Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Başbakan günah mı çıkarıyor; yoksa, bir diplomatik taktik mi?
Cuma, 06 Ekim 2006 - (17:36)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Başbakan Erdoğan, 28 Eylûl gecesi STV’den canlı yayınlanan mülâkatta, ''1 Mart Tezkeresi'' konusunda zamanın kendilerini haklı gösterdiğine inandığını’ söylüyor ve ‘Özellikle şunu çok açık ifade edeyim; şu anda Irak'ta ABD'den sonra en çok insan kaybeden ülkeyiz. (…) Fakat 1 Mart Tezkeresi’nde eğer olumlu bir netice alınabilseydi, bizim şu anda Irak'ta söz sahibi olma noktasındaki yerimiz çok daha farklı olacağı gibi bu sıkıntıların birçoğunu da inanıyorum ki yaşamayacaktık. Özellikle terör örgütünün Kuzey Irak'taki yerleşme olayı bizim orada oluşumuzla olmayacaktı. O bizim en büyük avantajımız olacaktı. Bu giriş çıkışlar olamayacaktı. Ama ne yazık ki şimdi bunun sıkıntısını yaşıyoruz. ‘

Geçmişteki, tarihteki olanları, ‘şöyle olsaydı, böyle olurdu..’ diye, ‘eğer-meğer’li tahminlerle yorumlamak, bir dipsiz kuyuya benzer ve tutarlı bir yaklaşım değildir.. Çünkü, bu durumda, ‘O zaman, senin başına neler gelirdi?’ sualinin cevabı olarak da yığınla ihtimaller dillendirilebilir. Bu bakımdan, bu sözleri Tayyîb Bey’in, önümüzdeki günlerde çıkacağı Birleşik Amerika gezisi öncesinde, ‘o tezkerenin reddini bizzat Erdoğan’ın ince bir taktikle sağladığına inandıklarını’ defalarca açıklayan Amerikan makamlarının o kanaatlerini etkisiz kılmak için verilmiş bir ‘rüşvet-i kelâm’ olarak söylemiş olmasını temenni ediyorum..

Terör can almayı katmerleştirerek sürdürürken, Erdoğan, kitlelerin beklentilerine de tercüman olacak şekilde, ‘Artık tahammülümüz kalmadı..‘ diye açıklamalarda bulunurken, sanırım, bu kesin beyanları, Amerika’lılara karşı da bir pazarlık unsuru olarak kullanmak istiyor. Yoksa, ‘Amerikan işgali’nde olan bir ülkeye müdahalenin Amerika’yla karşı karşıya gelmek olacağını kendisi de bilir.. Ancak, Başbakan, ‘Sürecin daha da hızlandırılması gerektiğini tekrar hatırlatacağız. Çünkü artık bunlara tahammül noktasında değiliz. Biran önce terör örgütünün silahı bırakmasının gereği üzerinde ısrarla duracağız’ diye konuşurken, sanki, Abdullah Gül’ün geçen hafta yaptığı bir konuşmada, ‘Amerika’nın yüzlerce-binlerce mes’elesi var, bizim ise, bir mes’elemiz..’ dediğini göz önüne almamış olmalı..

Yani, Başbakan o kadar da umutlu olmamalı, Amerika’daki görüşmelerden.. Kaldı ki, Osmanlı’nın tarih sahnesinden silindiği 1920’lerde oluşturulan Ortadoğu haritasının yetmediği, USA emperyalizminin menfaatlerine göre yeni bir dizayn, yeni bir düzenleme yapılma ihtiyacı duyulduğunun sancıları yaşanıyor..

Siz bakmayın, KKK. Gen. Başbuğ’un ve benzerlerinin ‘TSK başka ülkelerin ordularıyla karıştırılmamalı..’ diye tumturaklı beyanlarına.. Amerikan emperyalizminin emellerine hizmet eden ve daima, ‘Bizim iki şapkamız vardır, birisi Amerikan ordusu şapkası, diğeri NATO şapkası; dilediğimiz anda dilediğimizi giyeriz..’ diyebilen Amerikan kumandanlarca yönetilen bir NATO’nun proğramlamasına göre yetişmiş subayların ve bütün sırları NATO tarafından bilinen ve silah sistematiği de yine aynı güç merkezince proğramlanmış bir ordunun NATO ve USA’ya karşı ne yapabileceği düşünülmelidir. Bu durum, ‘Biz başkasına benzemeyiz.’ diyerek geçiştirilemez..

