Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Komploculuk
Pazartesi, 25 Eylül 2006 - (07:06)
Mahir Kaynak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Belli düşünceleri savunmak için bir araya gelenlerin diğerlerini yok etmek, onlara zarar vermek için çaba içinde olmaları için bir sebep yoktur. Başkasına zarar vermek insan mutluluğuna bir şey katmaz.


Günümüzde birbirinin zıddı iki görüş uzlaşmaz bir çizgide varlığını sürdürüyor. Bir taraf insanların, doğası gereği, kendileri için en iyi ve faydalı olanı yaparlar ve bu alanda serbest bırakılırlarsa herkesin kendisi için iyi olanların toplamından ortaya çıkacak yaşam biçimi en iyi olacaktır der. Onlara göre yanlış olan, birilerinin doğru saydıklarını topluma empoze etmeleridir ve tüm olumsuzlukların kaynağı, kendini diğerlerinin üstünde gören kişi ve bunların örgütlerinin tavrıdır.

Toplumdaki gelişmeler insanların daha iyiye ulaşmak için çabalarının ürünüdür. Doğru olan önceden bilinemez. Özgür insanların ortaklaşa geliştirdikleri yaşam biçimi doğru ve iyi olandır. İnsanlar diğerlerine yol gösterebilir ve iyinin ne olduğu konusunda düşüncelerini söyleyebilirler ama oluşacak ortak kanı tartışılmamalıdır. Belli düşünceleri savunmak için bir araya gelenlerin diğerlerini yok etmek, onlara zarar vermek için çaba içinde olmaları için bir sebep yoktur. Başkasına zarar vermek insan mutluluğuna bir şey katmaz.

Bunlar farkına varmadan bir kısır döngü içinde yaşarlar. İyi olan nedir sorusuna ‘insanların özgür iradeleri yaptıkları şeydir’ derken, insanlar ne yaparlar sorusuna da ‘iyi olanı yaparlar’ diyerek iyiyi tanımsız bırakırlar. Bu görüş birçok açıdan eleştirilebilir ama bir soru daha sorarak kısa keselim. Madem insanların başarı ve mutluluğu bireyseldir öyleyse dünyanın fakir bir ülkesinde yaşayan bir çöpçü ile zengin bir ülkede aynı işi yapan, nitelikleri arasında fark olmayan iki insanın arasında aşılmaz dağlar kadar fark var. Birey kendi nitelikleriyle ve çalışmasıyla mı yaşam biçimini belirler, yoksa asıl belirleyici olan toplum mudur? Bu sorunun Maksist bir içeriği yoktur.

Bu nedenle dünyaya yön veren kişiler ve örgütler yoktur ve kimse böyle bir işe soyunmamalıdır derler. Ama sözlerinin içinde çok doğru olanları da vardır. Mesela bazılarının ülkemizi bölmek ve parçalamak peşinde olduklarını, geçmişte bunu başaramayanların benzer bir oyunu tekrarladıklarını söylerken takındıkları tavır ve ‘bunu neden yapsınlar ki’ derlerken onlara katılmamak mümkün değildir ama eğer dünyaya yön veren güçler varsa bazı ülkeleri bölmek parçalamak isteyebilirler. Soru şöyle olmalıdır: ‘ Hedef neden ülkemiz olsun? Bunun için rasyonel bir gerekçen var mı?’

Karşı bir görüş ileri sürülebilir ve onların da aynı derecede geçerli nedenleri vardır. Toplumu ve onu yöneten örgütlenmeleri oluşturan şey bireysel davranışların toplamı değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Tersine bireylerin davranışlarını belirleyen yönetici akıldır. Bu aklın niteliği tanımlanamaz. Bazıları bu boşluğu din ile diğerleri felsefeyle doldurur. Bu konu insanlığın en karanlık noktasıdır. Çünkü ileri sürülecek iddialar bir fikir olarak algılanmaz. Ya kafirlikle suçlanırsınız ya da devlet düşmanlığıyla. İlk nedeni neye bağlarsanız bağlayın ama böyle bir yön verici aklın varlığı yadsınamaz.

Bazı kimseler cinsel hayatlarını medyaya taşıyacak kadar serbest davranırken diğerleri bir erkekle el ele tutuşan kardeşini öldürürken bunların hangisi insanların doğal davranışıdır? Bu zıtlıkları tüm davranışlarımızda görebilirsiniz ve insan davranışlarının toplamından oluşacak bir yaşam biçimi hakkında hiçbir öngörüde bulunamazsınız.

Dünyanın bencil ve acımasız insanların tehdidi altında olduğunu, güçlülerin kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmediklerini ve buna karşı inançla karşı koymak gerektiğini söyleyenlere şöyle bir soru yöneltebiliriz; Bu zalimler dünyayı birkaç kere yok edecek üstelik kendilerinin de zarar görmeyeceği silahlara sahipken neden onlarla çatışanları toptan yok etmiyor ve bir sürü belanın içinde bocalayıp duruyorlar? Onların ellerini tutan ne? Ya kötü dediklerinizin farkına varmadığınız hedefleri var ya da onları bu kötülüklerde alıkoyan daha güçlü birisi. Hangisi doğru?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mahir Kaynak'in Son 10 Yazısı
   Bomba
   İttifak
   Ne yapmalı?
   Bir uçtan diğerine
   Modele uyuyor
   Kim kimin dostu?
   B planı
   Tren kazası
   İran’ı anlamak
   İç hesaplar
   Globalleşme ne götürecek?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.