Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Laik ‘dogma’lardan ve ‘boş inançlar’dan da kurtulmak gerek!
Salı, 19 Eylül 2006 - (16:34)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Papa’nın İslam hakkında dile getirdiği görüşler, kendisinin cehlini ya da tarihî kökleri olan kinini göstermektedir; ama, gürültüler meydana getiren son konuşmasının bir bölümünde, bir ilginç sözü de vardı ki, ona duyduğumuz kızgınlık, onun bu sözündeki doğru ifadeyi almamıza engel olmamalıdır:

‘İlahî olan karşısında duyarsız olan bir akıl, sağırdır ve dini, alt-kültür çerçevesiyle sınırlı tutmaktadır..’ diyordu,Vatikan din devletinin başkanı Papa 16. Benedicktus.. Ve, Papa’nın bu sözleri altına imzamı atarım..

Ve laik T. C. rejiminin en üst makamında bulunan 10. C.Başkanı Sezer’in, 2006-2007 Eğitim-Öğretim Yılı’nın başlaması dolayısıyla yayınladığı mesajda; ‘eğitimin, ‘dogma’larla ve ‘boş inançlar’la çocukları ve gençleri etkileme amacı güden okulların ve kursların varlıklarını sürdürmeleri engellenmeli, çocuk ve gençlerimizin çağdaş bir eğitim alarak geleceğe hazırlanmaları konusunda toplum, doğru bilgilerle yönlendirilmelidir..’ şeklindeki dile getirdiği görüşlerle Papa’nın görüşleri arasında tersinden bir ilgi vardı..

Sezer’in bu cümlesinin altına da imza atılmaz mı? Ancak ve tabiatiyle, Sezer’in derûnî kasdının ne olduğunu da anlamak gerekir..

Çünkü, bugün okullarda ve bir takım kurslarda, 15-16 milyonu aşkın öğrenci okuyor, çocuklar ezber makinesine ve ruhsuz birer mekanik robot’a dönüştürülüyor. Nitekim, bu yaz yapılan ÖSY sınavlarına katılan 1 milyon 800 bin kadar öğrenciden tam 47 bininin ‘sıfır’ puan aldığı görüldü.. 4 cevab şıkkı ile sorulan, yani her sualde doğru cevab verme şansınızın dörtte bir (veya yüzde 25) olduğu, 200 kadar sualin sorulduğu bir sınavdan ‘sıfır’ alabilmek için bile, galiba özel bir eğitim almak gerekir.. Ki, Türkiye’deki laik eğitim sistemi bunu başarmıştır(!).. Ve onca yetersizliğine rağmen, az biraz inanç eğitimi verilen ve kendisine yaradılışının hikmetinden parıltılar sunulabilmiş öğrenciler ise, genelde yüksek puanlar almakta ve amma, ‘onların tahsil görüp, ülke geleceğinde söz sahibi olmaması için’ eğitim-öğretimlerinin yolu üzerine, dizginleri Sezer’in elinde bulunan YÖK zorbalığıyla engel üzerine engel çıkarılmaktadır..

Bu durumda, Sezer’in mesajında dile getirdiği ‘dogma’ ve ‘boş inançlar’dan kasdının mahiyet ve çerçevesini belirlemek gerekiyor..

‘Dogma’, yani, tartışılmadan kabul edilmesi gereken ve kutsal sayılan, dokunulamaz, değiştirilmesi teklif ve sözkonusu bile edilemiyen görüş, inançlar..

‘Boş inançlar’ da mâlum..

Bu açıdan, ‘resmî ideoloji’den daha net bir ‘dogma’ ve ‘boş inanç’ var mıdır, ülkemizde? Kemalist-laik rejim, Müslüman halkımızın kutsallarına karşı savaş açarken, kendi mukabil ‘laik kutsallar’ını üretmemiş ve onları dokunulamaz hale getirip, zırhlarla hukuk ve kanun adına ve silah zoruyla korumaya almamış mıdır?

