Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Saddam'ı ve Taliban'ı aratmak
Çarşamba, 11 Ekim 2006 - (21:43)
Abdülkadir Özkan
Milli Gazete

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İşte Irak... İşte Afganistan... İşte Lübnan... İşte Filistin... Biraz geriye dönüp baktığımızda Libya ve Cezayir hep o "Vahşet medeniyeti"nin temsilcilerinin katliamlarına sahne olmuştur.


Son zamanlarda medyada sıkça "Irak halkı Saddam'ı arıyor" ya da "Afgan halkı Taliban'ı arıyor" şeklinde haberler çıkıyor. Bunun anlamı işgalciler ne söyleyerek Afganistan ve Irak'a gelmiş bu ülkeleri işgal etmiş olurlarsa olsunlar yaptıkları ile Afgan ve Irak halkına eski günlerini aratır olmuşlardır. Aslında ülkeler işgal edilerek huzura kavuşturulamaz, gelişmeleri sağlanamaz. İşgal altındaki bir ülkede insanların huzurlu olması mümkün değildir. İşgal demek savaş demek, direniş demektir. Ülkeler için esas olan bağımsızlık, yabancıların çizmeleri altında kalmamaktır.

Düşünüyorum da, eğer Irak halkı Saddam'ı, Afgan halkı ise Talibanı arıyorsa bugünkü işgalciler onlardan çok daha zalim ve kötüymüş demektir. Bunun başka bir anlamı olabilir mi? Ne yazık ki, bu zalimler kendilerini dünyaya kurtarıcı ve barışın, demokrasinin savunucusu gibi gösteriyor ve bunu da başarıyorlar. Elbette, yerli işbirlikçi ve yalakaların işgalcilerin bu iğrenç çehrelerini gizlemekte önemli rolleri var. Emperyalist ve sömürgeci güçler eğer yerli işbirlikçi ve yakalar bulamasalar istedikleri ülkeyi böylesine rahat bir şekilde işgal edemez, oralarda çöreklenip kalamazlar. Bu da gösteriyor ki, Batı'nın maddeyi putlaştıran vahşet medeniyetinden insanlığa hayır gelmez. Hakkı esas alan İslâm medeniyetinin belirleyici olması şarttır. Belirleyici durumda vahşet medeniyetinin temsilcileri olmaya devam edecek olursa yeryüzünde kan ve gözyaşı eksik olmayacaktır. Tarih boyunca gelişmelere bakıldığında bu gerçek görülecektir.

Yeryüzünde devam eden mücadelenin özünü hak-batıl mücadelesi oluşturduğunu, hak gelmeden batılın ortadan çekilmeyeceğini bilerek artık herkesin hakkın yanında safını belirlemesi gerekiyor. Hakkın yanında olduğunu söylemek yetmiyor.

İşte Irak... İşte Afganistan... İşte Lübnan... İşte Filistin... Biraz geriye dönüp baktığımızda Libya ve Cezayir hep o "Vahşet medeniyeti"nin temsilcilerinin katliamlarına sahne olmuştur.

Ya Endülüs nerededir, ne olmuştur? 600 yıllık Endülüs medeniyetinden iz bile bırakılmamıştır. O "Vahşet medeniyeti"nin mensupları bir iz kalmasına bile tahammül edememişlerdir.

Yüzyıllar boyu Çeçenistan'da yaşananları, Çeçenlere reva görülenleri unutmak mümkün mü?

Elbette, tarihi olaylara bakarak yeryüzünü topyekün düşman ilan etmek olmaz ama, bu gerçekleri de unutmamak gerekiyor. Ve mensubu olduğumuz medeniyeti terk ederek bu "Vahşet medeniyeti" içinde yer edinmeye talip olmanın ne anlama geleceğini herkesin tekrar tekrar düşünmesi gerekiyor. Sürü gibi bir takım güçlerin organize ettiği kampanyaların arkasına takılıp gitmek insana yakışmaz. Çünkü, Müslüman sürü değildir, her söylediğinden ve yaptığından Allah indinde sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın tek yolu delilik ya da akılsızlıktır. Lütfen artık sürü psikolojisi ile hareket etmekten vazgeçerek çevremizde olup bitenlerin dününü ve bugününü araştıralım. Bu görevi birilerine havale ederek bilesiniz ki sorumluluktan kurtulamayız. Diyalog diyerek, uzlaşma diyerek kendi temel değerlerimizden koparak bir başka değerler manzumesinin içinde yok olup gitmeyi marifet sanmayalım. Eğer, ABD ve yandaşlarının demokrasi, özgürlük diyerek işgal ettikleri bir memlekette Saddam gibi bir zalim halk tarafından aranır hale gelmişse hâlâ bu "Vahşet medeniyeti"nin mensupları ile birlikte olmayı, aynı çuvala girmeyi savunanların hangi noktada bulunduklarını tesbit durumundayız.

Artık bilmeliyiz ki, biz mensup olduğumuz tüm değerleri terkedip bu maddeyi putlaştırmış "Vahşet medeniyeti"nin değerleri içinde eriyip gitmeden onlar bizi kendilerinden kabul etmeyeceklerdir. Bize başkası olarak bakmaya devam edeceklerdir. Onların bizi başkası olarak kabul etmesinin yadırganacak bir yanı yok da bizdeki bazı gafillerin onları bizden saymasını anlamakta zorluk çekiyorum.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Abdülkadir Özkan'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.