Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Saldırganlığa karşı savunma hakkı’nı bile şiddet sananların hilesine dikkat!
Salı, 19 Eylül 2006 - (16:28)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucularla yazışmalarından derlemelere ayırdığım bu sütunda, bir bir diger ‘Hasbihal’e daha, selâmla başlıyorum..


Hz. İsâ’ya Yahudiler geldiler, en ağır kelimeleri söylediler.. O ise onların itirazlarına karşı sükûnetle cevab verdi.. Yanındakiler O’ndan, niçin böyle mülayim davrandıklarını sorduklarında, o Yüce Peygamber, ‘Herkes kendi tıynetinin, kendi cibilliyetinin gereğince hareket eder.. Onlar geldiler, kendi içlerindekini boşalttılar.. Benim cevabım da, kendi iç dünyamın mahiyetine göreydi..’ tarzında karşılık verdi. Resul-u Ekrem (S) de, biliyoruz ki, kendisine en ağır hakaretleri yapanlar ve hattâ üzerine pislik saçan ve taş atanlar karşısında bile, ‘Onlar bilmiyorlar.. ‘ diye sabırla ve ‘Vemâ erselnaike illâ rahmet’en l-il’âlemîyn..(Biz seni ancak, âlemlere rahmet olarak gönderdik..) âyetiyle mukabelede bulunurdu.. 
Papa’nın iddiası nedir? Papa, Amerikan emperyalizminin yeni ‘Soğuk Savaş’ proje ve propagandasına paralel olarak, ve bir takım silahlı eylemlerin Müslümanlar tarafından yapıldığını delil gösteren siyasetine uygun bir çizgide üzerine düşeni yapıyor ve ‘İslam’ın kılıçla yayıldığı’ şeklinde, hristiyan dünya kültürlerinde yerleştirilmiş eski kanaati pekiştirmek için tekrarlıyor. Ama, bunu direkt söylemek yerine, 550-600 sene öncelerdeki Bizans imparatoru Mihail Paleolog’un bir müslümanla yaptığı ileri sürülen bir tartışmada, Hz. Peygamber (S) için hakaret de içeren kelimeleri tekrarlıyarak.. Halbuki, ‘La ikrahe fi’d-dîn’ (Dinde zorlama yoktur!) âyeti, İslam’ın yayılma siyasetindeki en temel prensiplerdendir.. Çünkü, bir dini kabullenmek, kalbî tasdikle olur ve en büyük maddî güçler ve en güçlü tehdidler bile, kişinin bedenini zencire bağlayıp bir takım yaptırımları gerçekleştirse bile, kalblere hükmetmek, kalbî kabule vesile olmak, insan fıtratine aykırıdır.. 
Papa 16. Benedicktus ise, İslâm’daki ‘Cihad’ kavramını, ‘insanlara, İslam’ın zorla kabul ettirilmesi’ olarak anlıyor. Halbuki, Furqan,52’de, ‘kâfirlerin baskılarına boyun eğilmemesi, pes edilmemesi için büyük çaba harcanması, cihad edilmesi’ emrediliyor. 
Bu da gayet tabiîdir.. 
Papa, bu durumu göremiyor ve ayrıca kendi dünyalarında, Hz. Îsâ gibi bir yüce Peygamber’e, ‘Bir yanağına vurana, öteki yanağını uzat!’ gibi, insanı küçük düşüren bir söz söyletildiği halde, kendilerine bir bomba attıklarını ileri sürdükleri bir kaça kişiyi bahane ederek, Müslümanların ülkelerini işgal edip virâneye çeviriyorlar, onbinleri, yüzbinleri katlediyorlar ve Papa, o dindaşlarına, o sözü hiç hatırlatmıyor.. Ama, İslam sözkonusu olunca, her insanın en tabiî hakkı olan savunma hakkını bile ‘saldırganlık’ gibi ve ‘kılıç kullanarak yayılmak’ eğilimi olarak gösteriyor.. Halbuki, Kur’an’a göre, savaş da ancak, saldırı ve saldırgana karşı yapılır. İnsanlara din değiştirtmek veya sırf toprak kazanmak için savaş yapmak, İslâm’da yoktur. Nitekim, Baqara, 190. âyette, ‘Size savaş açanlara karşı, Allah yolunda savaşın, ama (amacınızı aşıp) saldırganlık yapmayın..’ ve Baqara/192’de de, ’düşman saldırıdan vazgeçerse, (savaşı siz de bırakın)’ buyrulur..
Ama, bu konuları Papa’yla tartışmak faydasız.. Biz bu konudaki faydasızlığı 14 asır önce görüp, ‘Lekum dînikum ve liyedîn.. demişiz, ‘İslam Milleti’ olarak.. 

