Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kör dövüşü
Salı, 17 Ekim 2006 - (01:01)
Mahir Kaynak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Önce geleceğin dünyasının nasıl şekilleneceği, böyle bir yapılanmanın hangi ilkelerle ve değer yargılarıyla yönetilmesinin mümkün olduğu tahmin edilmeli ve bu şartlarla uyumlu bir değerler sistemi savunulmalıdır.


Türkiye’deki siyasi mücadele gerçek zeminde yürütülmüyor. Taraflar iddialarını Anayasa, ilkeler ve değer yargılarını öne sürerek savunuyor veya karşı tarafın bunları ihlal ettiğini söylüyor. Oysa bunun gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Kavganın sebebi başka, görüntüsü ilgisiz konularda.

İlk bakışta bir laik İslamcı farklılaşması ve bunun yansımalarını görüyoruz. İslamcı kanat demokratik kurallara uyulmadığını, insanların inanç özgürlüğüne müdahale edildiği söylerken karşıtları Cumhuriyet ilkelerinden söz ediyor ve Anayasanın çizdiği çerçevenin zorlandığını düşünüyor.

Gerçekte kanatlar farklı bir dünya algılıyor ve Türkiye’nin bu çerçevede yerinin neresi olması gerektiği konusunda anlaşamıyorlar. İslamcı kanadın önemli bir bölümü ülkemizin küreselleşen bir dünya karşısında olduğunu ve bunun içinde yer almamız gerektiğini düşünürken diğer kanat ulusalcı eğilimlerin ağır basacağını öngörüyor. Herkesin ülkemiz için öngördüğü yer kendi çıkarlarıyla örtüşüyor. Küreselleşen bir dünyada ve onunla bütünleşecek olan ülkemizde, egemenlik el değiştirecek ve bugüne kadar yönetilen konumda olan kitleler yönetici olacaktır. Buna halkın iktidarı deniyor ve bürokrasinin üstünlüğünün sona ereceği düşünülüyor.

Burada bir soru cevapsız kalıyor. Demokrasinin gerekleri yerine getirilirken ve egemenlik el değiştirirken demokrasinin ihtiyaçlarına cevap veriliyor ama bu durumun ülkenin geleceğini nasıl etkileyeceği tartışılmıyor.

Söylemek istediğim bu görüşlerden birinin doğru ya da yanlışlığı değil. Sadece önce hedeflerin belirlenmesinin gerektiği ve kuralların bu hedeflere en kolay ulaşılacak biçimde olmasıdır. Yolunuz gideceğiniz yeri değil, gideceğiniz yer yürüyeceğiniz yolu belirlemelidir. Bir taraf demokrasi olsun da nereye giderse gitsin derken diğerleri biz bir hedef belirlemiştik, zaman neyi gerektirirse gerektirsin biz hedefimizi değiştirmeyiz diyor ve her ikisi de yanılıyor.

İzlenmesi gereken yol bellidir ve bunun dışındaki davranışların getirisi sadece şansa bağlıdır. Önce geleceğin dünyasının nasıl şekilleneceği, böyle bir yapılanmanın hangi ilkelerle ve değer yargılarıyla yönetilmesinin mümkün olduğu tahmin edilmeli ve bu şartlarla uyumlu bir değerler sistemi savunulmalıdır. Bu herhangi bir ideoloji olabilir ve her düşünce sahibinin kendisini özgür hissedebileceği bir ortam, bu yapı içinde, sağlanabilir.

Bir süre herkes ideolojik tartışmayı bir yana bıraksa ve sadece siyaset konuşulsa, kimse diğerinin değerleriyle uğraşmayıp yürünecek yolun nereye vardığını araştırsa, önümüzü daha iyi görürüz.

Bir örnekle yazımı bitiriyorum. Kimse Mehmet Ağar’ın neden PKK’nın siyasallaşması gerektiğini istediğini tartışmıyor ama onu eleştiriyor. Birbirine karşıt iki tarafın yakınlaşması taraflardan birinin yenildiğini ya da değiştiğini gösterir. Kim yerinde duruyor, kim değişti ve ne hale geldi biliyor muyuz?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mahir Kaynak'in Son 10 Yazısı
   Bomba
   İttifak
   Ne yapmalı?
   Bir uçtan diğerine
   Modele uyuyor
   Kim kimin dostu?
   B planı
   Tren kazası
   İran’ı anlamak
   İç hesaplar
   Globalleşme ne götürecek?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.