Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Tren kazası
Salı, 05 Aralık 2006 - (22:31)
Mahir Kaynak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir yanda ABD olduğu apaçık görünüyor ama karşısına El-Kaideyi, Irak’ı ya da en fazla İran’ı koyabiliyoruz. Böyle bir mücadelenin anlamsız ve dengesiz olduğunu düşünemiyoruz. Taraflar bunlarsa ve ABD yenilirse ne olacak? Eğer ABD bunların karşısında başarısız olursa ona neden en büyük güç muamelesi yapıyorsunuz?


Türkiye’nin AB üyeliği değerlendirilirken genel yaklaşım ülkemizin AB’nin bazı taleplerini karşılamadığı, bu beklentiler yerine getirilirse bir sorun kalmayacağı yönünde. Oysa bu sürecin her aşamasında sorunun tamamen farklı olduğunu ve uyumsuzluğun dünya dengeleri ve stratejik hesaplarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Eğer bu konuda bir laboratuar deneyi yapmak mümkün olsa ve biz AB’nin tüm istediklerini kabul ettiğimizi beyan etsek üyeliğimiz kesinleşir mi, sorusuna vereceğim cevap kesin bir hayır olacaktır.

Mesela Kıbrıs konusunda AB’nin endişesi ülkemizin oradaki varlığı değil Türkiye’nin giderek Kuzey Kıbrıs’taki kontrolü kaybetmekte oluşudur. Türkiye’nin üyeliği gerçekleştiği zaman zaten böyle bir sorun kalmayacaktır. Asıl sorun ülkemizde etkili olacak gücün niteliğidir ve AB’nin bize karşı olan üyelerinin, yani Almanya ve Fransa’nın, endişesi kendi dışlarındaki güç odaklarının ülkemizde etkin olmaları durumunda AB üzerindeki kontrollerini kaybedecek olmalarıdır.

Gelişmeleri genel bir model kurmadan değerlendirdiğimiz için beklentilerimizin tam tersi sonuçlarla karşılaşıyoruz. AB’nin taleplerini karşılamak için olağanüstü sayılacak gayretlerimize rağmen orantısız tepkilere muhatap oluyoruz. Bu konuda iki farklı yol izlenebilir. Birinci yol ortaya çıkan her sorunu bireysel olarak çözmek ve böylece hedefe ulaşmaktır ama bu geçersiz bir metottur ve herhangi olumlu bir sonuç elde edilememiştir. İkinci yol dünya dengelerini ve bu konuda rol oynayabilecek güçlerin hedef ve stratejilerini tesbit etmek ve bu veriler içinde bir yol haritası çizmektir.

Dünyada büyük bir mücadele yaşandığını biliyoruz ama bunun taraflarını tanımlayamıyoruz. Bir yanda ABD olduğu apaçık görünüyor ama karşısına El-Kaideyi, Irak’ı ya da en fazla İran’ı koyabiliyoruz. Böyle bir mücadelenin anlamsız ve dengesiz olduğunu düşünemiyoruz. Taraflar bunlarsa ve ABD yenilirse ne olacak? Eğer ABD bunların karşısında başarısız olursa ona neden en büyük güç muamelesi yapıyorsunuz?

ABD kendisine rakip olabilecek ve üstünlüğünü kaybederse sahip olduklarını bile koruyamayacağı güçlerle mücadele ediyor ve bunlar gördüğümüz küçük ülkeler değil. Bir yandan AB’nin ekonomik ve siyasal bir güç olmasını engellemek diğer yandan Çin’i kontrol etmek istiyor.

AB ise içine alacağı bir ülkenin, en önemlisi de Türkiye’nin kendi dışında bir gücün yörüngesinde olmasını istemiyor. Bu veriler ışığında bizim bazı düzenlemeler yaparak AB üyesi olmamız mümkün görünmüyor.

Herkese ters geleceğini bildiğim bir değerlendirmeyle yazıma son vereceğim. Eğer Türkiye bugünkü İran yönetimiyle ittifak içinde olursa hatta rejimi de benzer hale gelirse bugün demokrasimizden şikayet eden AB ülkeleri bizi üye yapmaz ama çok iyi ilişkiler kurar ve bayram ederler. Çünkü Türkiye’deki İslamcı hareket, İran’ın anti emperyalist ve anti kapitalist rejimine karşı, kapitalizmle barışık bir İslam yaratmak amacı taşıyordu.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mahir Kaynak'in Son 10 Yazısı
   Bomba
   İttifak
   Ne yapmalı?
   Bir uçtan diğerine
   Modele uyuyor
   Kim kimin dostu?
   B planı
   İran’ı anlamak
   İç hesaplar
   Globalleşme ne götürecek?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.