Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Adını koyalım: Fiyasko
Cumartesi, 21 Ekim 2006 - (11:32)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Irak'ta ABD'nin işi iyi gitmiyor, ama olan-bitende adı hiç geçmeyen İsrail'in etekleri zil çalıyor; ABD'nin yaşadığı 'fiyasko' Irak'ı İsrail için bir tehdit olmaktan çıkardı çünkü. Süpergüç için 'İsrail'in piyonu' olarak görünmek hoş bir duygu olmamalı.


Irak'ta işler iyice sarpa sardı. Bir bilimsel araştırmaya göre, ABD'nin askerî operasyonu başladığından bugüne hayatını kaybeden Iraklı sayısı 600 binin üzerinde. Amerikan kamuoyu kendi kayıplarıyla daha fazla meşgul; ama o rakam da artıyor: Sadece bu ay içerisinde 70'in üzerinde ABD askeri çatışmalarda öldü. 11 Eylül'ün (2001) hemen ertesi günü seslerini yükseltmeye başlayan “Derhal Irak'a savaş açalım” cephesi çözülmeye başladı. Irak'ın Vietnam bataklığına benzediğini sonunda George W. Bush da kabul etmek zorunda kaldı.

Savaş cephesinde yer aldığı bilinen tipler arasından da “Yanılmışız, Irak'a askerî müdahale yanlışmış” diyenler çıkıyor artık. Canını dişine takıp Irak'taki işgali başarılı kılmaya çalışan subayların da sabırları tükeniyor. İngiliz Genelkurmay Başkanı Gen. Richard Dannatt'nın “Askerlerimizi derhal çekelim, aksi halde Irak'taki güvenlik sorununun altında kalırız” uyarısını Amerikalı subayların benzeri açıklamaları izledi. Bush'un kamuoyu baskısı üzerine gizlilik kaydını kaldırmak zorunda kaldığı rapor da aynı görüşte: Irak'a açılan savaş ve devam eden işgal dünyayı teröre daha açık hale getirdi...

ABD'de şu son bir-iki ay içerisinde çıkan eserler (Size birkaç örnek: Peter Galbreith'ın 'The End of Iraq'; Thomas Ricks'in 'Fiasco: The American Military Adventure in Iraq'; Rajiv Chandrasekaran'ın 'Imperial Life in the Emerald City: Inside Iraq's Green Zone'; Bob Woodward'un 'State of Denial'; Michael Isikoff ve David Corn'un 'Hubris: The Inside Story of Spin, Scandal, and the Selling of the Iraq War'; David L. Phillips'in 'Losing Iraq: Inside the Postwar Reconstruction Fiasco') 'dünyanın tek süpergücü'nün kendini düşürdüğü acınası durumu acımasızca sergiliyor.

Bugün gelinen noktada genel hatlarıyla bilinenler şu: ABD'de savaş kararını veren kadro kimi ideolojik kimi de dinî takıntılı kişilerden oluşuyor. Pentagon Beyaz Saray'ı peşine takarak yönetti bütün süreci. Pentagon'da yuvalanan gözü dönmüş siviller askerlerin savaşa dönük uyarılarını dinlemedikleri gibi savaş-sonrası hazırlıklarında da ihmalci davrandılar. Karar alma mekanizmasında bulunup da, Irak'ta işgal sonrası kapsamlı bir direniş olabileceğini düşünen neredeyse kimse yoktu. Ülkeye demokrasi götürme iddiasıyla yola çıkanlar, elektrik, su ve benzin gibi temel ihtiyaçları temin edemediler.

ABD'nin Irak'taki durumunu en iyi yansıtan tek bir sözcük var: 'Fiyasko'...

Vietnam benzetmesi de tam bu noktada devreye giriyor. ABD'nin Vietnam mâcerası için dönüm noktasını 'Tet saldırısı' genel başlığı altında anılan bir dizi askerî harekât teşkil eder. O harekâtta Vietnam'daki komünist güçler ağır yaralar aldı ama, yapay başarı görüntüsüne rağmen “Vietnam'da yeniliyoruz” hissi 'Tet saldırısı' sonrası Amerikan halkı arasında yayıldı. Bir tv mülâkatında kendisine yöneltilen, “Irak'ta son zamanlarda şiddetini artıran direnişi Vietnam'daki Tet saldırısına benzetenler çıkıyor, ne dersiniz?” sorusuna, “Doğru olabilir” cevabını vermek zorunda kaldı Bush.

“Geçmiş olsun” dememiz gerekmiyor.

Bu gelişmenin derhal göze çarpan fiilî sonuçları var: Irak'ta ABD'nin işi iyi gitmiyor, ama olan-bitende adı hiç geçmeyen İsrail'in etekleri zil çalıyor; ABD'nin yaşadığı 'fiyasko' Irak'ı İsrail için bir tehdit olmaktan çıkardı çünkü. Süpergüç için 'İsrail'in piyonu' olarak görünmek hoş bir duygu olmamalı.

ABD'de seçmenler iki hafta sonra sandık başına gidip oy kullanacaklar. Aslında, Amerikan halkını etkileyerek dolaylı yoldan Iraklılar da oy kullanmış olacak ABD seçimlerinde. Bush yönetimi, esas sıkıntıyı ise, seçimden sonra yaşamaya başlayacak.

İngiltere ve ABD'den yükselen “Askerlerimizi Irak'tan çekelim” taleplerinin önümüzdeki günlerde daha da artması beklenebilir. Asker-sivil ilişkilerinin kötüleştiği ülkemiz, umarım, hemen yanıbaşımızdaki Irak'la ilgili bu gelişmeye hazırlıksız yakalanmaz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Kanun bir çalgı âleti değilse
   Pakistan bize benzemez
   Tahran'dan ileriye...
   İnsaf yahu!
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Sağduyuya ihtiyaç var
   Dönüm noktası
   Zekâya da hakaret
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.