Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Şarm el Şeyh Patlamalarının Derin Analizi
Perşembe, 28 Temmuz 2005 - (10:47)
İbrahim ElBeyyumi Ganem

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Siyasi açıdan bu patlamalar Irak, Filistin, Afganistan ve sonuncusu Londra olan bazı Avrupa başkentleri gibi dünyanın siyasi coğrafyasında gerilim bölgelerinin maruz kaldığı saldırılar dizisi içinde bir halka olarak gelmekte.Beklenen sonuç, iç platformda daha fazla siyasi tıkanıklığın meydana gelmesidir. Dış platformda ise bir yandan terörist saldırıların olumsuz etkileri, diğer yandan ABD ve İsrail tarafından provokasyon derecesine varan baskıların sonucu Mısır'ın bölgesel rolü daha fazla gerilemeye sahne olacak.


23 Temmuz Cumartesi günü terörist saldırılara sahne olan Şarm el Şeyh, Başkan Mübarek nezdinde çokça beğenilen bir kent. Mübarek, yılın günlerinin çoğunluğunu orada geçirmeyi ve dünya liderlerini orada karşılamayı alışkanlık haline getirmişti.

Geçen yıllar boyunca kent, dünyanın en önemli turistik ve siyasi kentleri haritası içine konuldu. Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton kente 'Ortadoğu barışının başkenti' adını koymuştu. Şarm el Şeyh, turizmi ve siyaseti buluşturmasıyla iki yüze sahip bir kente dönüştü. İlki büyüleyici turistik kent şeklindeki görünen yüz, ikincisi ise turizmi, başkanı ve onun uluslararası misafirlerinin güvenliğini sağlamak için Mısır'ın güvenlik organının görünmeyen güvenlik kampını ifade eden gizli yüz.

El Kaide hayaleti

Mısır İçişleri Bakanlığı, saldırıların geçen yıl ekim ayındaki İsrailli turistleri hedef alan onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan Taba patlamalarıyla bağlantısı olduğu yaklaşımını temel alıyor. Saldırıların, Taba olaylarıyla suçlanan tutukluların Süveyş Kanalı kıyısındaki İsmailiye kentinde devlet güvenlik mahkemesindeki yargılanmalarının başlaması öncesi gerçekleşmesi bu yaklaşımı güçlendiriyor. Mahkeme ileri bir tarihe ertelendi. Bu yaklaşım doğru ise şayet anlamı şu: İçişleri Bakanlığı, saldırıların arkasında El Kaide örgütü izi bulunduğu ihtimallerinin zayıf olduğu görüşünde ve bu çıkarım özellikle de Madrid'den Londra'ya, Riyat'tan Kazablanka'ya Arap ve Avrupa başkentlerindeki El Kaide hayaletinin, diğer ihtimalden daha fazla rahatsız edici olması itibarıyla haddi zatında rahatlatıcı. Fakat El Kaide hayaletinin uzak görülmesi ve İçişleri Bakanlığı'nın yaklaşımının alınması, bakanlığın kendisini hiç bilmediği veya bildiği bir açıdan kınadığı anlamına geliyor. Zira insan hakları örgütlerinin raporları Taba saldırıları sonrası güvenlik organlarının yaptığı ihlalleri ve aldığı sert önlemleri çokça yazdı. Nüfusu yarım milyona varan Bedevi -Arap kabilelerin- en büyük oluşumunun yer aldığı Sina'nın evlatlarından yaklaşık 2.500 vatandaşı tutukladı. Bu yaklaşıma uygun olarak Sina'nın Bedevi evlatlarına yönelik baskıcı uygulamalardan intikam almak Şarm el Şeyh saldırılarının temel dürtüsüdür. Saldırıları üstlenen bildiride geçen ifadeler bu anlamı pekiştiriyor. Tabii her ne kadar bildiri olayın üzerindeki göstergeleri artırarak El Kaide ile irtibatlı kılmaya çalışsa da... Bildiride şu ifadeler yer alıyor: 'Bizler bu eylemin Irak, Afganistan, Filistin ve Çeçenistan'da Müslümanların kanını helal gören uluslararası şer güçlerin suçlarına cevap bağlamında geldiğini yineliyor ve Mısır'ın cellatlarının kırbaçlarından korkmadığımızı, kahraman Sina'daki kardeşlerimize dokunanlara izin vermeyeceğimizi ilan ederiz. Yemin olsun ki Mısır'ın despotlarının kırbaçları altında can veren Sina şehitlerinin intikamını alcağız.' Fakat bu bildirinin doğruluğu veya saldırıları bizzat gerçekleştirdiği söylenebilecek belirli bir kesime dayandırılmasına dair kanıtlar belirmiş değil.

