Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
Salı, 09 Ocak 2007 - (22:48)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

“İslâm dünyası”nda İslâm'ın tek geçer akçe olmadığı tek yer sadece Türkiye (ve Türk dünyasıdır). İslâm, elitler ve medya tarafından sadece Türkiye'de tu-kaka edilebiliyor.


Tasada, kıvançta, dünya ve hayat tasavvurunda bütünleştirici yekvücût bir dünya anlamında, “İslâm dünyası” diye bir “yer” yok. Çünkü İslâm, bir medeniyet olarak tarihten çekilmiş durumda. Eğer İslâm, bir Yaratıcı, kâinât ve insan tasavvuru olarak; hayatı anlamlandıran bir varlık ve hakikat kaynağı olarak; ilim-düşünce, kültür-sanat ve dünya / hayat karşısında bir tavır geliştimek anlamında bir “siyaset” geleneği olarak kendisini medeniyet formunda yeniden üretebiliyor olsaydı, bir “İslâm dünyası”nın varlığından sözedebilmemiz mümkün olabilirdi.

Bir din, dolayısıyla kültür, dolayısıyla hayat-dünya tasavvuru, ancak bir mekân'da varolur (kevn); bir mekân'da tekevvün etme imkânı bulabilir. Bu mekân, öncelikli olarak şehir'dir. (Hz. Peygamber'in kendisini bir şehir olarak tarif etmesi bu bakımdan oldukça anlamlıdır ama bu başka bir yazının konusu). Eğer müslüman şehirlerimiz yoksa, İslâm'ın hayatımızı tanzim edebildiğinden sözetmemiz imkânsızlaşır. Mekân, bir “iskelet”tir, bedendir. Mekân'ın hayat ve hayatiyet kazanabilmesi için bir ruha ihtiyacı vardır. İşte o ruh, cemaat'tir.

Aslolan cemaat olabilmektir. Hedef, önce müslüman şahsiyetin, ardından cemaatin, sonra da mekân'ın inşası'dır. İslâm'daki bütün ibadetler, cemaati eksene alarak gerçekleştirilir: Bireysel olarak yapılan ibadetlerde de, her mümin, diğer müminlerin de aynı yükümlülüğü yerine getirdiğini tahayyül ederek ibadet eder.

Cemaat olma husûsiyetlerini yitirenler, cemiyet, ümmet ve medeniyet olma husûsiyet-lerini ve hassâsiyetlerini de, imkânlarını ve mekânlarını da yitirmekten kurtulamazlar. Bugün bir “İslâm dünyası”ndan sözedemeyişimizin nedenleri burada gizli.

Tek dünya var artık: Seküler Batı dünyası / uygarlığı. Batı uygarlığı, şimdi Amerikan modeliyle tüm dünyayı sekülerleştirmeye çalışıyor. Batılılar, dünya üzerindeki hegemonyalarını, daha mükemmel bir Tanrı, insan, kâinât, tabiat, hayat tasavvuruna sahip oldukları için başarmış değiller. Güç kullanarak, “tüm dünyayı” sömürgeleştirerek başarmış durumdalar.

Batı uygarlığının geliştirdiği seküler meydan okuma ve saldırı, başta Hıristiyanlık olmak üzere, İslâm'ın dışındaki bütün diğer dinleri ve kültürleri fosilleştirmiştir.

“İslâm dünyası” diye bir yer yok ama din, sadece müslüman toplumlarda tek geçer akçedir hâlâ. Bütün dinler sekülerizmin saldırısı sonucu ya yokolmuş, ya da fosilleştirilmiştir. Çin, Hindistan, Japonya, Singapur, Taylan, Kore gibi ülkelerde kapitalizmin bu kadar hızla yayılabilmesinin nedeni budur.

“İslâm dünyası”nda İslâm'ın tek geçer akçe olmadığı tek yer sadece Türkiye (ve Türk dünyasıdır). İslâm, elitler ve medya tarafından sadece Türkiye'de tu-kaka edilebiliyor. İslâm'ın kamusal (dolayısıyla siyasî, toplumsal, kültürel ve entellektüel) hayattan uzaklaştırıldığı ve bunun “savaş”ının verildiği tek yer Türkiye'dir. Bu da, elbette tesadüfî değildir.

Endonezya'dan Libya'ya, Suriye'den Mali'ye, Lübnan'dan Malezya'ya kadar gördüğüm en yakıcı gerçek şu: İslâm, bütün İslâm dünyasında tek sığınak, tek tutamak, tek dayanak. Seküler kesimler de, varlıklarını İslâm'a borçlular ve İslâm'ın tüm sömürü biçimlerine karşı özgürlük, onur, bağımsızlık, kişilik demek olduğunu onlar da kabul ediyorlar.

Batılıların İslâm'ı terörle özdeşleştirmelerinin nedeni, kapitalist / seküler saldırıya karşı direnen ve insanlığın umut kaynağı olan tek geçer akçenin İslâm olmasıdır. O yüzden, İslâm'ın bu gücünü topyekûn yok etmek; onun için de İslâm'ı sekülerleştirerek kamusal hayattan uzaklaştırıp bireysel alana hapsetmek için, müslümanların yeniden cemaat olmalarını, cemiyetler tesis etmelerini, medeniyet sıçraması geliştirmelerini önlemek kaygısıyla tarihin, yalanlara, numaralara dayalı en vahşî savaşını İslâm'a karşı büyük bir saldırı başlatarak veriyorlar.

İyi de, Türkiye'deki elitokrasinin Batılıların dümen suyundan giderek İslâm'ı hayattan uzaklaştırma çabalarına rağmen, dünyadaki müslümanların sadece Türkleri, bir gün “seküler yük”ten kurtularak, İslâm dünyasını seküler / kapitalist Batı'ya karşı yeniden ayağa kaldıracak yegâne aktör olarak görmelerinin nedeni ne peki?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.