Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Tarihimiz 1923'te başlasa bu sorunlar hiç olmazdı ki...
Perşembe, 12 Ekim 2006 - (23:42)
Mehmet Barlas

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Osmanlı tarihi diye, iyi ve kötü padişahların hikayelerini okumadık mı? Hepimiz Fatih'in, Kanuni'nin torunları olmayı kabulleniyoruz ama hangimiz " Deli İbrahim' in de torunlarıyız " diyebiliyoruz?


Emel Sayın'ın söylediği, sözleri ve müziği Hulki Saner'e ait olan " Rüyalar Gerçek Olsa " şarkısını hatırlıyor musunuz?

" Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm
İncecik beline sarılarak yürürdüm
Sabah olmasın diye güneşi durdururdum
Yanardağlarda tüten ateşi söndürürdüm "

Başrollerini Esen Püsküllü ile Engin Çağlar'ın oynadığı filmin adını taşıyan bu " Yeşilçam Şarkısı "nın sözleri, Cumhuriyet kuşaklarına sunulan " Tarihsiz toplum " senaryosu için de keşke yeniden yazılabilse.

Uzun yıllar önce okuduğum bir İngiliz gazetecinin " Ankara "yı anlatan şu satırlarını hep hatırlarım:

-Ankara' da bilimkurgu romanlarını anımsatan bir tarih anlayışı var. Hititler' den bir anda Cumhuriyet' e geçiliyor Ankara' da... Bu tarihin içeriğinde Bizans da, Selçuklu da, Osmanlı da yok sanki.

ÖFKE VE ŞAŞKINLIK

Şimdi Fransız politikacıları 10 milletvekilliğini etkileyebilecek 400 bin Ermeni oyunun hatırına Osmanlı tarihinin bir sayfasını Cumhuriyet'in bugününe yapıştırmak isterken, bizdeki toplumsal tepkiler, " Öfke " kadar "Şaşkınlık " da içermiyor mu?

Kimse " Osmanlı' da soykırım olamazdı ki... Çünkü Osmanlı ulus devlet değildi. Çok uluslu bir imparatorluktu " diyemiyor. Genellikle " Biz Türkler soykırım yapmayız " deniliyor. Kimse Sultan Abdülhamid'e karşı Türklerin de, Ermenilerin de, Arnavutların da, Rumların da muhalefet cephesi içinde birleştiklerini, Ermeni teröristlerin bombası gecikerek patladığı için Abdülhamid'in hayatı kurtulunca buna Tevfik Fikret'in üzülerek " Bir lahza-i teehhür "ü yazdığını düşünmek bile istemiyor.

Sanki Ankara'yı Ankaralılar kurmuş gibi bir inanç yok mu içimizde.

Osmanlı tarihi diye, iyi ve kötü padişahların hikayelerini okumadık mı? Hepimiz Fatih'in, Kanuni'nin torunları olmayı kabulleniyoruz ama hangimiz " Deli İbrahim' in de torunlarıyız " diyebiliyoruz?

BİZİM
TARİHİMİZ

Gazetecilikteki ilk yıllarımda Cumhuriyet'in arkadaş ortamında rahmetli Burhan Felek, İttihatçıların 1912'deki Babı Ali Baskını'nı, Cağaloğlu'ndaki karşı köşeden bir öğrenci olarak nasıl izlediğini anlatırdı. Dinleyen bizler de 1960'ın 28 Nisan'ında aynı Bab-ı Ali'yi (Şimdiki Vilayet) nasıl kuşatıp basmak istediğimizle hiç karşılaştırmak istemezdik bu anlatılanları. 27 Mayıs'ı yapan " Genç subaylar "ın İttihatçı veya Cumhuriyetçi olmaları arasındaki ilişkiyi kuranımız hiç yoktu.

Tabii ki, Irak'ı, Suriye'yi etkileyen " Baasçılık " olgusunun da, Osmanlılık'ın bir kalıntısı olduğunu hiç düşünmedik o dönemlerde. Bağdat ve Basra'nın birer Osmanlı vilayeti olduğunu neden hatırlayacaktık ki?

Aslında yeni yeni İsmail Hakkı Uzunçarşılı'yı, Mustafa Akdağ'ı falan okurken, anlatılanların " Bizim tarihimiz "in parçaları olduğunu düşünüyor, mesela " Kapıkulu "nun anlamını yeni yeni değerlendiriyoruz. Ali Fuad Türkgeldi'nin " Mesail-i Mühimme-i Siyasiye "si ile bugünkü önemli siyasi sorunlar arasında " Devamlılık " ilişkisini yeni yeni kuruyoruz. Dedelerimizin " Düvel-i Muazzama "ya karşı duydukları ihtiyatlı öfkelerini, biz de bu çağda " Büyük Devletler "e karşı beslemiyor muyuz?

TARİH
EĞİTİMİ

" Nutuk "u, Cebesoy'un " Siyasi Anılar "ını, Karabekir'in " İstiklal Harbimiz "ini, Fethi Okyar'ı, Rauf Orbay'ı falan okuyunca, Osmanlı'nın son dönemindeki siyasi kavgaların Cumhuriyet'e de aktarıldığını görmüyor muyuz?

Veya Moltke'nin 1820'ler İstanbul'undan yazdığı " Türkiye Mektupları "ndaki tablo bugünü hiç mi yansıtmıyor?

Tabii ki Ermeni Tehciri bir soykırım değildi. Varlık Vergisi de " Holokost "un bir parçası değildi. 1955'in 6-7 Eylül gecesi de, bir soykırım provası yapılmamıştı İstanbul'da.
Kodu mu oturtan Tepedelenli'ler, Mora ayaklanmasını bastırmaya çalışırken, Nürnberg'i mi düşünmüşlerdi sanki?

400 bin Ermeni Fransız'ın oyu için düşünmeyi ve tartışmayı yasaklayan bir kanun çıkarmaya çalışan akılsız Fransızlar, 70 milyon Türk'ün " Tarih "i yeniden öğrenmesine katkıda bulunduklarını fark etselerdi, Moliere'lerinin Kibarlık Budalası'nın kahramanı gibi " Demek ben nesir söylüyormuşum " diyerek herhalde çok şaşırırlardı.

Yeniden yazalım mı o Yeşilçam şarkısını?

" Gerçekler rüya olsa, tarih 1923' te başlasa Paris
' i sustururdum, Zürih' i pustururdum
AB' yi susta durdururdum
Gerçekler rüya olsa, tarih 1923' te başlasa... "

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mehmet Barlas'in Diğer Yazıları
   Demirel, laikçi cephenin lideri olabilir mi?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.