Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
USA emperyalizmi, yeni ‘Soğuk Savaş’ı ‘koordine’ için devrede..
Cumartesi, 16 Eylül 2006 - (15:47)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

II. Dünya Savaşı yıllarında, İsmet İnönü tahtırevalli siyaseti uygular ve Alman orduları Sovyet Rusya içlerinde ilerlerken, komünistleri zindana tıkar; komünist güçler gaalib gelir gibi olunca da; ırkçıları, ‘turancılar’ı zindanlara doldururdu.. Çünkü, ülke içindeki güçler, dışarıdaki gücün zayıflama veya kuvvetlenmesine göre, fizikteki ‘rezonans’ hadisesinde olduğu gibi bir grafik çizgisi gösterirdi..

1945’den sonra, dünya, başta türlü bir iki kutublu oldu.. Amerika ve kapitalist dünya ‘Hür Dünya’ sayılıyordu, artık.. Komünist dünya ise, ‘Demirperde gerisi ülkeler’ idi. Savaş sonrasında, Doğu Avrupa’yı yutuveren Sovyetler’in Türkiye’den, Boğazlar’ın güvenliğini sağlamak veya Kars- Ardahan üzerinde isteklerde bulunmak gibi düşmanca emelleri ortaya çıkınca, diken üstündeki Türkiye, Stalin’in ültimatomuna ‘tarih, türk milletinin, vatanına karşı vazifesini yerine getirmediği hiçbir örnek göstermemiştir..’ diye cevab veriyordu.. Yani, ‘savaşsa, savaş!’

Amma.. O ‘çok gizli’ cevabın altında bir not vardı: ‘Bu ultimatomun muhtevasından, büyük dostumuz Amerika Birleşik Devletleri de haberdar edilmiştir..’

Amerika böylece, belki de hiç beklemediği bir anda, Türkiye’yi kendi kucağına atılıyor bir durumda buluvermişti.. O sırada, Türkiye’nin Amerika’daki büyükelçisi Nû’man Menemencioğlu vefat etmişti. USA yönetimi bu vefatı da kullandı ve T.C. elçisinin cenazesini, ‘II. Dünya Savaşı’nın ünlü Amerikan savaş gemilerinden Missouri Zırhlısı ile gönderdi, İstanbul’a.. Missouri İstanbul limanına girdiği gün, Hükûmet resmî tatil ilân etmiş ve halk kitleleri, Sovyet Rusya tehdidine karşı Amerikan himayesinin ulaşması dolayısıyla bayram yapmıştı..

Artık, ‘Soğuk Savaş’ın ve propagandanın bütün incelikleri yerine getiriliyordu..

Karşı tarafta, büyük bir düşman, komünist Sovyet Rusya İmparatorluğu vardı ve onun çizmesi altında ezilen Müslüman halklar.. İşin ilginç tarafı, Orta Asya ve Kafkaslardaki türk ve diğer Müslüman kavimlerin okumuş sınıfları da, Türkiye’yi, ‘kapitalist emperyalizmin pençesinden kurtulmayı bekleyen bir esir yurt’ olarak görüyordu.

Aslında ise, her iki tarafın da birbirinden pek farkı yoktu..

Soğuk Savaş’ taktikleri her iki tarafta da kullanılıyordu; hele de Türkiye’de!.

İstihbarat alanında yetiştirilmek üzere, 1954’lerde Amerika’ya ilk gönderilen subaylardan olan Alpaslan Türkeş’in de elebaşılarından olduğu ‘27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi ‘ sonrasında, Amerikan karşıtı duyguların artmasını hazırlayan gelişmelerle birlikte marksist akımlar da güçlendikçe, Anadolu’nun hemen bütün şehirlerinin ana meydanlarında M. Kemal’e atfedilen, ‘Türklük âleminin en büyük düşmanı komünistliktir, her görüldüğü yerde ezilmelidir!’ sözünün yazıldığı ışıklı panoları ve de mantar gibi biten ‘komünizmle mücadele dernekleri’ni hatırlıyor musunuz? Bu dernekler, halk kitlelerini, ‘muhafazakâr’ söylemlerle ‘dinsiz’lere, komünistlere karşı harekete geçirmekte bayağı etkili olmuştu.. Ama, suyun başında kimler vardı; pek bilinmezdi. Ama, MİT ve CIA’in gölgesi her yerde hissediliyordu..

