Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Saddam Hüseyin'in idamı: Kusurlu bir dava!
Pazartesi, 01 Ocak 2007 - (13:51)
Richard Dicker

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Saddam Hüseyin ve diğer iki eski Iraklı yetkilinin apar topar infaz edilmesi hükmü, derin bir biçimde kutuplaşan ve şiddet merkezi olan Irak'ta bir adım daha insan haklarına saygıdan ve hukuk devletinden uzaklaşıldığının bir işaretidir.

15 yıldır, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer organizasyonlar Saddam hükümeti dönemindeki hak ihlallerini kayda geçirdi. Saddam ve onun güruhunun korkunç uygulamalara imza attığı hususunda bir soru işareti yok. Ancak, temyiz mahkemesi tarafından idam kararının onaylanması, mahkeme tarafından yargılama sürecinde işlenen ciddi hatalarla birleşti ve sürecin güvenilirliğinin temelini daha fazla oydu.

Karar ve mahkumiyet 5 Kasım'da açıklandığında mahkemenin yargılaması henüz bitmemişti. Avukatların savunabilmesi için kayıt 22 Aralık'ta ulaşılabilir durumdaydı. Mahkemenin kuralına göre, savunma vekilinin 300 sayfalık mahkeme kararına cevap verebilmesi için iki haftadan daha az bir zamanı vardı. Zira, karşı tarafa 5 Aralık'a kadar mühlet verilmişti. Temyiz dairesi, Irak yasası tarafından izin verildiği şekilde sunulan yasal argümanları göz önünde bulundurmak için bir oturum gerçekleştirmedi. Mahkeme, üç haftadan kısa bir süre içinde dairenin 300 sayfalık kararını, savunma tarafından yazılmış sunuş ve ilgili tüm meselelerle birlikte adaletli bir biçimde gözden geçirdiği inancını savunuyor.

Bu, ciddi kusurların işlendiği, sıhhatsiz bir yargılamanın yapıldığı mahkeme kararını takip etti. Bu mahkeme, başından beri Irak hükümetinin ısrarcı politik müdahaleleri ile zayıflatıldı. Dahası, sanıkların hakları sistematik bir biçimde, müdafaaya önemli kanıtları göstermeyi engelleyen dizi hata ile reddedildi. Ayrıca, sanıkların kendilerine karşı tanıklık yapanlarla yüzleştirilme hakkı da ciddi bir biçimde ihlal edildi. En rahatsız edici olanı ise, yargılamanın ikinci mahkeme reisi tarafından sık sık takınılan tutumdaki kusurlardı. Ocak ayında, ilk mahkeme başkanı, önde gelen yetkililer tarafından yargılamadaki idare tutumuna yönelik kamuoyundaki protestolar nedeniyle istifa etti.

Bu hatalar, yargılamadan önceki durumun ciddiyeti ile çelişmektedir. Savaş sonrası, Nuremberg'deki yayınlardan sonra ilk kez, baskıcı bir hükümetin neredeyse tüm liderliği, büyük insan hakları ihlalleri gerçekleştiren bir yargılamaya izin verdi. Gerçekte ise, bu süreç bir rejimin konuşulamaz insan hakları ihlallerinin bir kaydı için büyür bir şanstı. Uluslar arası adillik standartlarına uyan yargılamalar tarihi gerçekleri daha iyi açığa çıkartır ve doğruluklarını kanıtlar, kurbanların deneyimlerinin halkın kabulüne katkı sağlar ve daha stabil bir demokratik sorumluluğun oluşumunu hazırlardı. Bunun yerine, Nuremberg'in aksine, yargılama usulleri, Iraklıların ne olduğu niçin olduğu yönündeki sorularını netleştirecek referans noktası oluşturamadı.

Ölüm cezası ise, insan haklarına saygıdan bir adım daha uzak bir karar. İdam cezası, hangi suçun işlendiğine bakılmadan, insanlık dışı ve acımasız bir karardır. Irak'ın bir gün insan hakları ve hukuk devletine saygı duyulacağını uman biri için Saddam'ın cezası önemli bir referans noktası olacaktır. İdam emri, hükümetin ceza hususunda temel insan haklarına bağlılığındaki yüzeyselliğinin bir işareti. Saddam'ın ortadan kaldırılması, rejiminin caniliğini netleştirme gibi eşsiz bir fırsatın kaçırılmış olması nedeniyle, onun yönetimi altında acı çekenlerin acılarını hafifletmeyecektir.

The Guardian, 29 Aralık 2006

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Richard Dicker'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.