Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslamiyet Düşmanı 'Edebi Muhafazakarlar'
Pazar, 24 Aralık 2006 - (23:32)
Hilmi Yavuz
Zaman Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Sardar'a göre. Bunlardan ilki, Amerikan kültürünün mutlak üstünlüğünün kabulü, ikincisinin de Amerikan özgürlük ideallerinin sadece doğru olduğu değil, bu ideallerin Dünya'nın geri kalan ülkelerine de dayatılması gerektiğidir.


Ziauddin Sardar, İngiltere'de yaşayan Pakistan asıllı bir müslüman entelektüel. İslam'a karşı yürütülen oryantalist ve ırkçı yaklaşımlara karşı mücadelesiyle tanınıyor.

Bu konuda çok sayıda kitabı var: Başlıcaları, 'The Future of Muslim Civilisation' ('İslam Medeniyetinin Geleceği'); 'Information and Muslim World' ('İslam Dünyası ve Haberleşme') ve Merryl Wyn Davies ve Ashis Nandy ile birlikte yazdıkları 'Barbaric Others' ('Barbar Ötekiler'). Bu son kitabın alt başlığının 'A Manifesto on Western Racism' ('Batı Irkçılığı Üzerine Bir Manifesto') olduğunu hatırlatmakta yarar var.

Doğrusunu söylemek gerekirse, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Edward Said anısına düzenlediği sempozyumda, Ziauddin Sardar'ı görüp dinlemek isterdim. Sardar, İngiltere'de adı çok bilinen ve tanınan bir yazar ve düşünür;- hele, yine bazı arkadaşlarıyla birlikte Salman Rushdie üzerine yazdığı 'Distorted Imagination: Lessons from the Rushdie Affair' (Çarpıtılmış İmgelem: Rushdie Olayı'ndan Çıkarılacak Dersler) adlı çalışması, Said'in o görkemli eserinden sonra Oryantalizmin edebi ürünlerde nasıl metinselleştirildiğini apaçık ortaya koymak bakımından son derece önemliyken!..

Her neyse, Sardar'ın 9 Aralık 2006 günkü 'the Guardian' gazetesinde çıkan bir makalesini, yıllardır, Londra'da, BBC Türkçe Servisi'nde çalışan çok sevgili öğrencim Hüsnü Kural gönderdi. Sardar, bu makalesinde İngiliz edebi entelijansiyasının yeni muhafazakarlarından söz ediyor:;- 'İngiliz Edebi Muhafazakarları'ndan! İngilizcesinin ('British Literary Conservatives') kısaltılmışını da Sardar, makalesine başlık olarak yerleştirmiş: The Blitcon Supremacists! ('Blitcon Üstünlükçüleri');- A.B.D'nin 'Neocon'larına nazire olsun diye elbette…

Peki, kim bu Blitcon'lar? Sardar, bu sıralarda İngiltere'de pek revaçta olan üç romancıyı zikrediyor: Martin Amis, Salman Rushdie ve Ian McEwan! 'Romancılar, artık sadece romancı değiller', diyor Sardar, ''küresel akılhocaları' olarak, gazetelerin 'fikir sayfalarında, nüfuzlu dergilerde, TV programlarında, edebi festivallerde yazıp konuşarak sanat, yaşam, siyaset ve medeniyet hakkındaki düşüncelerimize biçim de veriyorlar…'

Blitcon'ların muhafazakar projelerinin üç tuhaf, belki de fantezi diyebileceğimiz üç dayanağı var Sardar'a göre. Bunlardan ilki, Amerikan kültürünün mutlak üstünlüğünün kabulü, ikincisinin de Amerikan özgürlük ideallerinin sadece doğru olduğu değil, bu ideallerin Dünya'nın geri kalan ülkelerine de dayatılması gerektiğidir. Sardar, bunun 'XXI. yüzyıl Oryantalizmi' olduğunu ve vurgunun 'Batı'nın üstünlüğünden Amerika'nın özgürlük ideallerinin üstünlüğüne kay[dığı]' anlamına geldiğini belirtiyor. Gene de, özellikle Ian McEwan'ın romanlarında 'Batı kanonu'nun insanlığın özü' olduğu konusu ağır basıyor Sardar'a göre… McEwan'ın 'Saturday' romanını okuyup bitirenlerin, Tolstoy'un 'Savaş ve Barış' romanını okumamış olan herhangi birinin gerçek anlamda insan olamayacağı sonucuna varacaklarını söylüyor…

'Blitcon' projesinin üçüncü dayanağı ise, İslam'ın Medeniyet idea'sına en büyük tehdidi oluşturduğudur. Salman Rushdie, bu argümanın en bilinen örneği. 'Şeytan Ayetleri'nde Rushdie, Hz. Peygamber için Oryantalist stereotip safsatalarla dolu bir yaşamöyküsü uydurur. Sardar, 'Şeytan Ayetleri' için şöyle diyor: 'Romanın sonunda İslam, insanlığın bildiği ne kadar yüce değer varsa, onların karşısındaymış gibi gösterilir.' Martin Amis de 'the Age of Horrorism'de, Kudüs'te. Kubbetü's Sahra' büyük olasılıkla, ayakkabılarını çıkarmadan girmekte ısrar ettiği için, kapıdaki görevlinin aldığı tavrı 'o anda beni, karımı ve çocuklarımı öldürmeye hazır olduğunu hissettim' diye yorumlayacaktır. Sardar, 'herhalde' diyor, 'kapıdaki görevlinin yüz ifadesi, büyük olasılıkla, kutsal bir mekana saygısızca girmeye kalkışan cahil ve küstah bir turist karşısında duyulan şaşkınlığın ifadesiydi…'

Kıssadan hisse: Oryantalizmin başlıca hedeflerinden birinin, İslam ve onun sevgili peygamberi olduğu ne zaman anlaşılacak?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hilmi Yavuz'in Diğer Yazıları
   İslam’da reform
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.