-Fâtih Türe yazıyor: ‘İstanbul Müftüsü yaptığı bir açıklamada, ‘bazı câmilerde vazifelendirilecek tipte imam bile bulamıyoruz..’ demiş, bunlar manken mi arıyorlar? ‘ ‘*--Mes’eleye başka türlü de bakabilirsiniz. Ben Müftü Efendi’nin niyetini bilmiyorum.. Ama, kitlelere hitab edecek kimseler aranırken, sadece tefekkür çapı ve tipi olarak değil, şeklî ve lisanî nezahat ve nezafete riayet eden tiplerin aranması da tabiîdir ve bu gibi konularda eski siyasetname kitablarımızda da tavsiyeler vardır.. Mesela, kekeme veya felçli bir kişinin imam veya hatib olarak vazifelendirildiği hallerde, beklenen faydanın sağlanamıyacağı anlaşılabilir.. Onun için konuyu sadece ‘manken mi arıyorlar?’ diye geçiştirmek doğru olmaz..

Laik bir rejimin neler peşinde olacağı açıktır, ama, siz de ideal bir İslam toplumu oluşturma yolunda ilerlerken, elinizde imkanlar olsa, aynı hassasiyetlere kendi ölçülerinize göre yaklaşabilirsiniz.. Mesela, aşırı derecede kilolu, düzensiz ve hitabet imkanı olmayan tipler itici bile olabilirler.. O gibiler başka yerlerde vazifelendirilebilir..

Kur’an ve Ezan okunurken de aynı şekilde, insanı itmeyen ve amma teganniye de kaçmayan, insanda haşyet uyandıran bir kıraat ve tilavetle olmasına dikkat çekilir.. Şahsen, Mescid’un Nebi’de bir müezzinin okuduğu bir ezan var ki, onu dinlerken adetâ mest olurum..’

-Mehmed Sağlam, Tufan Kayalı ve Mustafa Şahin yazıyor: ‘Amerika’nın PKK konusunda koordinatörlüğe kalkışmasının altından pis kokular gelmiyor mu?

‘*--Abdullah Gül geçen hafta Paris'e giderken, bir laf etti, ilginçti.. ‘PKK, Amerika'nın yüzlerce mes’elesinden sadece birisi, bizim için ise, en birincisi..’ dedi..

Kısaca, Amerika, ‘Ben size, orada istediğiniz gibi at oynatmam, orası benden sorulur ve ben bütün muhalif odakları da, iktidar odaklarını da, Ortadoğu satrancında, işime geldiği kullanırım..’ demek istiyor.. Ortadoğu’yu yeniden dizayn, tanzim etmek istiyor.. Bu durum, Batı emperyalizminin en azından son 100 yıllık siyasetlerinden ayrı düşünülmemelidir.. Ve burada kullanılan sadece PKK değildir, Amerika ile müttefik durumda olan bütün rejimler de oyunun bütünü içinde kendilerine verilen rolün ötesinde hareket edemezler..

Bunun için şahsen, sınır ötesi operasyonların son derece başağrıtıcı olacağını düşünüyorum.. Çünkü, oradaki otorite, USA otoritesidir.. TC, kendi sınırlarını iyi tutsun, orada 250-300 bin askeri var... Kendi sınırları içine hâkim olamıyan bir gücün sınır ötesinde nasıl etkili olabileceği de ortada..’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.