Siyasi muhalif çevrelerin yapılandırdığı bir başka yaklaşım ise Şarm el Şeyh patlamalarının Başkan Mübarek'e 'saldırganların kendisini çeşitli kalelerinde bulabileceği ve ortada güvenlik birimlerinin özellikle de doğudan İsrail'le süren gergin sınırlardan ülkenin ekonomisi ve istikrarını vurmak için hazır bekleyenlerle değil de içerideki siyasi muhalefetle mücadeleye kanalize olması sebebiyle büyük güvenlik eksiklikleri olduğu' yollu direkt bir mesaj taşıdığını ifade ediyor. Siyasi vitrin bu patlamaların El Kaide örgütünün mesajından ibaret olmasını ve hedefinin Endonezya'daki Bali'den Avrupa'daki Madrid ve Londra'ya, ardından Mısır'daki Şarm el Şeyh'e kadar hiçbir ayırım gözetmeksizin her ülkeyi vurabildiği ve her defasında eylemlerine, birinci derecede Arap ve Müslümanların sorunlarına karşı koalisyon kurmuş ABD ve Avrupa'ya yöneltilmiş bir mesaj olarak görülerek evrensellik verilmesi için büyük sivil kayıplar verdirebilme düşüncesini zihinlere kazımak olmasını tercih etmekte.

Bu tür olaylarda bazılarının âdet gereği tekrarladığı istihbarat organlarının Mısır'ın istikrarını bozma ve ekonomisini yıkma ve dolayısıyla ABD ve İsrail'in yaptığı baskılarla mücadelede hiçbir direniş ortaya koyamayacağı bilinci üzerinde kalması amacıyla saldırıların arkasında duran yabancı istihbarat organlarının olduğu şeklinde bir üçüncü yaklaşım var. Bu patlamalarda dikkat çeken nokta, bu yaklaşımın geçen yılki Taba olaylarının aksine büyük ölçüde geri planda kalması. Üstelik İsrail'in son olaydan bir hafta önce vatandaşlarına Sina'ya gitmemeleri uyarısında bulunduğu yönünde bazı haberlerin tekrarlanmasına rağmen.

Neden Mısır hedefte?

Kanımızca olayları yorumlarken bu yaklaşımlardan sadece birisini destek almak mümkün değil. İç ve dış etkenler arasında birbirine geçişlerin olduğu tezi daha fazla tercihe şayan. Burada esaslı soru şu: Niçin bu türden patlamalar Mısır'da ve özel bir zamanlamayla gerçekleşiyor? Burada görünen o ki Mısır'daki iç yaklaşımların olayların yorumlanmasında büyük ağırlıkları var: Ekonomik açıdan bu saldırılar Mısır turizm bakanının açıklamalarına göre turizm sektörünü 6,6 milyar dolarlık bir zarara uğratacak. Oysa ülke, yedi yıl önce yabancı turistleri hedef alan ve hükümetin bazı değerlendirmelere göre yüzde 15'i aşan işsizliğin bir kısmını giderecek iş imkanları yaratılması noktasında çokça bel bağladığı turizm sektöründe büyük zararlara yol açan Luksor katliamının sonuçlarının üstesinden gelmiş değil henüz. Ki Güney Sina yatırımcılar cemiyeti başkanının açıklamalarına göre Şarm el Şeyh bölgesi tek başına yarım milyona iş imkanı sağlıyordu. Bu saldırı, hükümeti vatandaşlarına karşı büyük bir trajedi içinde koymak için geldi. İnsani kalkınma raporları Mısırlıların yarısının fakirlik sınırının altında (günlük kişi başı 1 dolardan az) yaşadıklarına işaret ediyor. Oysa yüzde 10'luk iktidar ve servet sahibi kesim toplam milli gelirin yüzde 80'ini elinde bulunduruyor. Ülkede 1.000'in üzerinde büyük düzensiz bölge var ve sadece Kahire'de bu türden 80 bölge olup hayati temel ihtiyaçları bulunmamakta. Bunun yanı sıra doların kur fiyatının 7 Mısır parası 'Cüneyh'e kadar çıkacağı beklentileri cüneyhin halihazırdaki değerinden yüzde 10'a varan oranda değer kaybetmesi anlamına geliyor.

Siyasi açıdan bu patlamalar Irak, Filistin, Afganistan ve sonuncusu Londra olan bazı Avrupa başkentleri gibi dünyanın siyasi coğrafyasında gerilim bölgelerinin maruz kaldığı saldırılar dizisi içinde bir halka olarak geliyor. Bu durum ülkenin ekim ayında birçok aday arasında yapılacak ilk başkanlık seçimleri deneyimine ve ardından bu yılın kasım ayındaki parlamento seçimlerine girmeye hazırlandığı bir zamanda karar alma organlarının zihinlerini karıştırmıştır. Beklenen sonuç, iç platformda daha fazla siyasi tıkanıklığın meydana gelmesidir. Dış platformda ise bir yandan terörist saldırıların olumsuz etkileri, diğer yandan ABD ve İsrail tarafından provokasyon derecesine varan baskıların sonucu Mısır'ın bölgesel rolü daha fazla gerilemeye sahne olacak.

İBRAHİM ELBEYYUMI GANEM : Mısır'da stratejik araştırmalar, uluslararası ilişkiler, kamuoyu araştırmaları ve terör konularında uzman..

( Zaman gazetesi... 28 Temmuz 2005)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'İbrahim ElBeyyumi Ganem'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.