Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Religio-politic’ bir çağda, ‘topyekûn savaş’ böyle olur!
Çarşamba, 20 Eylül 2006 - (16:10)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Daha bir,Religio-politic’, yani ‘din merkezli siyaset/ diplomasi’ çağındayız.. Daha önce, genellikle ‘jeo-politik’ (coğrafya merkezli siyaset) gündemdeydi. Şimdi ise, dünya siyasetini ‘religio-politic’in yönlendirdiği, bir daha anlaşıldı, anlaşılıyor.. Katolik hristiyanların ruhanî lideri Papa 16. Benedicktus’un, bu durumun farkında olduğu için, teolojik (ilahiyatla ilgili) tartışmaları akademik zeminde tutmaya çalışarak derinleştirmek ve böylece inisiyatifi ele geçirmek istediği anlaşılıyor..

Bir ‘Evangelic- Protestan’ olan Amerikan Başkanı Bush da, biliyorsunuz, Afganistan ve Irak’ın yerle bir edilmesi, Filistin/ Lübnan’ın siyonist İsrail eliyle ağır şekilde bombardıman edilmesi gibi bütün cinayetleri ‘tanrı’sına havale etmiş ve ‘tanrı’dan aldığı ilham’la ve ‘doğru şeyler yaptığına inandığını’ söyleyerek sorumluluklardan kurtulma yolunu seçmişti.. Şimdi, Bush bile, ‘tanrı’ adına diyerek, dünya siyasetindeki güç dengelerini yönlendirmeye çalışırken; Papa gibi, kendi inanç sistemi ve Katolik Kilisesi’nin ölçülerine göre, ‘günahsız’ ve hattâ ‘kutsal’ sayılan bir kişi, dünya dengelerini kendi istediği şekilde yönlendirmeye niye kalkışmasın!.

Nitekim, geçen hafta Papa, 550-600 yıl öncelerde yaşamış bir Bizans İmparatoru’na söyleterek, İslam’a dolaylı şekilde yaptığı ağır hakaretlerle ‘Müslüman’ları tahrik ettiği gibi; şimdi de ‘Yahudi’leri tahrik edecek şekilde davranıyor.. ‘Ahd-i Atîq (Tevrat ve Zebur); Ahd-i Cedîd (İncil) olarak iki ana unsurdan oluşan ve ‘Kitab-ı Mukaddes’ olarak bilinen ‘kutsal’ metnin ‘Ahd-i Cedîd’ (Yeni Ahd)’ bölümünde yer alan ve Hz. İsâ Mesih’in ‘çarmıha gerilmesi’ndeki hile ve entrikaları dolayısıyla ‘yahudileri suçlayan’ âyetler, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasından beri, ‘anti-semitik’ (yahudi karşıtı) cereyanları yatıştırmak için ‘okunmuyor’ idi.. Papa şimdi bu geleneği de bozup; Saint-Paulos’un ‘Korintos’lulara birinci mektubu’nda geçen ve ‘Biz, çarmıha gerilmiş olan Îsâ'yı tanıtıyoruz. Bu Yahudiler için bir saldırı, Yahudi olmayanlar için saçmalıktır.’ âyetini okumayı yeniden başlatmış bulunuyor.
Bu yeni uygulamanın bütün Katolik kiliselerinde canlandırılmasının yolu açıldığından, yahudileri derinden ürkütebileceğini tasavvur edebilirsiniz.. Çünkü, Yahudiler, hristiyan toplumlar tarafından asırlarca, en ağır lanetleme ve baskılara, ‘pogrom, holocaust veya jenosid’ diye anılan toplu öldürmelere, ‘katliâm’lara mâruz kalmıştı. Hristiyan dünyası, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan durumdan istifadeyle, hem kendi sosyal bünyelerini, ‘hastalıklı ve lanetli topluluk’ olarak niteledikleri Yahudilerden temizlemek ve hem de ‘müslüman coğrafyası’nın kalbi sayılabilecek Ortadoğu’ya, siyonist idealleri doğrultusunda teşekkül ettirilecek bir İsrail rejiminin bir ‘irinli ve zehirli hançer’ gibi saplanmasının faydalarını düşünerek o yönde hareket etmiş ve siyonist İsrail’e hep destek vermişti.