Biz, geçmişte niye güçlü ordularımızın, ‘Yeniçerilik’ / kendi başına buyrukluk ve siyasete bulaşmışlık hastalığı içinde, nasıl ve hangi noktalara geldiğini ve hattâ en sonunda da, kendi milletinin değerlerine karşı bir ‘sivri mızrak’ gibi kullanılmak noktasına getirildiğini de görmüşüzdür.. Hâlâ da, o meş’ûm durumdayız.. Generallerimiz, millete bir ‘deli gömleği’ gibi zorla giydirilmiş ve ne olduğu belirsiz ve kendilerinin de anlamadıkları anlaşılan bir ‘laiklik’ anlayışına milleti zebûn etmek hakkını kendilerinde buluyorlar ve bunu, siyaset üstülük sanıyorlar.. Nerede hassas bir konu varsa, milletin iradesinin orada, ‘resmî ideoloji’ sloganlarıyla yok sayılıyor..

Barzanî, petrol geliri ve sair konularda Kuzey Irak’daki ‘Kürdistan eyaleti’ne imtiyazlar tanınmadığı takdirde, ‘Irak birliği içinde kalmıyacaklarını, ayrılabilecekleri’ni açıkça dile getirirken ve yarınların neler getirebileceğini kimse bilemezken ve bütün Ortadoğu’da, Müslüman halkları, bu coğrafyayı emperyalistlerin planlarına uygun olarak da olsa, bölüşmek için birbirlerinin üzerine saldırabileceği çok kanlı bir şeytanî oyun’ tezgahlanırken, TSK generallerinin hâlâ, ‘laiklik’ nutukları atmaları ve ’irtica’ı, hâlâ, tehdid algılamasında birinci sırada tutmaları, ülkemiz ve halkımızın nasıl bir ‘domuz bağı’ işkencesiyle sıkboğaz edilmek istendiğini anlamak mümkün değildir..

Amerika’lı yüksek rütbeli bir subayın 15 Eylûl’de, Roma’daki bir NATO eğitim toplantısında, Amerikan Ordu dergisinde de yayınlanan ve Ortadoğu’yu daha bir bölük pörçük etmeyi amaçlayan bir haritayı açtığı ve üzerinde müzakere yapıldığı ortaya çıktı.. Amerika, başına yeni gaileler açmamak için, Ankara’dan özür diledi.. Ancak, dikkat edelim, hassasiyetler sadece Türkiye’nin bölünmesi konusunda dile getiriliyor. Yani, bölgenin diğer ülkeleri bölünebilir..

Böyle bir durumda, Amerikan gezisi sırasında, Tayyîb Bey’den laik rejimin beklediği ile, Müslüman halk(lar)ın beklediği çok farklı olacaktır, elbette.. Onun, Amerika’daki görüşmelerinde, tek bir kavmi, tek bir ülkeyi değil, bütün bir gölge halklarının maslahatını gözönünde bulundurarak hareket etmesi umulur..

Abdullah Gül, evvelki gün, Celâl Talebanî’nin ‘Irak’ın içişlerine karışırlarsa, biz de komşularımızın içlerindeki muhalif unsurları destekleriz..’ şeklindeki sözlerini değerlendirirken, ‘Amerika’nın o bölgeden sonunda çekip gideceğini ve o bölgenin halklarıyla birlikte yaşayacaklarını gözardı ediyor, patavatsızca konuşuyor..’ diyordu. Bu söz çok önemli.. Başbakan da, 1 Mart Tezkeresi keşke kabul edilseydi..’ diyerek, dolaylı şekilde, ‘Irak’ın işgaline keşke katılsaydık..’ derken samimî ise, kendi sözlerini bir Abdullah Gül’ün bu sözlerinin mihengine vursun derim.. Evet, Amerika bu bölgede kalıcı değildir, ama, bizim halklarımız kalıcıdır.. Hesabımızı buna göre yapmalıyız..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.