Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irak kan gölü: Sorun mezhep mi, yönetim mi?
Pazartesi, 09 Ekim 2006 - (14:48)
Osman Atalay

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Irak işgali ve direnişi 4. yılını doldururken, yüz binden fazla sivil insan hayatını kaybetti, 30 bine yakın insanın kadın, çocuk, genç ve yaşlı potansiyel suçlu zannı ile nerede olduğu ise bilinmemekte. Hükümet binalarının bodrum katlarından işkenceye uğramış insan cesetleri, cezaevlerindeki işkence hane görüntüleri ve yerle bir edilen şehirler, yasaklı kentler adeta Saddam Hüseyin yönetimine rahmet okutan ve isyan ettiren bir işgal ve Irak hükümeti.

Son 2 ayda 6 bin 500 insanın hayatını kaybettiği korkunç bir tablo insanların gündüz dahi mecbur kalmadıkça sokağa çıkıp dolaşmaya cesaret edemediği bir Irak. Peki Türkiye’de aydın ve yazarlarımız Irak sorununu doğru okuyabildi mi, ya da cesaretle yaklaşabildi mi? Tabii ki hayır. Fitne çıkabilir endişesi ile asla probleme parmak basmak ya da iyi niyet duası kabilinden de olsa tavsiye ve beklentilerini bile ifade etmeyi habire ertelediler. Ülkede 4 yıldır akan kanın tüm sorumluluğunu çok basit bir şekilde Amerika veya İsrail’in çok profesyonel ve başarılı ajanlarının provakatif eylemi olarak değerlendiler. Bir de Irak el-Kaidesi ve Saddam’ın ajanlarına işi havale ederek olayın aslını bir türlü araştırma zahmetine katlanmadılar. Felluce şehri geçen yıl Ramazan ayının son 10 günü kadir gecesi ve bayram dahil yerle bir edilirken ve kimyasal silahlar kullanılırken, Irak yönetimine Sünni-Şii kardeştir mesajı verme cesaretini gösteremeyen İslam dünyası entelektüelleri susarak Irak’ın bugünlere gelmesinde katkıları hiç mi yok? Irak Ramazan’ın ilk gününü bombalar ve ölümlerle karşıladı, günde yaklaşık yüz sivil hayatını kaybediyor, artık insanlar mecbur kalmadıkça sokağa çıkmıyorlar. Hükümet güçleri ve Amerikan askerleri en son Şii lider Mukteda Sadr taraftarlarına karşı kanlı saldırılar yaparak Irak’ı adeta cehenneme çevirdiler. Sokakları kan gölüne dönüştüren mezhep çatışmalarının yanı sıra meclise Şiilerin sunduğu özerk yasa teklifi Irak’ta parçalanma senaryolarını resmiyete dökmüş oldu. Irak meclisine sunulan yasa tasarısı bir çok vilayeti içine alan özerk bölgeler kurulmasını öngörüyor.

Şiiler, Kürt bölgesinin sahip olduğu özerk bölge statüsünü artık kendileri içinde istiyorlar. Bu durumda ülkenin üç parçaya bölünme sürecinin son noktaya geldiğini göstermektedir. Ülkenin en zengin petrol yatakları olan kuzey ve güney bölgesi Kürt ve Şiilerce kontrol altına alınmış olmakla beraber Sünnilerin ülkenin ortasında yer alan Çöl bölgesinde sıkışmaları uzun yıllar Irak’ta iç savaşın devam edeceğini gösteriyor. Yaklaşık bir yıldır Şii bölgesinde yaşayan Sünni aileler, Sünni bölgelere göç ederek en derin ve ince ayrıntılara varan ayrışma sürecini noktaladılar .

BM insan hakları konseyinin Eylül ayı raporu gerçekten tüyler ürpertici, Irak’ta işkence kontrolden çıkmış durumda ve insanlar Saddam dönemini arıyor haldeler. Amerikan askerleri, Irak polisi, ordusu, milisleri adeta güvenliği kontrol altına alma uğruna yüzlerce insanın hayatına mal olan işkence metodları, var olan etnik ve mezhep çatışmalarını daha da içinden çıkılmaz hale getirmiş durumda. Bugün Bağdat’ta güvenlik sorununu aşmak için Bağdat’ın giriş ve çıkışlarını duvarlar ile çevirerek ve etrafına hendekler kazarak su ile doldurulmuş vaziyette sağlamaya çalışan bir güvenlik anlayışı oluşmuş durumda. Anlaşılan o ki, Irak’ın iç sorunu ve güvenliği bugünkü mevcut hükümeti aşmış durumda. Ne Amerika ne de mevcut Irak hükümeti asla Irak’ta “Barışı ve Adaleti” tesis edemeyecek. Bu sorun tabii ki İKÖ’nü aşmış durumda hiç değilse “Irak’ta asıl sorunun Mezhepmi, Yönetim mi?” sorusunun İslam dünyasında yüksek sesle tartışılmasını sağlamaktır, aksi takdirde önümüzdeki Ortadoğu sürecinde ciddi olarak Şii ve Sünni mücadelesinin çok daha yaygın biçimde yaşanacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Ayrıca bu mezhep savaşının ajanlar tarafından çıkarıldığını düşünüyorsak, burada bizlere İslam dünyasının seçkin aydın, yazar, diplomat, sivil toplum örgütleri ve özellikle İranlı aydın ve din adamlarına çok büyük görev düşüyor ve bunun zamanı da geldi, geçiyor bile….

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Osman Atalay'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.