 50 yıldır hâlâ da giderilebilmiş değil.. Ama, aynı Türkiye’de, o sıralarda Macaristan’da komünist Sovyet hâkimiyetine karşı meydana gelen ve kanlı şekilde bastırılan halk ayaklanmasını, ‘Soğuk Savaş’ stratejistlerine göre desteklemek ve Sovyetler’i protesto için, ilk ve ortaokul öğrencilerine bile gösteriler tertibletiliyordu.. ‘Onlar 50 yıl öncelerde kalmış, artık öyle şeyler olmaz!’ zannedenler, henüz 7 yıl önce, Merve Kavakçı Hanım’ın üzerine ilkokul çocuklarının bile -hangi zorba odakların emriyle- saldırtılışındaki ‘laik terör’ü hatırlayabilirler. Geçelim..)

İsrail rejiminin 1967 Haziranı’nda Mısır, Suriye ve Ürdün ordularını sadece ‘6 Gün’ içinde toptan yenilgiye uğratmasından ve Kudüs’ün doğusu da ve Ürdün Nehri’nin Batı Yakası ve Suriye’nin tahıl anbarı olarak bilinen Golan Tepeleri ve Mısır’ın bütün Sina Yarımadası işgal altına girmişti.. O, çok ağır ve utanç verici bir yenilgiydi..

Amma.. 1973 Eylûl - Ekimi’nde gerçekleşen ve ‘Ramazan’a rastladığı için, ‘Ramazan Savaşı’ diye de isimlendirilen büyük kapışmada, İsrail rejimi, devletlerarası savaş planında, ilk kez ağır bir yenilgiye uğratılıyor; bir yıldırım hızıyla bütün Sinâ Yarımadası’nı kurtarıp kuzeye doğru ilerleyen Mısır orduları, geçmiş yenilgilerin hıncını da almak istercesine sel gibi akıyor ve İsrail güçleri heryerde tarumâr oluyor ve İsrail Başbakanı Bn. Golda Meir, Amerika’ya, ‘Nükleer silah kullanmaktan başka çaremiz kalmadı, İsrail yokoluyor..’ diyordu.. Bunun üzerine Amerikan Başkanı Nixon, zamanın Mısır lideri Enver Sedat’a durumu bildiriyor ve o da, -halkın paniğe kapılmaması için- durumu, ‘Savaşa devam edersek, bu, Amerika’yla savaşmak olacaktır. Bu yüzden, ‘ateş-kes’ çağrısını kabul ediyorum..’ diyordu.

Demek oluyor ki, siyonist İsrail rejimi savaşlarda sürekli kazanmamıştır..

Filistin ve bu diyarın siyonist yahudilerce işgal ve gasbı üzerine, bırakınız yabancıları, hatta çoğu Müslümanlar bile sağlıklı bir bilgiye sahib değiller.. Ne son 100 ve hele son 60 yılın tarihine bakıyoruz; ne siyasî haritadaki değişimlere, ne uluslararası hukuk adına çevrilen entrikalara.. Ama, bugün hiç değilse duygu olarak olsun, Filistin’in yanındayız ya; o da bir kazanç.. Geçmişte, o da yoktu.. Biz bile, konuya bu kadar yabancı kalmışken, başka dünyaların siyonist İsrail’i ‘askerî savaşlarda hep kazanan taraf’ olarak bilmelerine/ göstermelerine niye şaşmalı..

Prof. Galtung’un, ‘Ortadoğu’nun geçmişteki savaşların ilk dört perdesiyle bu noktaya kadar gelindiğini; savaşın bundan sonraki perdelerinin Ortadoğu’ya daha başka şekil ve yönler verebileceği’ne dair sözleri de ilginç.. Bugün, İsrail’e asıl düşman olarak gözüken İran ve Suriye’ye, yarınlarda başkalarının da eklenebileceği’ni söylüyor Galtung.. Ona göre, ‘Mısır da birgün yeniden düşman olabilir ve bir başka ülke de asıl düşman olabilir..Galtung, bu görüşünü, ‘Arab dünyasında ve İslam ümmeti arasındaki sınırların, yapay sınırlar çizilerek oluşturulmasına bağlıyor ve ‘savaş, son İKÖ bildirisinde de görüldüğü üzere, İsrail ile bütün İslam dünyası arasında ve hükûmetlerden çok, halklar arasıdır! Hattâ bu hükûmetlerden birisi de, şu anda İsrail ile müttefik olan Türkiye’dir..’ diyor.

Evet, problemin asıl kaynağı, burada.. Müslümanların ekseriyet halinde asırlardır birlikte yaşadığı coğrafyaları, emperyalistler, ‘Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana devamlı ve kavmî, mezhebî, coğrafî alanlarda sun’î düşmanlıklar meydana getirecek şekilde, parça-parça ettiler ve hâlâ da etmeye çalışıyorlar ve her bir parçayı bir diğerinin üzerine saldırtmanın tuzaklarını kuruyorlar.

Ortadoğu’nun huzûra kavuşması, sosyal bünyenin, halklarının aslî inancına göre şekillenmesine bağlıdır.. Bu sun’î /yapay sınırlar birgün ortadan kalkar, İslam Milleti’nin kalb, beyin ve elleri birbirine kavuşur, inşaallah.. O güne ulaşmak için her müslümanın bu konuda üzerine düşeni, şer’î/ aklî ölçüler içinde yerine getirmek dikkati içinde olması niyaz ve temennisiyle..

**

-Nasrullah’ın ilginç ve de tuhaf i’tirafı: Hizbullah lideri Şeyh Nasrullah, dün, Lübnan televizyonunda yayınlanan mülâkatında, ‘İsrail’in, iki askerinin kaçırılmasına bu çapta bir büyük saldırı ile karşılık vereceğine yüzde 1 bile ihtimal vermediğini; böyle olacağını bilseydim, o emri vermezdim..’ itirafında bulunmasını nasıl izah etmeli?

Düşman’ıyla savaşı göze alanların, düşmandan ölçülü ve de ahlâklı, insaflı tepkiler beklemeleri tuhaf değil midir? Siyonist yahudiler o ahlâksız saldırganlığın utancından sonra, bu itirafla gelen kurnazlıklarıyla öğünebilirler..

Herhalde, hiç de iyi hesablanmamış bir i’tiraf.. Siyonist İsrail rejiminin elini daha bir açık hale getiren bu gibi ölçüsüz beyanlardan ‘hikmet’ler aramaya kalkışılmamalıdır..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.