Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Toplumsal şizofreni
Perşembe, 26 Ekim 2006 - (14:03)
Akif Emre
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Durum yabancılaşma tanımlamasını aşan, daha vahim bir çizgide: medya kanalından din ve onun şekillendirdiği toplumsal değerlerle başka bir temas imkanı olmayan bir neslin bunlara nefret düzeyinde bir başkalaşımdan söz ediyoruz.


Bayram günü tüm televizyon kanallarında “zevk için öldüren” zanlıların haberleri ekranları doldurdu. Amerikan filmlerini aratmayacak bir şekilde memleketi bir ucundan diğer ucuna kat ederek, maceralı yolculukta toplam yedi kişiyi bir hiç uğruna öldüren kafadarların macerası bayrama damgasını vurdu. Bayram günü ekranlara yansıyan bu tüyler ürpertici tablo tekil bir örnek değildi. Adeta bayram havasını bozmak istercesine adi cinayet, gasp haberlerine bol bol yer verilmesi dikkatimi çekti.

Burada, 'haber etiği' açısından bu türden olayların nasıl yansıtılması gerektiğini aşan, toplumun geldiği vahim durumla alakalı hayati bir durumla karşı karşıyayız.

Medya etiği açısından bu türden olayları veriliş tarzının özendirici bir işlev gördüğünün altını çizmek gerekir. “Haber haberdir” ilkesiyle savunulamayacak ahlaki sorunla yüz yüzeyiz. Kötülüğün yaygılaştırılarak aşinalık/alışkanlık oluşturmaması ilkesi 'haber özgürlüğü' itirazına takılsa da özellikle liberal medya teorilerinin ahlaki zafiyetini ortaya çıkarması bakımından yeniden düşünülmesi, tartışılması gerekir.

Bu olayın sarsıcı boyutu şuraya yoğunlaşmamızı gerektiriyor; haber etiği ve toplum ilişkisi-medya teorileri tartışmalarına sıkıştırılamayacak boyutlarda, toplumda içten içe büyüyen dehşet verici bir çürümenin artık görülmesi ve asıl bunun ahlaki boyutlarının konuşulması gerekir. Çok değil yakın zamana kadar 'çürümüş Batı toplumu'nun bir ürünü olarak okuyup yargıladığımız suç türleri artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Her türden cinayet ve tecavüz olaylarıyla sarsılıyor toplum. Büyük şehir hayatının kozmopolitizmi, şehirleşme sorunlarıyla geçiştirilemeyecek, çok daha derin yapısal sorunları ifşa eden suç türleri ve bu cürümleri işleyen yen bir insan tipiyle karşı karşıyayız.

Batının modernleşme deneyimi, geleneksel toplum yapısının dağılması, gelenek ve ahlaki değerlerin çökmesi karşısında bireyselleşmenin ikame edilmesi, modern hayat tarzının çözücü etkisi ( modernitenin doğasında var olan reaksiyoner ve dağıtıcı özelliği hatırlayalım) karşısında ortaya çıkan bu türden çürümeye karşı devleti güçlendirildiğini ve farklı biçimde gelenekle ilişkiye geçerek eksiğini kapamadığını anlatır bize. Bu (modern) insan ve toplum modeli her şeye rağmen şizofren bir toplum tipinin ortaya çıkmaması için ortak bir irade sergiledi. Modernleşme sürecinde Batı toplumları bir yanda din, gelenek gibi kurum değerlerle mücadele ederken aynı zamanda bunlarla uzlaşmanın imkanlarını keşfetmesini bildi; aydınlanma, rasyonel toplumu inşası olduğu kadar paralel olarak dinin yeniden toplum hayatına dönüşünün hikayesidir.Türkiye'de laik ahlakı dinin yerine ikame etmek sevdası olarak özetlenebilecek çağdaşlaşma/batılılaşma macerasının topum mühendisliği eliyle dayandığı nokta ahlaki çöküntüden evvel 'şizofren toplum modeli'dir.Ne önerdiği insan ve toplum modeli bakımından ne de toplumun dayandığı değerler bakımından parçalanmış, “yaralı bilinç” hali sergileyen yan yana farklı dünyalar söz konusu artık. Ortak hiç bir tartışılmazları, hedefleri olamayan, önerdiği insan tipi ve bunu sağlayacak ahlaki referanslardan mahrum bir toplumla karşı karşıyayız.

Son on-on beş yıllık medya gündemindeki din ve bu toplumun ahlaki ve kültürel değerlerine ilişkin yayınlardan hafızalarımızda kalan şey, yeni nesillerde bu değerlere ait oluşturduğu imaj üzerinde bir düşünelim. Gerek resmi politikalar ve bunun medya üzerinden yaygınlaştırdığı söylemin inşa edeceği insan tipi bize ait tüm değerlere, dine ve onu temsil eden her türden yaşayan sembollere yabancılaşan bir insan modeli doğurduğunu söylemeye gerek yok.

Durum yabancılaşma tanımlamasını aşan, daha vahim bir çizgide: medya kanalından din ve onun şekillendirdiği toplumsal değerlerle başka bir temas imkanı olmayan bir neslin bunlara nefret düzeyinde bir başkalaşımdan söz ediyoruz.

Bir yanda din ve ahlaki tezahürleriyle sağlıklı temas imkanı elinden alınmış, hatta nefreti sağlanmış ama yerine ucube bir “laik ahlak” söyleminin dışında önermesi olmayan, toplumun ana damarından koparılmış ayrı dünya/lar inşa edildi.

Sorun “kakofoni” benzetmesinden daha ciddiye alınmayan siyasi rekabetin fişeklediği irtica tartışmalarından daha derin ve vahim. Laik ahlak adına benliği ve bilinci bu denli iğdiş edilmiş bir milletin geleceği nokta şizofren toplumdur.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Akif Emre'in Son 10 Yazısı
   Annapolis'ten yeni bir savaş çıkabilir
   Derin kitle yahut derin millet
   Milli şairi sürgüne giden ülke…
   Papa'ya yazılan 40 yıllık mektup
   Savaşlar olmasın ya da yaşasın zalimler
   Sadece İsrail mi suçlu?
   Toynbee'den Cansever'e ''vahşi batı''yorumu
   Seküler ahlak mümkün mü?
   İsrail'in ''daimi sınırları'' nereden geçer?
   Medyatik laiklik ya da toplumun sekülerleşmesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.