Ama, hristiyan dünya, kendisini maddî açıdan güçlü gördükçe, o gücün yeniden sosyal sahneye çıkması için, Katolik Kilisesi ve onun başı olan Papalık kurumu, bir taraftan, ‘siyasetle işimiz yok..’ derken; diğer taraftan da, ‘Vatikan’ devletinin devlet başkanlığı sıfatını da uluslararası hukukda bir güç odağı olarak kullanmaktan da geri durmayarak, dolaylı bir ‘derin siyaset’ taktiği izlemekte ve dünya siyasetini etkilemeye, inisiyatifi ele geçirmeye çalışmakta..

Bu konu, şimdilerde, en çok da yahudileri derinden düşündürmelidir..
Nitekim, İngiltere Yahudi Konseyi üyesi Haham Jonathan Romain, dün, ‘The Guardian’da yayınlanan açıklamasında, ‘Geçmişte söylenenleri değiştiremeyiz. Ama onları kullanma konusunda dikkatli olabiliriz. Papa'nın kendi kutsal metinlerinden alıntı yapma hakkı var, fakat şu atmosferde başkalarının inançlarıyla ilintili alıntı yapmak akıllıca olmayabilir..’ diyerek, ilk kaygulu tepkileri dile getirmiş bulunuyor..

Dün New Yok’da Malezya Başbakanı Abdullah Ahmed Bedevî’yle görüşürken, Papa’nın ‘İslam hakkında sarfettiği sözlerin Müslümanları rencide etmesinden dolayı derin üzüntü duyduğu’nu açıklamasını ‘samimî bulduğu’na inandığını söyleyen ve ‘Evangelic/Protestan’ yorumuna bağlı olması hasebiyle, Amerikan yahudi lobisinin etkisine geçmişte olmayan bir şekilde girdiği bilinen USA Başkanı Bush’un, şimdi Papa’nın bu yeni hamlesi karşısında ne diyeceği merak konusu..

Konuyu ele alırken, özellikle Avrupa toplumlarında, ‘anti-semitik’ duyguların giderek daha gizli ve derinden giderek daha bir yükseldiğini ve bunda, siyonist İsrail rejiminin, Lübnan’ı, geçen ay, karşısında hiçbir savaş gücü yokken, sivil hedefleri ve yerleşim birimlerini, şehirleri İkinci Dünya Savaşı’nı hatırlatacak korkunçlukta bombardıman etmesinin de ayrı bir rolü olduğu anlaşılıyor.. Bu bakımdan, siyonist İsrail rejiminin ‘Hizbullah’ arşısındaki yenilgisi, asıl bu açıdan gerçekleşmiş bulunuyor.. Nitekim, geçen Pazar günü, Almanya’nın Berlin ve (Angela Merkel’in seçim çevresi de olan) Mecklenburg eyaletlerinde yapılan seçimlerde ‘neo-nazi’lerin partisi olan ve ‘anti-semit’ (yahudi karşıtı) ve de ‘yabancı düşmanı’ olduğu bilinen National Demokrat Parti (NPD)’nin yüzde 7,3 oy alıp, yüzde 5 barajını aşması ve eyalet meclisine girmesi de, ‘anti-semitik’ gelişmelerin en belirgin, ürkütücü ve düşündürücü işareti..

İlk gençlik yıllarında, doğum yeri olan (Güneydoğu Almanya’da, Tuna üzerindeki) Regensburg’da, Hitler’in gençlik teşkilatına üye olduğu bilinen Kardinal Ratzinger’in, Papa olup, 16. Benedicktus ismini almasıyla, eski düşüncelerinden sıyrılmayacağı şimdi daha iyi anlaşılıyor. Ve hattâ, onun Yahudilerle hesablaşmaya öncelik vereceği de sanılıyor.. Ama, bir ‘topyekûn savaş’ anlayışının formatı içinde..

Evet, bir ‘religio-politic’ çağdayız.. Papa 16. Benedicktus bütün bunları durup dururken yapmıyor; inisyatifi ele almak istiyor; ama, bomba elinde de patlayabilir..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.