Müslüman halkın içinde bir takım câhil kimseler elbette olabilir; ama, bırakınız o gibilerin ‘dogma’ veya ‘boş inançlar’ını; hattâ bütünüyle İslam’ın bile tartışılmadık bir tarafı mı kalmıştır, hem de ‘resmî ideoloji’nin en etkili/ yetkili makamlarında bulunan garazlı ve amma konunun câhili de olan kimselerce..

O halde, üniversiteden ilkokullara ve bir takım kurslara varıncaya kadar her tarafta, tartışılmadan kitlelerin beynine doldurulan ‘resmî ideoloji dogmaları’ ve ‘boş inanç’ların var olduğu görülmelidir ve bundan kurtulmak âciliyet arzetmektedir.

Ve bunlar, sadece okul veya kurslarda mı sözkonusu?

Okul ve kurslardan ayrı olarak, hemen bütün erkeklerin, yüzbinler-milyonlar halinde, asker ocağında bir takım eğitimlerden geçirilirken, ‘dogma’ ve ‘boş inanç’larla yetiştirilip yetiştirilmedikleri de düşünülmeli değil midir? Keza, Tv proğramları ve yazılı medya da genelde, sürekli olarak ve ‘çağdaşlık, modernlik’ adına bir takım dayatmaları milyonların inançlarını vuracak, beyinlerini ifsad edecek şekilde bir rol üstlenmiş değil midir? Dahası, bütün bir millet, kendisine süngüucu zorlamasıyla dayatılan ‘Anayasa’ metinlerine yazılan ve ‘değiştirilemiyeceği, hattâ değiştirilmesinin teklif dahi edilemiyeceği, sözkonusu edilip tartışılamıyacağı bildirilen bir takım ‘dogma’ ve ‘boş inanç’larla sımsıkı bağlanmış değil midir?

Bir şeyi tartışma dışında tutuyorsanız, onun ‘dogma’ ve ‘boş inanç’ olup olmadığı nasıl belirlenecek? Yoksa, hâkim/ egemen ve zorba güçlerin emrettikleri şeyleri tartışmazsız kabul, modernliğin işareti sayılacak da, onlara karşı bir görüş ortaya koydunuz mu, o, ‘dogma’ ve ‘boş inanç’ mı kabul edilecektir? Halbuki, ‘dogmatik’ düşünce, tartışılmadan zorla kabul ettirilen şeylerdir. Ve orada baskı ve diktatörlük, tiranlık, despotluk vardır..

Pekiy, Türkiye’de, ‘tartışılması asla sözkonusu edilemiyecek’ neler vardır, yani ‘dogma’ ve ‘boş inançlar’ nelerdir? Mes’eleye bu açıdan da bakmak gerekiyor..

Bunların neler olduğunu öğrenmek isteyenler, Müslüman bir halk’a, hangi güç ve hangi yöntemlerle hazırlanıp kabul ettirildiği bilinen Anayasa’ya bakabilirler. Bu da bizi, o sözü söyleyenin kasdının ne olduğunu gözönüne getirmeye sevkeder.

Sezer’in neyi kasdettiğini ‘eğitimin, kesinlikle devlet denetiminde ve gözetiminde, atatürkçü düşünceden ve laiklik temelinden ödün verilmeden yürütülmesi gerektiği’ görüşünden anlayabiliyoruz. Çünkü, başka bir şey de anlaşılmıyor..

Sezer’den kendi fikir ve kabullerini, resmî ideolojisini tartışmaya açmaya hazır olup olmadığını sormalı önce..

Laiklik dini’ gibi dayatmaların ‘dogma ve boş inançları’na sadakatle bağlılık açısından, Sezer de, Papa’ya nazîre yaparcasına, ‘laiklik karşısında duyarsız olan her aklı, sağır’ sayıyor, anlaşılan..

Laikliğin de ‘Papalık’ gibi bir makamı olsaydı, birilerine yeni bir makam bulunabilirdi.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.