Ama, unutmayalım ki, ‘27 Mayıs’tan sonra, tehlikenin arttığını gören CIA’in çalışma bürosunu, T.C. Başbakanlık binasında bir bölüme yerleştirdiği ve 27 Mayıs’a karşı çıkmasından korkulduğu için ordudan atılan 8 bin kadar subay’a ödenmesi gereken emekli maaşları ve diğer ‘sus payları’ için para bulunamayınca, bu paranın da Amerika’dan temin edildiği, yıllaaaar sonra açıklanacaktı.. Daha sonraki bütün askerî darbelerde de, Amerika’nın dahli ve hattâ ‘okey’i daima vardı.. 12 Mart 1971 Askerî Darbesi’nin belgeleri her şeyi ap-açık ortaya koyuyor.. NATO Başkomutanı Gen. Alexander Haig, ‘12 Eylûl 1980 Darbesi’nin haberini, zamanın USA başkanı Jimmy Carter’a, ‘Bizim çocuklar (Our boys) başardılar..’ diye vermişti. NATO emrindeki bir ordunun bütün harekâtından Amerika’nın önceden haberdar olmaması imkansızdı(r).

1997’deki ’28 Şubat (örtülü) Askerî Darbesi’nin Amerika’nın bilgisi dışında cereyan ettiğini mi düşünüyorsunuz? Gen. Çevik Bir, ‘balans ayarı’ yapmakta olduklarını Amerika’lılara bizzat anlatırken, ‘Aman, Meclis aritmetiği yoluyla yapın!.’ diye talimât veren, USA Dışbakanı M. Albright değil miydi? Ve öyle de olmadı mı?

Ve, Öcalan’ı, kendiliklerinden yakalayıp Türkiye’ye teslim eden ‘Amerika’lıların bu işi niye yaptıklarını hâlâ da anlamadığını’ da, Ecevit bizzat itiraf etmemiş miydi?

Ve Başbakan Erdoğan, geçen ay, ‘Artık sabrımız taştı..’ dediğinde, ‘Amerika’yla karşı karşıya gelmeyi göze almadıkça, bu söylemlerin gereği olan eylemleri yapamazsınız..’ hatırlatmasında bulunmuştuk.. Çünkü, Irak, Amerikan işgali altındadır ve orada, Amerika’nın izni olmadan bir şey yapabilmek, bir NATO ordusunun yapabileceği bir şey değildir.. İran İslam Cumhuriyeti, Irak’daki PKK mevzilerini bombardıman etti, ama, o NATO’da değil..

Bugün görüyoruz ki, bir taraftan ‘türkçü-nasyonalist unsurlar’, hattâ Başbakan’ın en yakınındaki ‘koruma’sını bile ağır şekilde yaralayacak kadar şirretleşirken; ‘kürdçü nasyonalist unsurlar’ da, ‘İslamî eğilimli’ cereyanları etkisiz kılmak için kanldan beslenmeyi sürdürüyorlar.. Çünkü, yeni ‘Soğuk Savaş’, İslam’a karşı verilmektedir ve Müslüman halklar arası kardeşlik duygu ve bağlarının koparılması hedeflenilmektedir. Söğüt’te Başbakan Erdoğan’a yönelik ‘Ülkücü saldırısı’nın hedefi de, bu yeni cebheleşme stratejilerinin gereğidir. ‘Türkçü ve kürdçü’lerin birleştiğinokta, ‘laiklik’tir.

İslam’ın zayıflatılması için ‘türk, kürd, fars, arab,peştun’ vs. gibi kavmî/ etnic veya ‘şiî- sünnî’ gibi mezhebî unsurları birbirine karşı kullanmak isteyen emperyalist odaklar, şimdi, birbirine en yakın kalmış iki Müslüman halk olan ‘türk ve kürd’lerin birbirine karşı kullanılması için yeni ve kanlı oyunlar çevirecektir.

Amerika’nın bu konuda vermeyi kabullendiği ‘koordinasyon’ desteği de, yeni ve kanlı oyunlara gebedir. Türkiye’nin, bölgedeki yüzbinlerce kişilik ordusunu sınırların korunmasında iyi kullanmasıdır, çözüm yolu; ‘Amerikan koordinatörlüğü’ değil!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.