Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İnsaf yahu!
Cumartesi, 18 Kasım 2006 - (13:38)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Sanki yakın geçmişte öyle bir arınma ihtiyacıyla ortaya atılmamış gibi yeniden 28 Şubat sürecinin söylemini bugünlerde hortlatmanın anlamı ne?


Yoksa 28 Şubat süreci devam mı ediyor? Bu soruyu sormamın sebebini şu günlerde gazete manşetlerine tırmanan zihniyete bakarak çıkarabilirsiniz. Düne ait manşetlerden özellikle biri fena halde açıklayıcıydı: "İmam-hatip inadı bitmek bilmiyor." Habere göre, Milli Eğitim Şurası'nda, meslek liseleri ile düz liseler arasında var olan katsayı farkını ortadan kaldıracak bir formül bulunmuş; üniversiteye girişte, kurumlar arasında herhangi bir ayırım gözetilmeden 'olgunluk sınavı' uygulanacakmış…

İmam-Hatip liselerini beğenir veya beğenmezsiniz… Düz liselerle imam-hatiplerin de bir parçası sayıldığı meslek liseleri arasında fark gözetilmesini doğru veya yanlış bulabilirsiniz… 'Olgunluk sınavı' formülünü benimser veya yadırgayabilirsiniz… Benim takıldığım nokta bunların hiçbiri değil. Ancak, bir medya organıysanız ve "İmam-hatip inadı bitmek bilmiyor" manşetini kullanmışsanız, bu söyleminizin hesabını vermek zorundasınız…

Türkiye '28 Şubat süreci' adını taşıyan olağanüstü bir dönemden geçti; o dönemde neler olup bittiğini burada hatırlatmam gerekmiyor. Dönemin şartlarının, süreçte görev üstlenmiş konumda bulunanlar kadar onlara âlet olanları da utandırdığını sonraki gelişmelerden biliyoruz. O tür âdetleri olmayan medya neferleri bile, sürecin ardından, yapıp-ettikleriyle ilgili günah çıkarma ihtiyacı duymuşlardı.

Sanki yakın geçmişte öyle bir arınma ihtiyacıyla ortaya atılmamış gibi yeniden 28 Şubat sürecinin söylemini bugünlerde hortlatmanın anlamı ne?

Elbette, herkes ve her medya organı, beğendiğini alkışlayıp yanlış gördüğüne karşı çıkabilir. İmam hatip liseleri de, bu yönüyle, eleştiriden muaf değil tabii. Eğitim düzeyi mi yetersiz, yoksa öğretilen konular mı günün ihtiyaçlarına cevap vermiyor, öğrenciler ve öğretmenlerden kınanası davranışlarda bulunanlar mı var; bunların her biri hem haber hem de yorum konusu yapılabilir…

Ancak, "İmam-hatip inadı bitmek bilmiyor" diye bir manşet atarsanız, bu, 28 Şubat'ın söylemini günümüzde hortlatmak anlamını taşır. Bunu da yapabilirsiniz elbette, ancak toplumdan saygı görmeyi bir daha aklınıza getirmemeyi göze alıyorsanız…

O manşetteki gibi kişisel ve kurumsal farkları göz ardı eden 'totalci' yaklaşımlar sadece bizde değil başka ülkelerde de görülmüştür; ancak hepsi de olağanüstü dönemlerde… Hitler'in belli bir ırktan ve bazı kurumlardan hoşlanmadığını, etkisi altına aldığı Alman basınını kişisel nefretini topluma yaygınlaştırmak için kullandığını biliyoruz. Nazilerin bunu yaparken sarıldıkları söylem de totalciydi…

Demokrasilerde ise, herkesi veya toplumun bir bölümünü yakından ilgilendiren uygulamalara farklı bir üslup egemen olmak zorunda. Milli Eğitim Şurası eğitim câmiasının en geniş biçimde temsil edildiği bir platform; orada konuşulan ve ilke kararına bağlanan konular siyasî iktidarlar için her zaman yol gösterici olmuştur. Şura'ya katılanlar görüşlerini açıklar ve varsa itirazlarını kayda geçirirler; karara bağlanan ilkeleri uygulamak (veya uygulamamak) hükümetlerin takdirine kalmıştır.

Bu defa da öyle olacaktır herhalde; iktidar, Şura'ya katılan uzmanların üzerinde etraflıca düşünülmüş görüşlerini, 28 Şubatçı reflekslerle manşet atanların keyfî tutumlarına yeğleyecektir.

Bir grup medya leşkerinin geçmişte yaptıklarından gerçekten utandıklarını sanmış ve günahlarını biz de unutulmaya terk etmiştik; meğer hâlâ bıraktığımız yerde duruyorlarmış…

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Kanun bir çalgı âleti değilse
   Pakistan bize benzemez
   Tahran'dan ileriye...
   Adını koyalım: Fiyasko
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Sağduyuya ihtiyaç var
   Dönüm noktası
   Zekâya da hakaret
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.