Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irak'a askerî müdahale: Felakete davetiye
Perşembe, 25 Ocak 2007 - (06:02)
Şahin Alpay

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Gerek Kuzey Irak'ın PKK'ya üs olmaktan çıkması, gerekse Kuzey Irak'taki Türkmenlerin haklarının güven altına alınması için Türkiye'nin izleyeceği en etkili yol Iraklı Kürtlerin güvenini ve dostluğunu kazanmak.


Son günlerde Türkiye'nin Irak'a askeri müdahalede bulunacağına dair spekülasyonlar yoğunlaştı. TBMM, geçen salı günü Irak konusunu görüşmek üzere gizli oturum yaptı.

Sözü edilen müdahalenin telaffuz edilen ve edilmeyen o kadar çok hedefi var ki: Kuzey Irak'taki PKK'yı etkisiz hale getirmek... Kerkük'ün bir Kürt kenti haline getirilmesini engellemek... Irak Kürtlerinin bağımsızlık yolunda ilerleyerek Türkiye Kürtlerine örnek olmalarını önlemek... Irak'ın bölünerek Ortadoğu'daki dengeleri altüst etmesine izin vermemek...

Lale Sarıibrahimoğlu'nun bildirdiğine göre, ABD'nin, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK'yı etkisiz hale getirmek için şubat sonu ya da mart başında, en çok iki hafta sürecek bir operasyon yapmasına izin vermesi gündemde. Operasyonda Türk birliklerinin Kandil Dağı'na ve öteki hedeflere havadan indirme yapmaları öngörülüyor. Amerikan yönetimi, Iraklı Kürtlerin böyle bir müdahaleye itiraz etmeyeceklerine inanıyor. ("Today's Zaman", 22 Ocak)

Böyle bir operasyon ne sonuç verir? Türkiye, 1990'larda, üstelik Iraklı Kürtlerin tam desteğiyle çeşitli operasyonlar yaptı; fakat PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığına son verilemedi. Iraklı Kürt liderler bugün Türkiye'nin olası müdahalesini, özerkliklerine (ve bağımsızlık özlemlerine) yönelik bir tehdit olarak görüyor. PKK'nın varlığından hiç hoşnut değillerse de "Kürt'ü Kürt'e karşı savaştırmak" istemiyorlar. PKK'nın tasfiyesi için en etkili yolun Ankara'nın sıradan militanların sivil hayata dönmelerini sağlayacak bir af çıkarması olduğunu söylüyorlar. Bugünkü koşullarda, Amerikalıların onayıyla da olsa, yapılacak bir müdahalenin eskilere göre daha başarılı olacağı hayli kuşkulu. Nitekim Sarıibrahimoğlu'na göre, aslında ne Washington ne de Ankara, bu operasyonla netice alınacağına inanıyor. TSK, Kuzey Irak'taki PKK'ya karşı bir şeyler yapılmazsa kendisine duyulan güvenin sarsılacağını düşünüyor. PKK'ya karşı hiçbir önlem almadığı için tepki çeken Bush yönetiminin amacı ise Türk kamuoyundaki itibarını bir nebze tamir etmek.

Gelelim Irak'a askeri müdahalenin telaffuz edilen ya da edilmeyen öteki gerekçelerine. Ankara, Kerkük'ün tüm etnik grupların ortak kenti olmasını, Kerkük petrollerinin bütün Iraklılara ait olmasını, Irak'ın bütünlüğünün korunmasını istemekte haklı olabilir. Diplomatik yollardan bu amaçlara ulaşmak için elinden geleni de yapabilir. Ne var ki Irak'ın kaderine, eninde sonunda komşuları ya da başkaları değil Iraklıların kendileri karar verecek. İşgal ederek oradaki rejimi ve devleti yıkabilen süperdevlet, Irak'ın geleceğini tayin edebiliyor mu?

Türkiye Kürtlerinin ezici çoğunluğunun ayrılmayı düşünmediklerini, demokratik haklarını elde etmek istediklerini kabul etmek için pek çok neden var. Ne var ki, tıpkı Türkiyeli Türkmenler gibi, Türkiyeli Kürtlerin önemli bir bölümü de Irak'taki soydaşlarının kaderiyle ilgileniyor. Onların yeniden bir diktatörlüğün pençesine düşmelerini istemiyor. Eğer 1 Mart tezkeresi geçse ve Türkiye Irak'a bulaşsaydı, PKK'nın başaramadığı Türk-Kürt savaşının tetiklenmesi, Türkiye'de demokrasinin ve ekonominin bundan çok ağır bir zarar görmesi ihtimali yüksekti. Bugün Türkiye'nin Kuzey Irak'a Kerkük nedeniyle yapacağı bir askeri müdahalenin bu felaketli sonuçları doğurması ise kaçınılmaz. Türkiye, bu tuzağa düşmemeli.

Gerek Kuzey Irak'ın PKK'ya üs olmaktan çıkması, gerekse Kuzey Irak'taki Türkmenlerin haklarının güven altına alınması için Türkiye'nin izleyeceği en etkili yol Iraklı Kürtlerin güvenini ve dostluğunu kazanmak. Türkiye'nin etkili gücü silahlı değil "yumuşak" gücüdür. Türkiye kendi demokrasisini güçlendirmeye devam eder, Iraklı Kürtlere örnek olabilirse onların geniş özerklik kazanmaları, giderek bağımsız olmaları Türkiye'nin aleyhine değil, aksine lehine olabilir.

Türkiye, bütünlüğünü ve güvenliğini sağlama almak için önceliği içeride demokrasiyi pekiştirmeye vermeli; dışarıda barışçı ve diplomatik yöntemlere bağlı kalmalı.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Şahin Alpay'in Diğer Yazıları
   Abdülkerim Soruş ve İslami liberalizm
   İsrail militarizme boğuluyor
   “Uygarlıklar diyaloğu”nun sınırları
   İspanya’nın dersleri
   Şaron-Olmert planı yürümez
   Edward Said ve entelektüelin sorumluluğu
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.