Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Gönül'ü tanımazlar ki gönlün kararına secde eden akl'ı tanısınlar!
Cumartesi, 16 Eylül 2006 - (09:23)
Dücane Cündioğlu

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Hıristiyanların inandığı: bu “hem üç, hem bir olan Tanrı” nasıl akla uygun oluyor da müslümanların inandığı “bir tek Tanrı” akla uygun olmuyor?


“İslâm'da akıl ile Tanrı arasında bağlantı yoktur!” Papa cenapları böyle buyurmuş!

İnsan aklı ile Tanrı arasında varolan bağı/bağlantıyı İslâm dini reddettiğine göre, bu dinin mensupları da “akıl-dışı veya akıl-üstü bir Tanrı”ya inanmış oluyorlar. Peki ya Hıristiyanlar? Hıristiyanlıkta akıl ile Tanrı arasında bağlantı vardır; dolayısıyla hıristiyanlar da akla uygun bir Tanrı'ya inanmış oluyorlar.

Her iki dinin de inanç esasları açıktır; kendi âlimlerince de uzun uzun açıklanmıştır: Müslümanlar sadece bir tek Tanrı'ya inanırlar. Oysa hristiyanlar hem üç, hem bir olan Tanrı'ya.

Hem üç, hem bir olan Tanrı...

Hıristiyanların inandığı: bu “hem üç, hem bir olan Tanrı” nasıl akla uygun oluyor da müslümanların inandığı “bir tek Tanrı” akla uygun olmuyor?

Evet, üç sıfatı olan bir Tanrı değil. Bir tek Tanrı da değil. Üç ayrı Tanrı da değil. Aksine, hem üç, hem bir olan bir Tanrı. Yani: 3=1. (Açılımı: 1+1+1=1. Dikkat ediniz lütfen, 1+1+1=3 değil.)

Papa'nın teolojik gibi görünen meş'um iftirası, gerçekte siyasî amaçlı olmasaydı, ben de sizi bunca tafsilâttan kurtarır ve şöyle derdim: “Evet, hakikatte akıl ile Tanrı arasında bağlantı yoktur. Lâkin sizin akıl ile bilmeye çalıştığınız Tanrı'yı, o hiç tanımadığınız insanî yeti aracılığıyla, yani 'gönül' yoluyla da tanır, inanır ve severiz. Aklımız da gönlümüzün verdiği bu şaşmaz karara huşû ile secde eder!”

Oysa şimdi aklı bir kenara bırakıp sadece 'gönül'ü müslümanlara tahsis etmenin sırası değil!

Bu nedenle, Ahmed Cevdet Paşa'nın 1890'larda yazdıklarını (sadeleşmiş hâliyle de olsa) bir giriş için yeterli buluyorum:

— “Önceleri Hristiyanların bir kısmı Allah'ı birleme'ye, bir kısmı da üçleme'ye eğilimliydi. İznik Konsili'nde oy çokluğuyla üçleme'ye karar verildi. “Allah baba, oğul ve kutsal ruh'tur. Bu üç birdir ve bir üçtür” denildi. Bu inanç azar azar her tarafa yayıldı. Birleme yanlıları ortadan kalktılar. Şimdi bildiğimiz hıristiyan mezhepleri hep üçleme taraftarıdırlar. Bu ise “bir'den çok Allah” demek olduğu cihetle şirke varır.

Gerçekte papazlar şirkten kurtulmak için “Bu üç birdir” derler, ama üç nasıl bir olur? Onlar bu üç ilkenin birer sıfat olmasını kabul etmeyip cevher olmak üzere isbat ederler. Halbuki üç cevherin bir olması, birleşik olmayı (terkibi) gerektirir ki bu takdirce Allah Teâlâ hazretlerinin cism-i mürekkeb olması lâzım gelir. Bu ise bâtıldır ve papazlar dahî bunu kabul etmezler. Bu halde üç cevhere bir cevher demek, bakıra altın ve ağaca taş denilmek gibi, birşeyin kendisinden başka birşey olabilmesini söylemek demektir. Halbuki tüm matematik ispatların kaynağı olan aksiyomların temeli, “Birşey kendinden başka birşey olamaz” (özdeşlik=a a ise, b değildir) ilkesi olduğundan, papazların talim ve telkin eyledikleri üçleme'yi kabul edebilmek için bu önermeyi inkâr etmek, yani “Birşey kendinden başka birşey olabilir” demek gerekir.

Bu durumda da bu önermeye dayanan aksiyomatik bilgilerin esası ortadan kalkar. Artık fizik bilimleri şöyle dursun, Mantık, Geometri ve Aritmetik kalmaz. Bu bilim dallarına ait deliller ise hep aksiyomatik delillere dayanan apaçık bilgilerdir. Aklı olan kimse bunları inkâr edemez. Bu bakımdan bilim ve felsefe ile hıristiyanlığın esası olan üçleme inancını bir araya getirmek kabil olamaz. Bunun için bilimsel eğitim veren okullara devam eden hıristiyan gençleri mektebe girerken papazın telkin eylediği üçleme'yi hariçte bırakmaya mecbur oluyorlar. Papazlar dahî onlara “sahih hıristiyan” nazarıyla bakamıyorlar. Ve hıristiyan gençleri, matematik eğitimine başlar başlamaz bu inançtan vazgeçip sonra çoğunluğu Hz. İsa'nın babasız olduğunu fizik bilgilerine aykırı görerek bunu dahî inkâr ediyorlar ve bütün bütün dinsizlik yoluna giriyorlar.

Fizik biliminin delilleri ise her zaman aksiyomatik bilgilere dayanmayıp çoğunlukla deneye dayanır. Bu delillerin pek çoğu pekâlâ “Kabul etmiyoruz” denilerek men'olunabilir. Çünkü doğada istisnalar câizdir.

İslâm inancı ise böyle değildir. Bilime karşı dayanıklıdır. İslâm inancını güzelce öğrenen bir kimse ne kadar bilim ve felsefe ile meşgul olsa da akidesini bozmaya mecbur olmaz. Çünkü Kelâmcılar, aksiyomatik bilgilere aykırı ve bu cihetle aklen muhal olan inançları kabul etmezler ve içeriği aklen muhal olan ayetleri ve hadisleri te'vil ederler ve fizik bilimlerince vârid olan itirazlara İlm-i Mantık'ta malum olan bazı kaidelere dayanarak kolaylıkla mukabele edebilirler. Bu bakımdan biz müslümanlar, “üçleme inancı akla aykırıdır” deriz ve Hz. İsa'nın babasız olduğuna inanırız.

Ve babasız çocuk olmak fizik bilgilerine muhalif ve âdeten muhal ise de aklen mümkindir; ve her ne ki aklen mümkin olduğu halde onu muhbir-i sâdık (sadık bir peygamber) haber vermiş ise ona inanırız.”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Dücane Cündioğlu'in Son 10 Yazısı
   Köşeyazarı şımarıklığı
   Kâse yoksa, bâde de yok!
   'ben'i bilen yine aynı 'ben' olursa...
   Asım'ın nesliymiş!
   Türkiye'nin Ruhu ve İslâmî Sol
   Türkçe, dile düştüğünde nasıl düşer?
   Kutsalın sesi
   Özgürlüğün kadıncası
   Sen sadece saçma konuşmuyorsun, saçma da düşünüyorsun!
   İslâm hem teşbih, hem tenzihtir!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.